6 Ağustos 2026 Perşembe

Matematik Hocamız Tayyip

Türk milletine ters gelir matematik. Sınavlarada sıfıra yakın yada sıfırın altında çekeriz. Kazandığımız paranın mislini harcarız, şirket kurarsak devren satılık aşamasına kadar matematik kurallarına aykırı faliyet yürütürüz. Kadınlarımız ise Allah tarafından matematiği geçersiz kılmak için gönderilmiş elçi sıfatındalar. Olura olmaza, faydasız gereksize, süse püse aptalca para harcar, veya harcanana kadar cinsel perhize girerek matematiğe öldürücü darbeyi vururlar. Haliyle bu matematik katliamına bir kurtarıcı, bir engelleyici, bir öğretici gelecekti. İşte o beklenen geldi ve çeyrek asırdır öylesine dersler veriyor ki, matematikteki boşvermişliğimizi sıfırcı hoca olarak cezalandırıyor. Yani ders tekniği olarak "ceza" tayyibin yöntemi. Tayyip matematikte bu ülkenin mihenk taşı ve bu taş kafamızı ezerek içine matematik enjekte ediyor. Örnekleri beni haklı kılacak nitelikte. 90'larda İlk belediye seçiminde sosyal demokratların paylaşım kavgasında, keraneleri bile ziyaret ederek diğer iki rakibini 22 de bıraktı, kendi 23 alarak, 23 büyüktür 44 kuralını kanıtladı. İkinci büyük dersi ise şiirin matematiksel gücünü ispatlamak oldu. 3 ay hapis cezası alarak, mağduriyetin oy potansiyeli kanununu matematik evrenine kanıtladı. Yüzde 33 oy ile meclisin yüzde 66 sını ele geçirerek, bir kurşun ile 3 rakibini saf dışı bırakarak, 1 değerinin mutlak gücünü evrene tanıttı. Paradan 6 sıfır atarak dolara karşı eşitleme formülünü hayata geçirdi, şimdi 2 sıfır daha atarsa 1 lira 2 dolar edecek. Yıllardır 200 lira en büyük banknotumuz, Bu 17 yıldır böyle, demek ki matematiği sabitleyerek paranın itibarı yükselir kuramını da kanıtlamış oldu. Ötvnin bile kdvsi kuralını koyarak, ötvnin katma değerli bir vergi olduğunu gösterdi mi, gösterdi. İtibardan tasarruf olmaz kuralı ile nato zirvesini ülkeye getirdi, izlanda başbakanı bile bu matematik kuralı ile safsalak bakakaldı. Dinimizi bir matematik kuralına uygulayarak, nas kanunu ile faizi dize getirdi. Kredi mevduat kanunu ile doları bir gecede yüzde elli aşağıya çekecek kudreti olduğunu matematik camiasına kanıtladı. Bir diğer becerisi ise, matematik dehasını oğlu bilale (IQ 25) kalıtımsal olarak geçirmesi oldu, bilal bir talimat ile 1 milyar euroyu 24 saatte sıfırladı. Eşi Emine hanım da bu matematikten nasibini aldı ve 2050 yılında sıfır atık yani hepimizin götüne tıpa takarak matematiğin doğa için faydalı olduğunu kanıtlayacak. Matematiğe bir yeni formül daha hediye etti, TUİK teoremi ile devletin itibarına ayrılacak kaynak yarattı, emekli işçi vesair bu kaynağa tüik verileri ile kaymak, hatta bal kaymak aktarıyor. Yap işlet devret matematiğini geliştirdi, bu sayede altyapı yatırımları yıldırım hızıyla hayata geçiyor, hemde 10 kat maliyet yükselirken, burada çalışan işçi mühendis ve beşli çetelere ekmek yağıyor. Tabi bu kadar hocalık yaparken kendi serveti ve yakınlarının serveti de 500 milyar dolar seviyesine geldi, olacak o kadar. Milli gelirimizi 18 bin dolar yaptı ama yüzde seksen Türk halkı 6000 dolar seviyesindeyken bunu becerdi becerikli hocamız tayyip. Aynı zamanda yükseltici katkısı ile üstünlük teorisini kanıtladı. Yargı ve askere karşı fetö yükselticisini, fetöye karşı darbe matematiğini, muhalefete karşı beyinsizlik yükseltme etkenini, yanlış ellere geçen belediyelere karşı transfer ve hukuk matematiğini, yeri geldiğinde filistin gazze, yeri geldiğinde putin, yeri geldiğinde şu an olduğu gibi turamp yükselticisini kullanıyor. Oluyor demekki. Tabi bunlar bilinen matematik hamleleri, bir de bilinmeyenler var ki, anştaynı, teslası, bill geytsi, ökliti pizagoru, bilinen bütün matematik alimleri şaşkınlıktan dillerini yutacaktır. Bir diğer dehası ise, yetki sıfırlama çarpanı. Ne kadar kurum, muhalefet, karar alıcı, bürokrasi, hatta kendi milletvekili bakanı var ise, tayyip çarpanı sayesinde etkisizleşti, reise sormadan, yani irade onay vermeden helaya bile giremez oldular. En önemli matematik şaheseri ise açlık ve yoksulluk sınırlarında yüzde 30 oyu varken, ölüm sınırını geliştirip oyunu yükseltmeyi başarırsa beyinsizleştirme matematik nobelini de kasımpaşaya kazandıracaktır. 2 kere 2 eşittir Tayyip.

5 Ağustos 2026 Çarşamba

Katil ben geldim demez

Her zaman birinin kafanıza silah ile ateş etmesini, kalbinize bıçak saplamasını, zehirlemesini, uçurumdan itmesini vs beklemeyin. Ve illaki o an canınızı vereceksiniz diye bir şartı yok katillik müessesesinin. Modern zamanların yeni kavramlarından biri de sürece yayılan öldürmeler, veya ömür kısaltan uygulamalar. Tabi ki bu süreçlerin bazı havalı isimleri var ki, insanlara beni beğen ki, şu zahmetli ömrünü itina ile kısaltayım diyor. Bu kavramları biraz açayım ki, nelere kurban oluyorsunuz, bunun bilinci ile gideceğiniz yere gidin. Bunlardan ilk aklıma geleni "sürdürülebilirlik". Yani insan elini sözkonusu projeden çektirerek hata payını sıfırlamak şeklinde masum insansızlaştırma. İnsan yada ulusların kaynaklardan faydalanma aşamasında sürdürülebilirlik engelini uluslararası bir standart olarak getirerek egemenleri dokunulmaz kılmak. Yani doğumdan önce kürtaj kanunudur sürdürülebilirlik kıstası. Bir diğer sevimli katilimiz ise yapay zeka. Her alana girecek ve önümüzü tıkayacak. Bizi sadece tüketime yönlendirecek. Damarımızda kolestrol, kaslarımızda uyuşma, beynimizde kullanışsızlık ve insani değerleri tüketerek ilerleyecek. Yani patron sensin demeyi zamanla bırakarak, patronun kim olduğunu bize gösterecek. En masum sevimli çekici katil seçiyorum ben bu yapay zekayı. Diğer katilleri tanımanız için fırsatı size bırakıyorum, size sevimli ideal sıcak moda trend devrim kolaylaştırma vaadeden şeyler, ki bunlar tohumunuza para saymadığına göre ( anadolu halk ağzı ) sizin katilleriniz de onlardır.

4 Ağustos 2026 Salı

Bunaklardan ben de bıktım

Muhafazakarlık tohumunuzdaki bir elementtir, bu inkar edilemez. Daha çok ileri yaşlarda zamanı frenlemeye yönelik beyhude bir adımdır, daha doğrusu kıskançlık. İlla sebebi yaşlılık olmayabilir, kısıtlı imkanlarla geçen hayatın yansıması olarak insanları kısıtlama davranışının kurallara dönüşmüşüde olabilir. Bu sebeplerle insanlarda bir antitez doğurur. Sen beni muhafazakarlık sınırlarına sokma, ben bildiğim gibi yaşamak istiyorum tezi. Şu an Türkiyede tayyibin ulaşılamaz bir muhafazakarlık inadı hüküm sürüyor. Herşeyi kendi bildiğince sınırlandırıyor, yoruma kapalı bir körlük içinde çölleşiyoruz. Çünkü tayyip hayatını bir kurallar zincirinde heba etti, kalıplardan dışarı çıkmadı ve kalıba dönüştü. Nas var, ben ekonomistim, bunu böyle şunu şöyle yapmalıyım şeklinde kendisinin bir ilahi meşale taşıdığına inanıyor, ve ona karşı düşünenleri şeytanın hizmetçileri olarak görüyor, Atatürk dahil. Orjinal bir model üretemediği için osmanlı ayarlarına sığındı, ve hatta istanbulu kanal istanbul ile ikiye ayırma inadından da vazgeçmiş değil, aslında hitlere, aslında firavuna, aslında bir heykele dönüştüğünden haberi yok. Sadece ölüm hallerinde gözü biraz açılabilir, çünkü bu günü onlarca yıl hazırladı, sarfettiği inat gayreti onu taşa çevirdi, ve herşeyden payını almak, heryerde hükmünü geçirmek, kendi dediğinin Allah buyruğu olarak anlaşılmasını istiyor. Bu taşlaşmış inat ve korkutucu gerilmelerden ötürü Türkiyenin çöle dönmesini önleyecek tek bulut ise gençliğin fedakar mücadelesi olacak. Allah bu millete acısın...

2 Ağustos 2026 Pazar

Türk Başarı Hikayeleri

Böylesi ancak Türkiyede olur cinsinden başarı hikayeleri var sırada. Okuyun, örnek alın, başarıda sizin de payınız olsun. KÖFTECİ Yusuf: İznikte beş masa ile başlayan bugün günde 5 milyon köfte ile midemizi köfteye çeviren bir yükseliş. ETS turizm: Üniversitede tur organizasyonundan başlayan, bugün Türk Turizminin yüzde 30 pazar payına ve türk devletinin turizm politikasını biraz da kendi lehine belirleyen Ersoy Turizm Service. Adalet Kalkınma Partisi: İlk önce sosyal demokratların istanbulu vermesiyle serpilen, daha sonra bu sana yetmez Türkiyeyi de sana verelim diyen Ecevit, Mesut Yılmaz, Tansu çiller ve Cem Uzanın kurucu gayretleriyle Türk halkının padişahlık özlemiyle dev bir çınara dönüşen Akapa. Kemal kılınçtaroğlu: Kendi halinde ssk'yı batırmış bir kof bürokrat iken, baykalın sikini tutamaması, uğur dündarın parlatıcı gayretleri, alevilerin alevlenmesi vede chpnin fetö yörüngesine geçmesi sonucu ölene kadar muhalefette kalmayı garantilemiş 78lik sahte rakı. Ergen çeteleri: Ortaokul Lisede tost parası ve ayran için yaşıtlarını yolarak yola çıkıp, cebi boş, aidiyetsiz, aslında kimliksiz gençleri çizgifilm isimleri ile mafyanın aparatı haline getiren yapılaşma. E ticaret ile eve getir götüm terlemesin, sik sikebildiğin yere kadar yapılanması: Masum kitap alışverişleri ile doğan çocuğun bugün 3 milyon kuryenin sokakları ele geçirmesi ile büyüyen evimizin eksra bireyi.

30 Temmuz 2026 Perşembe

Köy Rehberi

Hani o kritik soru var ya, artık köye dönmekten başka çare kalmadı diye başlayan ve kent hayatının üzerini kapatmanın acabalarını içeren, şimdi bu konuya rehbersel yaklaşmak farz oldu. Köy farklı bir komündür ve bayram seyran hariç köyün adaptasyonunun zorlu zorunlulukları vardır. Götün yiyorsa dinle. Köyde sadece istirahat rahatı düşünüyorsan dışlanırsın ve köyün nefretsel dedikodu çarkı seni kötü enerjisiyle şehire özlem duydurur. Eğer tarımdan hayvandan anlamıyorsan, evin eksikleri, çatı duvar boya bahçe düzenlemesi, çitiyle bitiyle uğraşarak adaptasyonunu sağla, ve her akşam bir köy ailesine ya konuk ol ya konuk et. Bahsetmemen gereken konu ise geçmiş hayatındaki imkan ve elinin uzanabileceği yerlerdir, köylü bu boşluğu bulunca sende, kendini şehire adapte edebilme hırsıyla senden beklentilerini ayyuka çıkarır. O yüzden bir kapıcı modunda geçmiş yaşamın olduğunu söyle ki seni kazılacak kuyu olarak görmesinler. Bir diğer anektod ise karın ve kızın olsun. Şehir hayatındaki giyimlerini şehire saklasınlar, köyün modası farklı açılara kapalı ve muhafazakardır. Köyler iddia yeri değildir. Ve bir de siyaset, köylü doğası gereği muhafazakar ve tutucu siyasete bağlıdır, siyasetten korkar, gelip elinden tarlasını bağını hayvanını alacağını düşünür siyasetçilerin. Bir diğer konu ise kalkma yatma saatleridir, bu yüzden saat maat alarm ile işin olmaz, tek saatin güneştir. Güneş doğarken uyuyan biriysen, mutlaka hasta oldum halsiz oldum diye bilgi yay, yoksa köyün bereketini alan-çalan uğursuz olarak adın çıkar. Bir diğer savunma hattı ise gece 9 dan sonra ışığının açık olması, bu durum senin çok sevişen yada bir gizli haltlar çeviren deyus olduğuna, en masumane bir rakıcı şarapçı olduğuna delalt-i farikadır. Yapma. Şincilik bu gadder.

Akepe, Zombi Fabrikası

Burada bir film senaryosu yazmaktan ziyade, toplumsal dönüşümlerin geleceği noktalarda gezeceğim. Akepe kendi yüksek duvarlarında konforlu ve kopuk bir mekanizmaya evrildi. Tarikat şeyhleri Tayyip artık tanrıları oldu, çünkü bu kesite devamlı refah pompalıyor, aslında kendi zümresini de zevk kölelerine dönüştürdü. Bu kaynaklardaki tek yönlü akış sonucu mahalleler yani bizler bir zoraki dönüşüme maruz kalıyoruz. Hareketlerimizde yavaşlama, kısıtlı alanda hareket kabiliyeti ve beyinde düşünmeme tasarrufu. Gitgide daralan beyinlere kan taşıyan damarlar işlevsiz kalıyor, yani öğrenilmiş çaresizlik. Bu zombileşme sürecini yöneten akepe şunu hesaplayamadı, zombiler kaybedecek bir şeyleri kalmadığını anladığında giderek hırçınlaşarak engel tanımaz evreye ulaşacak. Ve saray duvarları bu sele ne kadar dayanır bilinmez. Guiness rekorlar kitabına işlensin diye söylüyorum, zombileşmeye en dayanıklı millet olan Türk milleti de bu suni tabiata daha fazla dayanamaz ve sebebinden intikamını alacak gibi.

22 Temmuz 2026 Çarşamba

Türkişh Çalışma Hayatı İğrençontolojisi

Elbet ki ben bir insan kaynakçısı, çalışma bilimleri süpervizörü (çbs) filan değilim. Kendi çapımda tecrübelerimi biraz da abartarak, küfürselleştirerek ama belkemiği olan yani yaşanmış hikayelerin yansımalarını buraya asacağım. Ben çoğunlukla müdür ya da müdür olmadan da gözlemlerimle çalıştım. Aynı anda futbolcu, hoca ve seyirci olabildim. Sadece işyeri ve yönetim bazında değil, ama çalışan kesimini bombardo edeceğim. Türk çalışanı genel olarak ücretten maaştan memnun değildir, memnuniyet gösterir ise artış alamayacağı saplantısına saplıdır, bu sebeple hep tetikte, hep kuyukazıcı, hep dedikodusaldır. Bu genel eğilimden sonra çalışanlarımıza mikroskop tutuyorum: Genç çalışanların meşhur nişanlı olma hali vardır. İş hayatına nişanlı olarak resmiyet ( meşruiyet ) kazandırılma gayreti olan nişanlılık, çalışma performansını dibe düşüren ve makul görülmesi istenen sefil bir mazerettir. Evlilik hazırlığı, nişanlı ile olan küsmeler, kavgalar, barışma çabaları, ayrılık acıları, aldatılma seansları ile nişanlı çalıştırmak demek, o iş yerinin de nişanlı olması demektir. Mümkün ise nişanlı lafının N harfini telafuz eden kişiyle çalışılmamalı, işe alınmamalı, alındıysa nişanlısından ayrılnası sağlanmalı, ayrılma primi bile gündeme alınmalıdır. Bir diğer hormonal durum ise, işyerinde açılıp saçılmaya, tekliflere cazip hale geçmeye başlayan kadın personel sorunudur. Hormonel bir açılımdır. İş yerindeki erkek çalışan veya hedef büyükse, şef, müdür, yönetim kurulu, ceo veya patron olabilir. Veya veya mevcut bir gizli ilişkiyi kıskandırma taktiğidir bu dekolteleşme. Diğer kadın çalışanlar bu açılımı ilk teşhis eden kitledir, dedikodular açılır saçılır, dallanır budaklanır. Kadın çalışana uyarıda bulunulması istenir gizli taleplerde, çalışma disiplinini bozuyor ( önümüze geçmeye çalışıyor ) hükmü verilir. Kadın çalışan ise bu uyarı geldiğinde ya sıcakları, ya sağlığını, yada çalıştığı masanın aşırı sıcak yerde olduğu gibi mazeretler öne sürer, aslında taktiğinin bozulmasına aşırı sinirlenir, kadın hakları ihlaline yuvarlar işin sınırını. Kadın dekoltede ısrar ederse diğer kadınlar da dekolte ihlallerine başlar, işyeri seksyerine dönüşmeye adaylaşır, bu hormonel değişim bir kaç kişiye fatura edilir ve arşivlere kaydolunur. Birde birbirine kinlenen ve konuşarak çözmek yerine birbirlerini her ortamda rezil etmeye, yönetine şikayet ederek defterini dürtmeye çalışan kinkardeşler türer. Tek odakları buraya evrildiği için iş 2. plana atılır, diğer kişiler de bu çekişimi eğlence ile seyreder, her iki tarafa haklısın haklısın diyerek çekişmeyi büyüterek eğlence edinirler. İş yerinin marjinal potansiyelinin de ağzı sikilmiş olur, dövüşçü horozların günahı da yöneticilere fatura edilir. Bir de yönetici olmak için veya neden ben yönetici seçilmedim diye kendilerine kazı alanı seçen küçük emrah potansiyelistleri bulunur. Genellikle anneleri, teyze veya halaları veya sevgili-arkadaşları tarafından gazlanan kitledir. Dayanabildikleri yere kadar kulis yaparlar, yöneticinin hatasına odaklıdır, veya hata yapması için tuzaklar kazma halleri bakidir. Bütün çabalar sonunda Yüzde 90 başka işe geçiş aşamaları ile işyerinde hayatları yüzde 90 cinsinden devam eder. Hemen her işyerinde ise öksürtücüler vardır. Oradaki ekmekleri sizin fikir ve dedikodu veveya eleştirilerinizi yönetime patrona raporlama şeklindedir. Bu özellikleri sayesinde performansları yönetimce denetlenmez. Kendileriyle iyi geçinilmesi avantajı bunları mutlu eder. Hatta kendisine alt bilgi grupları veya ajanları veya ekibi kurarlar. Yani en önemli şey bilgidir, bilgi ne olursa olsun ister iyi ister iğrenç. Genel olarak bu uzun yazıda beni en çok tırmalayan, beyin hasarı veren tipoloji ve vakâları kritize ettim, ama daha çok var bunlardan, yani tiyatroya gitmesek bile tiyatronun gönüllüleriyiz. İyi seyirli mesailer diledim, saygı ve uyarılarımla iyi akşamlar.