2 Kasım 2010 Salı

ORTAOKUL MUSTAFASI

Derin derin o çağlarıma gidip te size anı derlemesi yapmayacağım. Sadece o zamanki bir görüşümü sizlerin beğenisine sunacağım.

Tv belgesellerinde en yaygın görüntü; bir av hayvanını bir yırtıcının parçalaması ve sonrasındaki gelişmelerdir.

Ortaokul mustafasının görüşü ise aynen şöyle.

Av hayvanı biz vatandaşı simgeliyor.

Bizi öldüren avcı Amerika. Avlıyor ve lüzümlu parçaları mideye (s)indiriyor.

Bizi yada bizden kalanları değerlendiren ikincil yırtıcı ise devlet. Vergi alıyor, ceza kesiyor, oradan oraya buradan buraya sürüklüyor.

Bizden kalanları değerlendiren üçüncü yırtıcı yada artıkçı ise Banka ve belediyeler. Kalanımızı ayıklıyor, iyice emiyor özümüzü.

Bizden kalan varsa, ki mutlaka var, ne yapıp edip buluyorlar, esnaf zanaatkar ve diğer ulema, hatta din adamları, eğitmenler, vesair kitle.

SAYGILAR...

30 Ekim 2010 Cumartesi

Nahide motelde CUMCUM eğlencesi

Fakirim, çaresizim, düşünüyor ve üretiyorum fantazilerimi..

***

Sosyetenin kabesi Nahide motele hoşgeldiniz ulu cemiyet. Taşpınarlar, mermerciler, çapalar, ertekinler, dereliler, deresizler, denli densiz, çaplı çapsız bütün sosyete, jeti, seti, vede yandaş sosyete, CUMHURİYET BALOSU'na hoşgeldiniz.

Ooo, Nurettin hasman beyfendi hızlı başlamış geceye, özben hanımla bacak omuza seansı yapıyor, özben hanımın üzerinde kedi kız kostümü var sperm geçirmez, sırada götü bacağını açmış ayşegül hanım bekliyor, viski getirin nurettin beye, havai fişek patlatın şerefine.

Amanda aman, eran bey, sosyetenin 70li genç kızı ender hanımefendiyle yakınlaşmış bile, ender hanımın üzerinde bayrak motifli straplez var, eran bey bayrağa saygı duruşuna geçmiş bile, tüfeği esas duruşa çekmiş, koko getirin eran beye, dicey, sende koko şale türü bişeyler çal.

Aaa, feryal hanıma bakar mısınız, puket adasından melez zenciler getirmiş, en kısası 20 santimlik, elinde mızrak, silah zoruyla bu gece bütün sosyetik hanımlarımızın sırtını morartacakmış, duyduğuma göre 10 kere üstüste orgazm yapmadan bırakmıyormuş bunlar, hooop bir, hoop iki, derin ve yosuna kaydı bilem, hadi molada şu aslanlara mesir macunu yedirin de, cemiyeti paspas gibi silip dursun ayol.

27 Ekim 2010 Çarşamba

AFFET

Kişiler, içine yerleştirilmiş kişilikler...

Ne kadar gün yaşamışsam o kadar günde beni kandıranlar oldu.
Ben hariç herkes bana yalan söyledi, yalan oldu.

Çocukken misketlerimi, çalışırken haklarımı, severken aşklarımı gaspettiler.

Midelerine oturdu, oturdukları yerde kaldılar.

Belkide ahirete inançları yoktu, belkide adalete.

Adaletin sahibi belli, adaletin eşanlamlısı belli; HAK!

Hakla batılı ayıramıyorlarsa onların suçu ne?

Allahım affet onu ve onları...

KÜÇÜK DÜNYAM KÜÇÜK MUTLULUKLARIM

Hayat gailesi beni o kadar minimize eyledi ki, artık kaybolmaya yüztutmuş değerler sınıfına dahil oldum. Bunda hiçkimsenin suçu yok.

Allahın sevgili kulu olmaktan dem vururdum, çevrem bunu kabul ederdi hatta hiçbir baskı ve tehdit altında olmaksızın.

Dünyanın günleri öyle bir geçiyor ki artık, sanki kalın bir romanın sayfalarını pırrrr diye elinizden geçirircesine. Yani okunmadan, yani anlaşılmadan, yani hafif bir temas sadece.

Oysa bu yaşadığım ömür beni ben yapan değerlere ihanet kabul edilmeli mi diye düşünüyorum. Ailem, okulum, çevrem, dinim-ahlakım, yada beni 9 ay istirahat ederek dünyaya getiren sevgili annem dahil.

Dünyaya bir çocuk getirebildim sadece, bir tane daha borcum var, borçlardan fırsat bulabilirsem.

Tabi bu durumda çevreme, yani yarışa benimle beraber başlayanların durumuna bakmam gerekiyor.

Tek farkım var, onuda söyleyeyim, küçük mutluluklarım sadece.

( çay-sigara,lahmacun, satış yapmak, film seyretmek, maç seyretmek, karımla dalga geçebilmek, birde geçmişe özlem, gibi )

26 Ekim 2010 Salı

YENİ Bİ TANE GÖNDERİN

Ezeli ve ebedi düşmanım "kadın cemiyeti" bana bir savaşçı daha gönderdi ama boyaları çabuk döküldü, rektifiye edip aynısını tekrar gönderdiler, bu sefer arıza yaptı, su kaynattı, yolun kenarında bıraktım, kurt çakal parçalamasın diyerek üzerini kum çakıl karton ve sair malzeme ile örttüm, görünmesin diye hafif çukurlak bir yere bıraktım.

Bana yeni bi tane mümkünse nano teknolojik, elektrikli, buharlı, dizel, güneş enerjili, nükleer, turbo, 4x4, yani bütün donanımlara sahip bi model gönderin.

Bütün denemelerinizde beni üzemediniz yine, beni devre dışı bırakamadınız, beni paslayamadınız, benim çarkımı yamultamadınız. HİÇ BİŞEY YAPAMADINIZ...

Çalışın da gelin be.

:):):):):):):):):):):):):):):):) = :(

ER KİŞİLERE DEDE KORKUT'TAN SEVİŞME ÖNERİLERİ

Görende beni sevişmeden duramayan bi yiğit sanacak, yok anam yok...

Kadının sevişme sinyali gözündeki şevkat billurudur, aslında sana acımıştır, kozası delinmiştir, bi iyilik yapar sana ve kendine. Her sevişecek durumdaki kadın sevişme potansiyeline sahiptir, hatta zatta; ahlak, hijyen, ten uyumu, kültür farkı yada yada soğan kokusu bile ayrıntıdan ibarettir. Bu yüzden Er kişi niyetine daima sevişmeye hazır olun, hazırlıklı olun. Şevkat billurunun ne zaman bulutlardan ineceği belli olmaz.

Kadına yaklaşma durumu zuhur ettiğinde mutlaka 5 bölgeden birine odaklanın. Baldırı, belinin yanı, arkadaysanız gerdanı, ensesindeyseniz nefesinizle yanaşın, birde kulağı. Burada tercihlere saygı duyarım, ayak topuğu dahil.

Kadınları sevişmeye hazırlamanın kuralı nemden geçer. Nemden nemalanmak istiyorsanız, ateşinizi dengeli harlayın, ani ateş sonucu terdir, ama sihirli aşkın kuralı nemdir.

Kadını sevişirken kuralsız bırakmak ana temadır. Kadın bazı kurallar koyarak sevişme harekatını pasifleştiriyorsa, bu kurallara hemen atıfta bulunmayın, kadın denen varlıkta kural yoktur, sadece ne yapılmak istediğini size anlatıyordur, bu kuralları yerle bir etmek için sistemli çalışın,

Şefkat billuru buharlaşana dek devam eden aşklar, ve mutlaka sevişme sonrası bir espri, ve 3 dakkalık bir kadına sarılı kalma seansı ile sevişmeyi çelikten bir kale haline getirebilirsiniz.

Ah bir de DEDE bu dediklerini yapabilse....

25 Ekim 2010 Pazartesi

YES CAROLİN

Öyle bir geçer ki zaman...

Mevcut TV dizisinden hareketle yorum basayım dedim.

Carolin vakası üzerine. Ailesine bakan bir kaptan var, her ne kadar denizde geçen sürede insanlıktan uzaklaşmışsa da, burada bir cemile bir kaptan ve bir carolin mevcut.

Carolin yengeyi oynayan Wilma Elles aslında oyuncu filan değil, almanca bilen bir hatun, dışardan alman aktris getirmek zor olur diye oynatıyorlar yosmayı. Çom çom güzel bir hatun olmadığınıda söyleyebilirim, ben kadın uzmanıyım, bilen bilir.

Dizide herkes önden şartlanma yöntemiyle captana, caroline geçirtip geçirtip duruyorlar, öyle ya cefakar cemile, siğünün keyfindeki kaptan ile camının keyfindeki Carolin. Dağılan aile, dram üstü bindirme dram, toplasan iki gram.

Kaptan, tek tip Türk aile klişesine göre; mutlu olması gereken, ailesinin odağında dönüp duran bir efe olmak zorunda. Cemile çocuk doğurmak ve doğurtmak, çocuklarda okula gidip gidip gelmek zorunda. Bu çemberin dışındaki bütün olaylar haram ki haram.

Ama gelinde şu sahtekarlığa bakın ki, bu dizide kuraldışı hiçbirşey olmasa ve herşey mecrasında akıp gitse, bu diziyi seyreden olmayacak, bu diziyi bekleyen olmayacak bu diziyi ipleyen olmayacak. Demek ki herkes SAHTEKAR.

Bu teşpitten sonra değinmek istediğim nokta ise, diziyi izleyen ben gibi, sen ve sizler gibi, sahtekar izleyici ordusu gibi, başka başka noktalara değineceğim. Metaryalist noktalara, şeytani kıvrımlara, iç ve dışbükeylere..

Kaptan cemileden 4 hamlede 4 çocuk sahibi olmuş. Cemile güzel kadın, beyoğlunda gezerken baktırır hatta ovdurtur kendini, ama dizideki cemile artık garanti dışı kalmış, ezik ve büzük bir kadın. Bu tarihten sonra kadın olmaya kalksa ne yazar, belki belki Gönül yazar.

Kaptan ise açık denizlerde full oksijen depolamaktan, tekdüze yolculuklardan, dünyayı gezip ama sadece gezip tozamamaktan ötürü tam bir sağlık ocağı. Gürül gürül, ne odun dayanır ne kömür.

Zaten gemicilerin en az mastürbasyon yapanı kaptan olur, açık denizde yapacak başka ne sosyal aktivite var ki ( Asosyal aktivite aslında )

Bu kaptan kardeşimiz, Cemile ile ömrünü tamamlayacak, 5 ayda bir nasısın cemile, iyiysen yat cemile bana bi gerdan at cemile, dur kalkma, yarım dakka çok cemile, al sana kaptanın seks hayatı, al sana sönük bir şenlik ateşi. Zaten cemile hobba bi karı olsaydı 4 tane doğurmazdı, kaptanı boynuzlu deniz canlısı yapardı, kaptana yelken çekerlerdi, değil mi ama?

Haliyle bu konuyu benim gibi derecelendirecek şahıs göremedim, ele gelecek kadar bile bu konuda konuşan olmadı, sahtekarsınız oğlum hepi,niz sahtekarsınız. Kaptanın yerinde olsaydı herhangi biriniz, ya puşt ya ibne olurdu çoğunuz.

Ben burada dizi senaryosu yazmıyorum, ama abartmamak şartı kaydıyla, vede besleyebilecekseniz, yada eylenebilecekseniz, veya es diyebilecekseniz

"YES CAROLİN"

diyiyorum.

Caroline kalkan bıçaklar kırılsın, hepimiz Carolinciyiz, Carolin yattığın yatağın saten çarşafı olayım, topluma kafamı sokayım..


Mustafa MEHİR