12 Kasım 2011 Cumartesi

MİLLİ TAKIM OTOPSİ RAPORU

Adı milli olan herşey bizimse, ve bizim sorumluluğumuz altında ise, ölüyü defin işlemi de yılların mezarlık şefi olarak enbaşta bana ait.

Hidink, yıllar önce kuyruğu dik zamanlarda "dansözlerle dans merakında" bir adamdı. Cinsel cazibesi ve bütün yakışıklılığıyla nişantaşı ve bağdat caddesinde salınırdı. Dansöz olayı götüne girince, diğer 3. dünya ülkelerinin milli takımlarında kariyer yaptı. Şimdi 65 yaşında ve en fazla 100 adet sevişme potansiyeli var, yani hayatının geri kalanında yüzde 60 bile yapsa, en fazla 60 defa sevişebilir, 80 yaşına kadar yaşayacağını hesap edersek. Buradan şu çıkıyor, Hidink efendinin hayatta tek amacı kalan sevişmelerine oynamak. Kenarda kıyıdaki 100 milyon civarındaki parasını düşünürsek, hidinkin bize birşey vermeyeceği, sadece yılda 8 milyon hatırına öflene püflene milli hoca olmayı bu şekilde kabul etti. Bu paralelde yılda 2 ay Türkiyedeydi. Oğuz takım yaptı ve sadece mailleştiler. Rezil futbolla Almanyanın ardında olmayı kabul etmeleri zaten aşağılık bir hadiseydi. Sadece kalan 10-15 yıl ömrünü düşünen bir adamdan daha fazlasını beklemek dünyada bize mahsus bir özellik.

Futbolcularımız, havalarından geçilmeyen topçularımız, bu başıboşluktan çok nefis yararlandılar. Kasım ayında havanın soğuk olmasını hesap edemeyip, kendi havalarında boğuldular. Sonunda sarı kart görerek kendilerini dışarı aldılar. Korkakların yolunu tercih ettiler. Bazıları taraftarlarla tartışarak içlerindeki husumeti örtmeye çalıştı. Neticede 2012 yazında tatillerini yaparak, hidink önderleri gibi stres atarak para yiyecekler. Hatta aralarından bazıları turnuva maçlarını takip edecek, eğlenecekler ve tatilleri daha zevkli olacak.

Sponsor denilen tabelacılar ise, futbolu yönetme endişeleriyle, her türlü entrikayı resmileştirdi. Artık sponsorların tabelası bu cılız milli takıma ağır geliyor. Yayıncı kuruluşlar, tedarikçiler, reklamcılar tamamı milli takımın içini dışını boyadı, ortaya aciz bir gezginler kumpanyası çıktı. Artık masraflar bile çıkmıyor bu komediden.

Medya ise artık gelişmelerde değil, sonuca odaklı halleri ile bu cenazenin tabelacısı görevini üstlendi. Satmak uğruna, onur ilke ahlak etik denilen kavramları görmezden gelip, milli takım tiyatrosunu sofraya meze olarak getiriyorlar.

Bu ve bir bu kadar rezalet içinde, bir taneside arena stadı. Devlet politikası ile yüzdürülmeye çalışılan bu stadın, imalat masrafları çıkması için bu kadar milli maçı taşıması sonucunda, önce zemini, sonra tartışmaları ve en sonunda taraftarı patladı. Oysa haram para ile saadet olmayacağı tarihler ötesi bir gerçek. 2000 li yıllarda ben halen daha harama, uğura, ve hakkaniyetin su yüzüne çıkacağına inanmaktayım.

Tüm bu görüşlerimin kanıtı olan belge ise; Aziz YILDIRIM gibi son 13 yıla hükmeden en önemli hizmet adamının, en gerçek, en somut, en yürekli adamın içeride çürümesidir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder