Ben burada gazlayıp duruyorum ya kadın düşmanlığını, havlayıcı köpek misali. Birde eskiden tanıdığım bir arkadaş vardı, kadınlara olan düşmanlığını icraatlarına yansıtmış biri, şimdiki ıssız adam portresinin ilkel versiyonu. Şimdi onunla hiçbirşey değiliz ve olmadık ama, icraatı külliyesi aklımda kalmış, birde midesi hassas olanlar okumasın, zira onu anlatmak için onun kadar iğrenç harfleri kullanacağım.
İsmi ne olsun, ne olsun, tamam CERHAT.
Cerhat, kuduruk kadın düşmanıydı. Kadın düşkünü ve kadın bağımlısıydı, yada doğru kelime; delik hastasıydı. 2 veya 3. gününde kadınsızlığının mutlaka; kafam rahat değil diyerek, seks peşine düşerdi. Marketçinin karısı, arkadaşlarının ablası veya annesi veya sevgilisi, kerhane kadınları, dönmeler, dönmeyenler, pasif eşcinseller, nişanlanmasına 2 gün kalmış kız arkadaşları, tatilde tanıştıkları, yolda tanıştıkları, veya sokmalık ne varsa portföyüne katardı. Tipi çok çekici mi, hayır, bilge mi hayır, atletik mi hayır, karizmatik mi hayır. Sadece, kadınlara veya içinde kadınlık taşıyan her nesneye çok kolay yaklaşır, samimi ve zararsız delikanlı-çocuk imajıyla kadının dış mukozasını deler ve ilk anda yatak bahsine dalardı. Sırf anlattıkları 100 ama benim tahminim 300 adet gizli kaçamakları oldu Cerhatın.
Cerhat, şayet bir bakireyi ağına düşürmüş ise veya bakire zannettiğini, onunla ters yollara girerdi, korkardı çünkü normal yollardan. Üstüne kalır diye, üstünde kalır diye.
Şimdi bu düşkün adamın reklamı ne diye diyen olursa aranızda? Bu düşkün insana sırf cinsi ihtiyaçlarla kapısını açan ve ihanetlere buyur eden kitle eminim kimsenin ilgi alanına nufüz etmedi. 300 dedim, kimse tınmadı.
Ben kadınlardan boşuna nefret etmedim....
29 Eylül 2009 Salı
28 Eylül 2009 Pazartesi
BALİSTİK AŞKLAR
Balistik; kelime anlamıyle, fiziksel geçmiş araştırması. Daha çok işlenmiş suçlarda, kriminali destekleyen bir bilim demek. O demek, bu demek, gelgelelim, aşkta balistik ne demek?
Arabesk manada, yaşadığım sevgi fırtınalarının yürekte bıraktığı. Asil manada, bu tortuların gururu. Yaşanmışlık manasında, bir düşünüp, bin ah çekmek. Tecrübe manasında, atacağım hesaplı adımlar. Bundan sonrası manasında, ya aşk beni bulur, ama ben aşkı asla.
Benim bir de evrensel öğretim var. Yaşadıklarımız, boyutsal manada, uzayda dünya dönüşünde izler bırakıyor, ve her canlının bir yaşanmışlık yörüngesi var. 3 boyutlu cd kayıtları gibi. Bizim yaşadıklarımızı yaşamış bir geçmiş insanın kayıt bıraktığı izlerden dönen dünyadan geçiyorsa tesadüf eseri, dejavu yaşıyoruz.
En önemli balistik kayıtları da bu dejavu zaten, veya yaşanmışlık paraleli. Gerisi ise, paralel evren ve kara delikler.
En acı iz; Aşk olduğuna göre şimdide aşkın balistiğine inelim.
Ben şimdiye kadar sadece bir kıza yetişkin aşk duydum, karasevda karabatağına saplandığım hatıram da diyebiliriz. Mesela Söylem'e asla aşık olmadım, o değildi. Balistik hiçbir kayıt göremiyorum adı söylem olan, ama hatıra arkadaşımdır. Bu aşk dediğime inmek gerekir se, edebiyatımı o günlere borçluyum. Aşkta aciz duruma düşerseniz, kendinizi ifade etme kabiliyetleriniz müthiş gelişiyor. Ama mesela aç veya zavallı olduğumda, kendimi ifade etmeye çalışmam. Hatta çaresiz olduğumda. Kimseye rahatsızlık vermem. Sözler, bana verilen sözler hep tutulmadığı için, ben sözüme çok sadığım, gerek özel gerek iş hayatımda. Tutamazsam sözümü, midem tutar, başım tutar, nutkum bile tutar. Sakin bir yaradılışım var ve tüm stres ve heyecanım içimde, o yüzden kalp manasında gidebildiğim yere kadar atmaya çalışacağım. Bağlılık manasında, biraz maymunluk vardır ama, çemberimden yükselsemde hiç ayrılmam. O yüzden rüyalarımda hep uçarken bulurum kendimi.
Gevezeliğim düştü, işte bunlar aşkların bende açtığı yaraların iyileşmiş halleri.
Arabesk manada, yaşadığım sevgi fırtınalarının yürekte bıraktığı. Asil manada, bu tortuların gururu. Yaşanmışlık manasında, bir düşünüp, bin ah çekmek. Tecrübe manasında, atacağım hesaplı adımlar. Bundan sonrası manasında, ya aşk beni bulur, ama ben aşkı asla.
Benim bir de evrensel öğretim var. Yaşadıklarımız, boyutsal manada, uzayda dünya dönüşünde izler bırakıyor, ve her canlının bir yaşanmışlık yörüngesi var. 3 boyutlu cd kayıtları gibi. Bizim yaşadıklarımızı yaşamış bir geçmiş insanın kayıt bıraktığı izlerden dönen dünyadan geçiyorsa tesadüf eseri, dejavu yaşıyoruz.
En önemli balistik kayıtları da bu dejavu zaten, veya yaşanmışlık paraleli. Gerisi ise, paralel evren ve kara delikler.
En acı iz; Aşk olduğuna göre şimdide aşkın balistiğine inelim.
Ben şimdiye kadar sadece bir kıza yetişkin aşk duydum, karasevda karabatağına saplandığım hatıram da diyebiliriz. Mesela Söylem'e asla aşık olmadım, o değildi. Balistik hiçbir kayıt göremiyorum adı söylem olan, ama hatıra arkadaşımdır. Bu aşk dediğime inmek gerekir se, edebiyatımı o günlere borçluyum. Aşkta aciz duruma düşerseniz, kendinizi ifade etme kabiliyetleriniz müthiş gelişiyor. Ama mesela aç veya zavallı olduğumda, kendimi ifade etmeye çalışmam. Hatta çaresiz olduğumda. Kimseye rahatsızlık vermem. Sözler, bana verilen sözler hep tutulmadığı için, ben sözüme çok sadığım, gerek özel gerek iş hayatımda. Tutamazsam sözümü, midem tutar, başım tutar, nutkum bile tutar. Sakin bir yaradılışım var ve tüm stres ve heyecanım içimde, o yüzden kalp manasında gidebildiğim yere kadar atmaya çalışacağım. Bağlılık manasında, biraz maymunluk vardır ama, çemberimden yükselsemde hiç ayrılmam. O yüzden rüyalarımda hep uçarken bulurum kendimi.
Gevezeliğim düştü, işte bunlar aşkların bende açtığı yaraların iyileşmiş halleri.
27 Eylül 2009 Pazar
EŞİ BENZERİ OLMAYAN ADAM
Geçenlerde feys gezerken, mehir soyadına baktım, yani dünyaya düşerken kütlemden bir kaç parça daha farklı yerlere düşmüş olabilirmi diye. Mehir adında kız ismi gördüm, hintli çinli mehirler ve soyadı mehir olanları, anladım ki dünyada misyon daha devam edecek.
Peki neden beni dünyaya fırlattılar, benden hariç düşünen var mı? Elbette düşünmezsiniz, zira benden ekmek yemiyorsunuz ki niye düşünesiniz? Patronun metresini, müdürün karısını, albayın kızını, ve komşunun hindisini düşünürken ne gerek varmış Mustafa'ya.
Taş kırarım, atom parçalarım ama sizin bu önyargılar kalıplarınızı kıramam, nasibim yada nasibiniz.
En iyisi kalıp düşünen medeniyete kalıplarla yanaşmak:
Dünyadaki son mehir; Mustafa olandır.
Mustafa; eşi benzeri olmayan ve olmayacak bir adamdır.
Var mı Mehir soyad'lı başka biri, var ama bu kalıpta başka biri?
Peki neden beni dünyaya fırlattılar, benden hariç düşünen var mı? Elbette düşünmezsiniz, zira benden ekmek yemiyorsunuz ki niye düşünesiniz? Patronun metresini, müdürün karısını, albayın kızını, ve komşunun hindisini düşünürken ne gerek varmış Mustafa'ya.
Taş kırarım, atom parçalarım ama sizin bu önyargılar kalıplarınızı kıramam, nasibim yada nasibiniz.
En iyisi kalıp düşünen medeniyete kalıplarla yanaşmak:
Dünyadaki son mehir; Mustafa olandır.
Mustafa; eşi benzeri olmayan ve olmayacak bir adamdır.
Var mı Mehir soyad'lı başka biri, var ama bu kalıpta başka biri?
26 Eylül 2009 Cumartesi
EXORCİST KADINLAR İLE TANIŞMA
Geldik zurnanın waw dediği noktaya.
Bloğunda % 34 kadınlar ve huyları konusuyla borazan üfleyen bir yazıcıyım. Yani kaba deyişle sermayem kadınlar. Peki bu varlıklar ile olan ilişkilerimde pin noktaları neler, hiç düşündüm mü? Elbette, Mustafa düşünen bir varlıktır.
Şimdiki kastım ise, kadın karakteristiğini gözümde oluşturan olayların açılımına geldi. Hani deriz ya; olaylar ve insanlar, şimdiki konu Mustafa ve Kadınlar.
Olayları daha iyi hikayeleştirmek için farklı farklı kadınların bir tane ismi olsun: Nüzeyyen.
Nüzeyyen, çıplak ve ayışığında en iyi görünen canlıdır. Vahşi ama şefkatlidir, kaplandır kısaca, sakınmayı bileceksin, yada kafayı kolu kaptırırsın.
Nüzeyyen eğer seni reddetmiş ise, asla bunun bir yanılgı olduğundan sebep, kendini arabesqe vurma. Nüzeyyen, hayattaki seçimlerinde hak veya adaletle değil, beğeni ve ruh hali yada yada cinsel dürtülerindeki kabarmalarla hareket eder. En kısacası, emeklilik planlarıyla.
Nüzeyyen ile paylaşımı hedefliyor isen, Nüzeyyenin seni süzdüğü o ana, yani gerçek ana odaklanmalısın. Nüzeyyen anlık beğenileriyle seni sınava tabi tutar, tekrarı, gerisi veya bütünlemesi olmaz.
Nüzeyyen, şayet çaresiz kalır ise, veveya kendini çok yalnız hissettiğinde, seni sana öyle bir anlatır ki, dünyadaki tek erkek sanarsın kendini, ve Nüzeyyenin koynuna girersin kabaca bir manada tecavüz mağduru olursun, Nüzeyyene kaptırırsın yuları.
Nüzeyyen ve kediler bir evrimin iki yarısıdır. Yaşlı Nüzeyyen her ne kadar adaletli ve haksever ise, genç Nüzeyyen bir o kadar hoyrat ve savurgandır, tabiatını çöpe atar, saplanırsın bataklara.
Nüzeyyenin gözyaşı otomatiktir. Nüzeyyenin gözyaşı bir çok katı maddeyi yumuşağa çevirir, Nüzeyyenin amaçları doğrultusunda.
Nüzeyyenin arayışı sonsuzdur, hatta sorumsuzdur. Nüzeyyene sonsuz bir güven ve arkası sağlam hissi ile bakarsan, Nüzeyyen bunu anlar ve bu rahatlığın acısını senden katı katı çıkarır. Nasıl mı, güldürme beni..
Somut birşeyler yazmamı mı bekliyorsunuz? Kusura bakmayın, Nüzeyyen soyut olduğu için olaylar da soyut oldu. Somut bi tek ben kaldım..
Bloğunda % 34 kadınlar ve huyları konusuyla borazan üfleyen bir yazıcıyım. Yani kaba deyişle sermayem kadınlar. Peki bu varlıklar ile olan ilişkilerimde pin noktaları neler, hiç düşündüm mü? Elbette, Mustafa düşünen bir varlıktır.
Şimdiki kastım ise, kadın karakteristiğini gözümde oluşturan olayların açılımına geldi. Hani deriz ya; olaylar ve insanlar, şimdiki konu Mustafa ve Kadınlar.
Olayları daha iyi hikayeleştirmek için farklı farklı kadınların bir tane ismi olsun: Nüzeyyen.
Nüzeyyen, çıplak ve ayışığında en iyi görünen canlıdır. Vahşi ama şefkatlidir, kaplandır kısaca, sakınmayı bileceksin, yada kafayı kolu kaptırırsın.
Nüzeyyen eğer seni reddetmiş ise, asla bunun bir yanılgı olduğundan sebep, kendini arabesqe vurma. Nüzeyyen, hayattaki seçimlerinde hak veya adaletle değil, beğeni ve ruh hali yada yada cinsel dürtülerindeki kabarmalarla hareket eder. En kısacası, emeklilik planlarıyla.
Nüzeyyen ile paylaşımı hedefliyor isen, Nüzeyyenin seni süzdüğü o ana, yani gerçek ana odaklanmalısın. Nüzeyyen anlık beğenileriyle seni sınava tabi tutar, tekrarı, gerisi veya bütünlemesi olmaz.
Nüzeyyen, şayet çaresiz kalır ise, veveya kendini çok yalnız hissettiğinde, seni sana öyle bir anlatır ki, dünyadaki tek erkek sanarsın kendini, ve Nüzeyyenin koynuna girersin kabaca bir manada tecavüz mağduru olursun, Nüzeyyene kaptırırsın yuları.
Nüzeyyen ve kediler bir evrimin iki yarısıdır. Yaşlı Nüzeyyen her ne kadar adaletli ve haksever ise, genç Nüzeyyen bir o kadar hoyrat ve savurgandır, tabiatını çöpe atar, saplanırsın bataklara.
Nüzeyyenin gözyaşı otomatiktir. Nüzeyyenin gözyaşı bir çok katı maddeyi yumuşağa çevirir, Nüzeyyenin amaçları doğrultusunda.
Nüzeyyenin arayışı sonsuzdur, hatta sorumsuzdur. Nüzeyyene sonsuz bir güven ve arkası sağlam hissi ile bakarsan, Nüzeyyen bunu anlar ve bu rahatlığın acısını senden katı katı çıkarır. Nasıl mı, güldürme beni..
Somut birşeyler yazmamı mı bekliyorsunuz? Kusura bakmayın, Nüzeyyen soyut olduğu için olaylar da soyut oldu. Somut bi tek ben kaldım..
25 Eylül 2009 Cuma
www.gizlisanatlar.com
Başlığımda bir yanıltma gizli, eğer sanal satıhları kandırabildiysem, sizide kandırabilirim demektir. Şayet tıklamışsanız, siz de kanmışınız manasında..
GİZLİ SANATLAR
Bir görünen sanatlar var, bir de bunların altbaşlıkları.
Görsel S.
Plastik S.
Sanatsal sanatlar bile var.
Konumuz bu değil olsada, girişimiz bu.
Peki gizli sanatlar ne, nereden çıktı, süpersonik mustafanın cuma zekası ürünü mü sadece ve sadece...
Yok, değil elbette, her insanda marjinalen varolan üstün bir yan, özellik, veya beceri.
Gizli sanatınız ne mesela, güzel söylemek,taklit yapmak, yemek yapmak veya sohbet??? Olabilir ama daha marjinal ne var diye biraz sepetimize bakalım.
Önce Mustafa tabi, damalı eşşek mustafa ya.
Arya söylerim,
Kızlarla bire birde çok iyiyim.
Toplumu gaza getirişim çok etkileyicidir.
Doğaçlama yaparım, kendim bile inanırım.
Psikopatı çok nefis oynarım
Karşımdakinin moduna girebilirim.
Duygusal şarkıları söyleyenden daha iyi söyleyebilirim eğerki modumda isem.
tahmini saysam otuz tane daha sayabilirim, hemde esinlenme değil, birebir performans olarak ortaya koyulmuş şahanelerimden.
Ve anafikir; Sen Şahane misin?
GİZLİ SANATLAR
Bir görünen sanatlar var, bir de bunların altbaşlıkları.
Görsel S.
Plastik S.
Sanatsal sanatlar bile var.
Konumuz bu değil olsada, girişimiz bu.
Peki gizli sanatlar ne, nereden çıktı, süpersonik mustafanın cuma zekası ürünü mü sadece ve sadece...
Yok, değil elbette, her insanda marjinalen varolan üstün bir yan, özellik, veya beceri.
Gizli sanatınız ne mesela, güzel söylemek,taklit yapmak, yemek yapmak veya sohbet??? Olabilir ama daha marjinal ne var diye biraz sepetimize bakalım.
Önce Mustafa tabi, damalı eşşek mustafa ya.
Arya söylerim,
Kızlarla bire birde çok iyiyim.
Toplumu gaza getirişim çok etkileyicidir.
Doğaçlama yaparım, kendim bile inanırım.
Psikopatı çok nefis oynarım
Karşımdakinin moduna girebilirim.
Duygusal şarkıları söyleyenden daha iyi söyleyebilirim eğerki modumda isem.
tahmini saysam otuz tane daha sayabilirim, hemde esinlenme değil, birebir performans olarak ortaya koyulmuş şahanelerimden.
Ve anafikir; Sen Şahane misin?
24 Eylül 2009 Perşembe
Çocuk Yetiştirme
Zamanımızda çocuk yetiştirme işi eskiden zor. Hem çevre hem sosyal çevre hem teknoloji, hem yarışma ortamı.
Şahsen çocuğumun 1 e 1 kendi yetiştiğim nişantaşı mahallemde yetişmesini isterdim.
Ben aslında teknolojiye karşıyım bir manada. Bizim yerimize bizi belirleyen elektroni demek teknoloji. Yani suni bir zeka, önceden doldurulmuş bir beyin, kurallı olmak adına benim seçimlerimin sınırını belirliyor. Bana ağılında 1 metrelik bir çapta yaşam olanağı sunan bir sığır muamelesi. Süt verimim düşüyor, mutlu birleşmeler yapamıyorum diğer sığırlarla, çünkü teknoloji benim çiftleşeceğim sığırı bile belirlemiş. Gen haritalarını eşlemiş ve doğmamış çocuğa isim belirlemiş. Don bile biçmiştir.
Haydi ,,
gününüzün geride kalanını yaşarken sizi yöneten suni zekaları düşünün. Sonuçta memnunsanız birşey demem, ama değilseniz çekin fişini suni ilahlarınızın. Suni çocuklarımız olmaması adına.
Bugadde.
Şahsen çocuğumun 1 e 1 kendi yetiştiğim nişantaşı mahallemde yetişmesini isterdim.
Ben aslında teknolojiye karşıyım bir manada. Bizim yerimize bizi belirleyen elektroni demek teknoloji. Yani suni bir zeka, önceden doldurulmuş bir beyin, kurallı olmak adına benim seçimlerimin sınırını belirliyor. Bana ağılında 1 metrelik bir çapta yaşam olanağı sunan bir sığır muamelesi. Süt verimim düşüyor, mutlu birleşmeler yapamıyorum diğer sığırlarla, çünkü teknoloji benim çiftleşeceğim sığırı bile belirlemiş. Gen haritalarını eşlemiş ve doğmamış çocuğa isim belirlemiş. Don bile biçmiştir.
Haydi ,,
gününüzün geride kalanını yaşarken sizi yöneten suni zekaları düşünün. Sonuçta memnunsanız birşey demem, ama değilseniz çekin fişini suni ilahlarınızın. Suni çocuklarımız olmaması adına.
Bugadde.
23 Eylül 2009 Çarşamba
Maviden daha mavi
Abartının bir ölçüsü var mı? Maviden daha mavi var mı mesel a?
Biz sevgimizi ifade etmeyi severiz. Kapalı duruşlarımız olsada. Bir kişinin ekstra hiçbir şeyi yok ise bile, onun sevme-sevilme kabiiliyetleri ile ortalamayı yakalaması bizim toplumumuz standartıdır. Bu yüzden, toplumumun dayanışma ve hoşgörüsü ile direncimiz oluşur zatti.
Pekiyi, pekiştirdiğimiz, yada arttırdığız özellikler ile ne elde ederiz. Mesela sevgilimizin gözlerinin maviden daha mavi olduğunu vurguladık, ona olan olanca sevgimizle, ve her yerde dillendirdik. Elimize ne kalır bu abartıdan?
Bayram ötesi, kafalar duman, fazla uzatmaya gitmeden, ki bu başlıkla terse düşürür beni.
Maviden daha mavi kahverengidir, kırmızıdan daha kırmızı siyahtır, sevmeden daha sevmek aldanmak ve aşktan daha büyük aşk intihardır.
Bu yazılımın yazılış sebebi ise, vapura bindim, elimde ekmek, martılara serpiyorum. Karşımda bir çift, ellerinde simit, martılarda ölümsüzleştirecekler aşklarını. Aması var. Birbirlerine olan ilgi abartı, öpmeler abartı, sarılmalar da. Var olan sevginin tezahürü abartı. Simitlerine martı gelmedi, aşk anlamsıza döndü, bir vapur yolculukları vardı, abartıda sürdü. Belkide abartılacak bir şey kalmadı, simitlerini vapurda bırakıp kayboldular. Simite baktım ve abartılmış bir aşkın sahipsiz çocuğunu gördüm.
Abartmayayım.
Biz sevgimizi ifade etmeyi severiz. Kapalı duruşlarımız olsada. Bir kişinin ekstra hiçbir şeyi yok ise bile, onun sevme-sevilme kabiiliyetleri ile ortalamayı yakalaması bizim toplumumuz standartıdır. Bu yüzden, toplumumun dayanışma ve hoşgörüsü ile direncimiz oluşur zatti.
Pekiyi, pekiştirdiğimiz, yada arttırdığız özellikler ile ne elde ederiz. Mesela sevgilimizin gözlerinin maviden daha mavi olduğunu vurguladık, ona olan olanca sevgimizle, ve her yerde dillendirdik. Elimize ne kalır bu abartıdan?
Bayram ötesi, kafalar duman, fazla uzatmaya gitmeden, ki bu başlıkla terse düşürür beni.
Maviden daha mavi kahverengidir, kırmızıdan daha kırmızı siyahtır, sevmeden daha sevmek aldanmak ve aşktan daha büyük aşk intihardır.
Bu yazılımın yazılış sebebi ise, vapura bindim, elimde ekmek, martılara serpiyorum. Karşımda bir çift, ellerinde simit, martılarda ölümsüzleştirecekler aşklarını. Aması var. Birbirlerine olan ilgi abartı, öpmeler abartı, sarılmalar da. Var olan sevginin tezahürü abartı. Simitlerine martı gelmedi, aşk anlamsıza döndü, bir vapur yolculukları vardı, abartıda sürdü. Belkide abartılacak bir şey kalmadı, simitlerini vapurda bırakıp kayboldular. Simite baktım ve abartılmış bir aşkın sahipsiz çocuğunu gördüm.
Abartmayayım.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)