4 Ağustos 2026 Salı

Bunaklardan ben de bıktım

Muhafazakarlık tohumunuzdaki bir elementtir, bu inkar edilemez. Daha çok ileri yaşlarda zamanı frenlemeye yönelik beyhude bir adımdır, daha doğrusu kıskançlık. İlla sebebi yaşlılık olmayabilir, kısıtlı imkanlarla geçen hayatın yansıması olarak insanları kısıtlama davranışının kurallara dönüşmüşüde olabilir. Bu sebeplerle insanlarda bir antitez doğurur. Sen beni muhafazakarlık sınırlarına sokma, ben bildiğim gibi yaşamak istiyorum tezi. Şu an Türkiyede tayyibin ulaşılamaz bir muhafazakarlık inadı hüküm sürüyor. Herşeyi kendi bildiğince sınırlandırıyor, yoruma kapalı bir körlük içinde çölleşiyoruz. Çünkü tayyip hayatını bir kurallar zincirinde heba etti, kalıplardan dışarı çıkmadı ve kalıba dönüştü. Nas var, ben ekonomistim, bunu böyle şunu şöyle yapmalıyım şeklinde kendisinin bir ilahi meşale taşıdığına inanıyor, ve ona karşı düşünenleri şeytanın hizmetçileri olarak görüyor, Atatürk dahil. Orjinal bir model üretemediği için osmanlı ayarlarına sığındı, ve hatta istanbulu kanal istanbul ile ikiye ayırma inadından da vazgeçmiş değil, aslında hitlere, aslında firavuna, aslında bir heykele dönüştüğünden haberi yok. Sadece ölüm hallerinde gözü biraz açılabilir, çünkü bu günü onlarca yıl hazırladı, sarfettiği inat gayreti onu taşa çevirdi, ve herşeyden payını almak, heryerde hükmünü geçirmek, kendi dediğinin Allah buyruğu olarak anlaşılmasını istiyor. Bu taşlaşmış inat ve korkutucu gerilmelerden ötürü Türkiyenin çöle dönmesini önleyecek tek bulut ise gençliğin fedakar mücadelesi olacak. Allah bu millete acısın...