10 gün sonra kırkımdan merdivenle düşeceğim, elim ayağım kafam eskiyecek, boşverrr.
Tanıdık dost akraba, bir sürü yüz, bir sürü yaşanmışlık, kitap yazsam kağıt yetmez ama, boşverrrr.
Kariyerde bi sıcak çay içecek mekan yapamadık, aman boşverrrr.
Hayatımız boyunca aşk hep eşek oldu ve tepti de tepti ama boşverrrr.
Başarı denilen şeyden karpuz yapamadım ama miniminnacık bisürü misketim var, boşverrr.
İstenilen kişi olamadım ama istediğim ömrü yaşamayı başarabildim ya, boşverrr.
Allah ile aram adeta örnek gösterilecek kadar örnekti, hayat gailesi bu alakayı biraz dıştan törpüledi, içten daha sağlam ama boşverrrrr.
21 Mayıs 2011 Cumartesi
20 Mayıs 2011 Cuma
Fenerbahçe Taraftarlarına Şampiyonluk kutlama önerileri
1- Tava edinin, tüp edinin, hamsi alın, mısırunu'na bulayın, yağda kızartın, Taksim meydanı yada Bağdat caddesinde vatandaşa sebil dağıtın.
2- Fenerbahçeye yapılan tüm haksızlıklara karşı kafanıza prezervatif geçirin, bu şekilde şampiyonluğu kutlayın.
3- Bir adet vitrin mankeni bulun, üzerine Fenerbahçe harici her takımın formasını giydirin, kız arkadaşınız gibi süsleyin ve dolaştırın. Not: Vitrin mankeni yerine Şişme kadın da kullanabilirsiniz.
4- Boşverin bunları, deli gibi şampiyonluğunuzu kutlayın. Delirin Çıldırın.
2- Fenerbahçeye yapılan tüm haksızlıklara karşı kafanıza prezervatif geçirin, bu şekilde şampiyonluğu kutlayın.
3- Bir adet vitrin mankeni bulun, üzerine Fenerbahçe harici her takımın formasını giydirin, kız arkadaşınız gibi süsleyin ve dolaştırın. Not: Vitrin mankeni yerine Şişme kadın da kullanabilirsiniz.
4- Boşverin bunları, deli gibi şampiyonluğunuzu kutlayın. Delirin Çıldırın.
18 Mayıs 2011 Çarşamba
OROSPUNUN KENTYAŞAMI +18
Firma olmuştu istanbulda Feryal.
Şişli lisesinde 94 te mezun olmuştu. Lisede çıktığı şişli belediye encümen reisi'nin oğlu ile ilk deneyimini kabataş setüstündeki o ıssız yağmurlu gecede yaşamıştı.
Sonradan dedikodusu türedi, Feryal orospu oldu cümleleri sakızdı artık ağızlarda. İlişkisini unutmak için denediği yöntem ise yeni ilişkilere yönelmekti.
99 yılında ramiz isimli bir tekstilci ile nişanlı kaldı 6 ay. Ramiz elazığlı ve zengindi, pis sakalları, altın zinciri ve siyah bwm'si olan biriydi. O kadar.
Sonradan bir süre arkadaşlarıyla catering işi ortaklığına girdi, ama işbilmezliğinden ötürü 10 milyarlık bir senet imzalayıp işten uzaklaştırıldı, zaten yemekçi olamayacak kadar albenisi vardı feryalin.
Bi süre eskord işine gönül verdi, ,istanbula gelen japon arap 42 milletten adama özel eskortluk yada rehberlik tarzı bir organizasyona girişti. Ve yasak olsada bu janti işadamlarına fahişelik yapmaya başladı. İsveçli frederikson sırf eskort hizmeti almak için 5 kez istanbula geldi orospunun evladı. Ama günlüğü 200 dolar olan bu organizasyon artık feryalin ışıltılı hayatına cevap veremiyordu.
Feryal bu mihvalde henüz dinç olan bedenini kendi pazarlayacak ve paralayacaktı. Bu sebeple etilerde bir ev kiraladı. Gönül isimli eskord arkadaşını bu eve taşıdı. Artık spordan siyasete, iş aleminden sanatçıya, organizatörden menejere, geniş bir yelpazede orospuluk hizmeti yapıyordu feryal. Dolar trafiği başını döndürmüştü, gecede 1500 dolarlara varan deli sevişmeler ile neredeyse her çalan telefona atlıyor ve gece gündüz farkını sıfırlıyordu bedeniyle. Aylık geliri 40-50 bin dolar arası gidiyorrrrr - geliyordu.
Birde yaptığı işten zevk alma düsturunu paye edinmişti, gerçekten sevişiyor gerçekten veriyor, gerçekten kuduruyordu. Yeni gelin performansına yaklaşan bir maratonun kahramanıydı. Orgazm tekniğini geliştirdikçe, sosyetedeki koko partilerinin en ikoncanı oldu. Bütün büyük dalgaları feryal yakalıyordu. Bir numaralı orospuydu, hatta bir iki tane aşığı oldu. Onlara ev araba sattırdı.
Beş yılda beşyüzbin doları ayağa dikti. Aslında kazandığı paranın GMSH si en az 2 milyon dolardı ama spor, beslenme, güvenlik, rüşvetler, kaptırmalar, sağlık, ve bütün orospuya has giderler gidince 500 bin dolar kalmıştı.
Bir gün bir tebligatçı dayandı kapıya, elinde catering işinden kalma 10 milyarlık senet ve yılların müteakip faiziyle 350 bin dolarlık bir geçmiş karşısına dikildi.
Kalan 150 bin doları iş arkadaşı gönül çaldı.
İstanbul ise Feryalin orospuluğuna doymuştu artık. Gecede 200 dolara inmişti nafaka, nafaka İstanbul ile olan evliliğinden ve boşanmasından kaynaklı aylık geliriydi orospu Feryalin.
Babası Yalçın bey, yenikaramürsel de ( Y.K.M.) reyon memuruydu, 48 yaşında ölmüştü, birgün kızının istediği, sinemaya gitmek için istediği 5 milyonu vermediği için Feryal fahişelik otobanına sapmıştı. Ama gelgelelim, o gün yalçın beyin cebinde 5 lira yoktu zaten.
Hikayemin başına neden +18 yazdığımı bimiyorum ama hikaye aslında -18 başlangıçlı.
Her orospunun babası erken ölmüştür nedense, her orospu gençkızlığını yaşayamamıştır nedense, her orospunun başından kötü bir nişanlılık yada evlilik geçmiştir genelde.
Hikayemin bir anafikri var elbette, ama ana tema şu; "ne kadar istekle ve isteyerek yaparsan yap orospuluğunu yada ibneliğini yada götverenliğini, dikiliverir karşına geçmişin kayıtları yarrak gibi......."
Şişli lisesinde 94 te mezun olmuştu. Lisede çıktığı şişli belediye encümen reisi'nin oğlu ile ilk deneyimini kabataş setüstündeki o ıssız yağmurlu gecede yaşamıştı.
Sonradan dedikodusu türedi, Feryal orospu oldu cümleleri sakızdı artık ağızlarda. İlişkisini unutmak için denediği yöntem ise yeni ilişkilere yönelmekti.
99 yılında ramiz isimli bir tekstilci ile nişanlı kaldı 6 ay. Ramiz elazığlı ve zengindi, pis sakalları, altın zinciri ve siyah bwm'si olan biriydi. O kadar.
Sonradan bir süre arkadaşlarıyla catering işi ortaklığına girdi, ama işbilmezliğinden ötürü 10 milyarlık bir senet imzalayıp işten uzaklaştırıldı, zaten yemekçi olamayacak kadar albenisi vardı feryalin.
Bi süre eskord işine gönül verdi, ,istanbula gelen japon arap 42 milletten adama özel eskortluk yada rehberlik tarzı bir organizasyona girişti. Ve yasak olsada bu janti işadamlarına fahişelik yapmaya başladı. İsveçli frederikson sırf eskort hizmeti almak için 5 kez istanbula geldi orospunun evladı. Ama günlüğü 200 dolar olan bu organizasyon artık feryalin ışıltılı hayatına cevap veremiyordu.
Feryal bu mihvalde henüz dinç olan bedenini kendi pazarlayacak ve paralayacaktı. Bu sebeple etilerde bir ev kiraladı. Gönül isimli eskord arkadaşını bu eve taşıdı. Artık spordan siyasete, iş aleminden sanatçıya, organizatörden menejere, geniş bir yelpazede orospuluk hizmeti yapıyordu feryal. Dolar trafiği başını döndürmüştü, gecede 1500 dolarlara varan deli sevişmeler ile neredeyse her çalan telefona atlıyor ve gece gündüz farkını sıfırlıyordu bedeniyle. Aylık geliri 40-50 bin dolar arası gidiyorrrrr - geliyordu.
Birde yaptığı işten zevk alma düsturunu paye edinmişti, gerçekten sevişiyor gerçekten veriyor, gerçekten kuduruyordu. Yeni gelin performansına yaklaşan bir maratonun kahramanıydı. Orgazm tekniğini geliştirdikçe, sosyetedeki koko partilerinin en ikoncanı oldu. Bütün büyük dalgaları feryal yakalıyordu. Bir numaralı orospuydu, hatta bir iki tane aşığı oldu. Onlara ev araba sattırdı.
Beş yılda beşyüzbin doları ayağa dikti. Aslında kazandığı paranın GMSH si en az 2 milyon dolardı ama spor, beslenme, güvenlik, rüşvetler, kaptırmalar, sağlık, ve bütün orospuya has giderler gidince 500 bin dolar kalmıştı.
Bir gün bir tebligatçı dayandı kapıya, elinde catering işinden kalma 10 milyarlık senet ve yılların müteakip faiziyle 350 bin dolarlık bir geçmiş karşısına dikildi.
Kalan 150 bin doları iş arkadaşı gönül çaldı.
İstanbul ise Feryalin orospuluğuna doymuştu artık. Gecede 200 dolara inmişti nafaka, nafaka İstanbul ile olan evliliğinden ve boşanmasından kaynaklı aylık geliriydi orospu Feryalin.
Babası Yalçın bey, yenikaramürsel de ( Y.K.M.) reyon memuruydu, 48 yaşında ölmüştü, birgün kızının istediği, sinemaya gitmek için istediği 5 milyonu vermediği için Feryal fahişelik otobanına sapmıştı. Ama gelgelelim, o gün yalçın beyin cebinde 5 lira yoktu zaten.
Hikayemin başına neden +18 yazdığımı bimiyorum ama hikaye aslında -18 başlangıçlı.
Her orospunun babası erken ölmüştür nedense, her orospu gençkızlığını yaşayamamıştır nedense, her orospunun başından kötü bir nişanlılık yada evlilik geçmiştir genelde.
Hikayemin bir anafikri var elbette, ama ana tema şu; "ne kadar istekle ve isteyerek yaparsan yap orospuluğunu yada ibneliğini yada götverenliğini, dikiliverir karşına geçmişin kayıtları yarrak gibi......."
17 Mayıs 2011 Salı
FECİ HALDE MASTÜRBE EDİLİYORUZ...
Gerçek yaşam kalitesi ile suni yaşam kalitesini karşılaştırıyorum kafamda yüzüncü kez.
İyi yaşayan insanların tarzlarına eğiliyorum. Bunun para ile ilişkisini sorguluyorum kafamda. Parası olanın yaşantısı kalitelidir tezini sorguluyorum. Ve para ile kaliteli yaşamın ortak paydalarda olmadığını düşünüyorum.
Ömrünün sonunu yaşayan bir insanın "ömrümü dolu dolu yaşadım" özetini nasıl yapabildiğini anlamaya çalışıyorum. Nasıl gözü açık gitmeyecek diye kıskançlıkla iç geçiriyorum. Az biraz anlayabiliyorum.
Konunun özü bıçak altına yatmakla alakalı. Yani yaşamın değerini bilmemiz gereken durumları tecrübe etmekle. Ve iyi geçen zamanların ortalaması ( H = Z x P ) ne kadar yüksek ise, BEN DOLU DOLU YAŞADIM ÖMRÜMÜ demenin gerçekliği o kadar manalı.
İyi yada kaliteli dediğimiz ömrün bir takım bileşenleri var. AŞK, LÜKS, BAŞARI, ORTAM, HUZUR, PARA, TÜKETİM, KARİZMA, GÜVEN, vesair. ( ekle babam ekle )
Şimdiki konu ; Dolu dolu yaşayabildim demek ise, -ŞU AN YAŞADIĞIMIZ HAYATIN SPEKÜLASYONLARI HAKKINDA SİZLERLE PAYLAŞMAM GEREKENLER VAR. Yaşam kalitesini sorgulamamızla alakalı.
1- TV. Diziler bizi mastürbe ediyor. Oradaki karakterler ile özdeşleşmemizi yakalayan dizi başarılı oluyor. Cemileler, pargalılar, polatlar, bilaller, ezeller, ahmetler, mehmetler, aylinler, hatta ve hatta KAPTAN ALİ'LER.
2- Acun. Kendisi rol model olan bu dogmatik kişilik ve kullandığı yarışma formatlarındaki karşı karşıya getirme teknolojileri ile, egzejerasyon politikaları, kişilik çatışmaları, yada hayatı suni yaşattıracak her tür komplikasyona kurban oluyoruz.
3- Futbol. Sesimizi duyurmanın en kolay yolu olan sportif oyun ile, kendimizi aşma denilen olguya tavan yaptırıyoruz. Bir ordunun komutanı, bir devrimin lideri, bir dinin peygamberi, bir akımın öncüsü olabiliyoruz.
4- Bohemlik. Beyoğlu yaşam kültüründe en barizini gördüğümüz bohemlik ile en ucuz kavram olan kahramanlık ve districted, yani ayrı kişi olma kostümünü giyerek kendimizi 100 ile çarpabiliyoruz. Biz toplumdan farklıyız dönmedolabi ile özellikle beyoğlunda yapılan sohbetler, ahbaplıklar, ışıltılı hayatın el fenerini sallamak yöntemleriyle, kendi kendimizi beceriyoruz. Bu döngüden ise, oradaki ucuz barlar ve restoranlar hayatının balık istifini yapıyorlar. Söylem teyzenin yaşam tarzını da deşifre ettim böylece, kendisine selam, eski dostu mustafadan.
5- Şans oyunları. Adı üstünde, şansın oyunları. Oynamak isteyene hayal bedava, hayaletler hizmetçi.
6- Ucuz seks. Hayat devir daimi boyunca kendini kudretin sembolü zanneden beyefendilerimiz ile kendini carmena mendoza zanneden hanımefendilerin eline verilmiş en düsturlu dönmedolap. Alan razı satan razı olayının destanlaştırılmış aktivitesi. Burada balık istifini ise, işi en kolaya indirgeyen meşhur -yabancı uyruklu kadınlar- yapıyor.
7- Sanalite. Yukarıda saydığım her maddenin bir tuşa indirgenmesi. Basitin basitliği. Arkadaşımız facebok, haberleşmemiz msn, sallamalarımız twit, sevişmemiz ise sanal sitelerde saklı. Hepimizin kasedi var, kasedi olmayan pöskevit yesin.
8- Mustafa Sinan MEHİR
İyi yaşayan insanların tarzlarına eğiliyorum. Bunun para ile ilişkisini sorguluyorum kafamda. Parası olanın yaşantısı kalitelidir tezini sorguluyorum. Ve para ile kaliteli yaşamın ortak paydalarda olmadığını düşünüyorum.
Ömrünün sonunu yaşayan bir insanın "ömrümü dolu dolu yaşadım" özetini nasıl yapabildiğini anlamaya çalışıyorum. Nasıl gözü açık gitmeyecek diye kıskançlıkla iç geçiriyorum. Az biraz anlayabiliyorum.
Konunun özü bıçak altına yatmakla alakalı. Yani yaşamın değerini bilmemiz gereken durumları tecrübe etmekle. Ve iyi geçen zamanların ortalaması ( H = Z x P ) ne kadar yüksek ise, BEN DOLU DOLU YAŞADIM ÖMRÜMÜ demenin gerçekliği o kadar manalı.
İyi yada kaliteli dediğimiz ömrün bir takım bileşenleri var. AŞK, LÜKS, BAŞARI, ORTAM, HUZUR, PARA, TÜKETİM, KARİZMA, GÜVEN, vesair. ( ekle babam ekle )
Şimdiki konu ; Dolu dolu yaşayabildim demek ise, -ŞU AN YAŞADIĞIMIZ HAYATIN SPEKÜLASYONLARI HAKKINDA SİZLERLE PAYLAŞMAM GEREKENLER VAR. Yaşam kalitesini sorgulamamızla alakalı.
1- TV. Diziler bizi mastürbe ediyor. Oradaki karakterler ile özdeşleşmemizi yakalayan dizi başarılı oluyor. Cemileler, pargalılar, polatlar, bilaller, ezeller, ahmetler, mehmetler, aylinler, hatta ve hatta KAPTAN ALİ'LER.
2- Acun. Kendisi rol model olan bu dogmatik kişilik ve kullandığı yarışma formatlarındaki karşı karşıya getirme teknolojileri ile, egzejerasyon politikaları, kişilik çatışmaları, yada hayatı suni yaşattıracak her tür komplikasyona kurban oluyoruz.
3- Futbol. Sesimizi duyurmanın en kolay yolu olan sportif oyun ile, kendimizi aşma denilen olguya tavan yaptırıyoruz. Bir ordunun komutanı, bir devrimin lideri, bir dinin peygamberi, bir akımın öncüsü olabiliyoruz.
4- Bohemlik. Beyoğlu yaşam kültüründe en barizini gördüğümüz bohemlik ile en ucuz kavram olan kahramanlık ve districted, yani ayrı kişi olma kostümünü giyerek kendimizi 100 ile çarpabiliyoruz. Biz toplumdan farklıyız dönmedolabi ile özellikle beyoğlunda yapılan sohbetler, ahbaplıklar, ışıltılı hayatın el fenerini sallamak yöntemleriyle, kendi kendimizi beceriyoruz. Bu döngüden ise, oradaki ucuz barlar ve restoranlar hayatının balık istifini yapıyorlar. Söylem teyzenin yaşam tarzını da deşifre ettim böylece, kendisine selam, eski dostu mustafadan.
5- Şans oyunları. Adı üstünde, şansın oyunları. Oynamak isteyene hayal bedava, hayaletler hizmetçi.
6- Ucuz seks. Hayat devir daimi boyunca kendini kudretin sembolü zanneden beyefendilerimiz ile kendini carmena mendoza zanneden hanımefendilerin eline verilmiş en düsturlu dönmedolap. Alan razı satan razı olayının destanlaştırılmış aktivitesi. Burada balık istifini ise, işi en kolaya indirgeyen meşhur -yabancı uyruklu kadınlar- yapıyor.
7- Sanalite. Yukarıda saydığım her maddenin bir tuşa indirgenmesi. Basitin basitliği. Arkadaşımız facebok, haberleşmemiz msn, sallamalarımız twit, sevişmemiz ise sanal sitelerde saklı. Hepimizin kasedi var, kasedi olmayan pöskevit yesin.
8- Mustafa Sinan MEHİR
14 Mayıs 2011 Cumartesi
GEL ŞAMPİYONLUK GEL
Fenerbahçeliyim.
Fenerbahçe ile ilgili evrendeki her titreşimden bir tanesi kalbimin çarpmasıdır.
Kulağım gözüm oraya bakar.
Düşmanlarımın sayısını bilemeyecek kadar büyük bir camianın mensubuyum.
Herkes eğlenirken ben eğlenemem, ama ben eğlenirken herkez üzülür.
Ben üzülürken herkez eğlenir. Herkez üzülürken ben eğlenemem.
Ve şimdi şövalyelik zamanı, şimdi taç giyinme zamanı.
Şimdi yaradılışımın manasından birini yaşama zamanı.
Bulutların çölüme ağlama zamanı.
Kısmetse Sivas diyarında bu anı ölümsüzleştireceğim. Kısmetse kelebeklerin çuvalını açacağım. Kısmetse İstanbula dönen kelebeklerin sırtındaki kafilede uçacağım. Kısmetse, mühendis, memur, zengin, tüccar, artist, ne olursa olsun, binlerce kelebekle caddeye dalacağım. Kutsanmış bir çeşmeden kana kana birincilik şerbetini içeceğim.
Tarihe kayıt geçen o günü her titreşimde duyabiliyor, her titreşimde heyecanlarak bekliyorum. Binlerce kalbin titreşiminde olduğu gibi. Kupayı gözyaşımla sileceğim.
GEL ŞAMPİYONLUK GEL.
Fenerbahçe ile ilgili evrendeki her titreşimden bir tanesi kalbimin çarpmasıdır.
Kulağım gözüm oraya bakar.
Düşmanlarımın sayısını bilemeyecek kadar büyük bir camianın mensubuyum.
Herkes eğlenirken ben eğlenemem, ama ben eğlenirken herkez üzülür.
Ben üzülürken herkez eğlenir. Herkez üzülürken ben eğlenemem.
Ve şimdi şövalyelik zamanı, şimdi taç giyinme zamanı.
Şimdi yaradılışımın manasından birini yaşama zamanı.
Bulutların çölüme ağlama zamanı.
Kısmetse Sivas diyarında bu anı ölümsüzleştireceğim. Kısmetse kelebeklerin çuvalını açacağım. Kısmetse İstanbula dönen kelebeklerin sırtındaki kafilede uçacağım. Kısmetse, mühendis, memur, zengin, tüccar, artist, ne olursa olsun, binlerce kelebekle caddeye dalacağım. Kutsanmış bir çeşmeden kana kana birincilik şerbetini içeceğim.
Tarihe kayıt geçen o günü her titreşimde duyabiliyor, her titreşimde heyecanlarak bekliyorum. Binlerce kalbin titreşiminde olduğu gibi. Kupayı gözyaşımla sileceğim.
GEL ŞAMPİYONLUK GEL.
KENDİM
Sabah düşündüm otobüste.
Ben ve yararım nedir diye.
Hani seçim ortamı var ya, herkes cayır cayır bağırmakta.
Şimdiye kadar çalışarak kazandığım 250-300 bin liraya karşı tamamını harcamışım. Yurtiçinde.
Bu paranın yarattığı katmadeğer 1,250 milyar düzeyinde. Yani 3-4 vatandaşa istihdam yaratacak bir katkı. Hemde hayata nispeten geç başlamış olmama rağmen.
Birde bankalarla olan ilişkilerimden ötürü yaklaşık 12-13 bin lira düzeyinde ekstra ödemem var. Bu katmadeğerin bankalarda geviş getirilmesi sonucu en az 50 bin liralık bir üretim söz konusu.
Satış göreviyle alakalı olarak, yaptığım yaklaşık 8 trilyon düzeyinde bir ticaret hacmi sözkonusu. Yani şimdiye kadar yaptığım satışlarım GSMH'si. Bunun 5 trilyonu zaten olacaktı, ama en az 3 trilyonu yaratıcı satış aktivitelerimin sonucu. Yani olmayacağın olmasıyla alakalı. Bunun katmadeğeri paha biçilemez, zira burada kıstasımız ise "standart bir türkün katmadeğeri" ile yapılacak karşılaştırma.
Bir blog yazılarım var. İsteyen istediğini alıp-satabiliyor. Bu katkı marjinal bir katkı. Maddi değerlerle ölçülemiyor. Ya değersiz yada hayat değiştirecek kadar değerli.
Cami için yardım toplama aktivitelerim oldu. Nişantaşı meşrutiyet cami.
Birde çırak nevinden katkım olan insanlar var.
Birde benden feyz ayrıştıran kimlikler var. Büyük küçük farketmiyor.
Bilmediğim ne varsa daha onlar da sizlerdendir. Sizi ilgilendirir...
Ben ve yararım nedir diye.
Hani seçim ortamı var ya, herkes cayır cayır bağırmakta.
Şimdiye kadar çalışarak kazandığım 250-300 bin liraya karşı tamamını harcamışım. Yurtiçinde.
Bu paranın yarattığı katmadeğer 1,250 milyar düzeyinde. Yani 3-4 vatandaşa istihdam yaratacak bir katkı. Hemde hayata nispeten geç başlamış olmama rağmen.
Birde bankalarla olan ilişkilerimden ötürü yaklaşık 12-13 bin lira düzeyinde ekstra ödemem var. Bu katmadeğerin bankalarda geviş getirilmesi sonucu en az 50 bin liralık bir üretim söz konusu.
Satış göreviyle alakalı olarak, yaptığım yaklaşık 8 trilyon düzeyinde bir ticaret hacmi sözkonusu. Yani şimdiye kadar yaptığım satışlarım GSMH'si. Bunun 5 trilyonu zaten olacaktı, ama en az 3 trilyonu yaratıcı satış aktivitelerimin sonucu. Yani olmayacağın olmasıyla alakalı. Bunun katmadeğeri paha biçilemez, zira burada kıstasımız ise "standart bir türkün katmadeğeri" ile yapılacak karşılaştırma.
Bir blog yazılarım var. İsteyen istediğini alıp-satabiliyor. Bu katkı marjinal bir katkı. Maddi değerlerle ölçülemiyor. Ya değersiz yada hayat değiştirecek kadar değerli.
Cami için yardım toplama aktivitelerim oldu. Nişantaşı meşrutiyet cami.
Birde çırak nevinden katkım olan insanlar var.
Birde benden feyz ayrıştıran kimlikler var. Büyük küçük farketmiyor.
Bilmediğim ne varsa daha onlar da sizlerdendir. Sizi ilgilendirir...
12 Mayıs 2011 Perşembe
BEŞİKTAŞIN KUKASI
Peh peh peh
bizim 29 senedir alamadığımız kupayı beşiktaş aldı.
Kazandığı toplam para 3,650 bin dolar. Yani fernandesin kirası. ( çete mensubu )
Peki Şampiyon olan takım kaç lira kazanıyor?
40 milyon avru.
Birde maç kazanırsan alacağın paralar. Mesela Barca bu seneki kupayı alırsa 120 milyon avru kazanacak.
40 milyon avru dolara çevirirsek 62 milyon dolar ediyor.
Beşiktaşın 17 katı.
17
Bu rakamı ben bir yerden hatırlıyorum.
bizim 29 senedir alamadığımız kupayı beşiktaş aldı.
Kazandığı toplam para 3,650 bin dolar. Yani fernandesin kirası. ( çete mensubu )
Peki Şampiyon olan takım kaç lira kazanıyor?
40 milyon avru.
Birde maç kazanırsan alacağın paralar. Mesela Barca bu seneki kupayı alırsa 120 milyon avru kazanacak.
40 milyon avru dolara çevirirsek 62 milyon dolar ediyor.
Beşiktaşın 17 katı.
17
Bu rakamı ben bir yerden hatırlıyorum.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)