1 Temmuz 2011 Cuma

ÖRDEK YEMİ FABRİKASI

İnsanın içinden hiç birşey gelmiyor. Bu aralar. Sebebi malumunuz.

İnternet, kablosuz canavar.

Vakit ve istek canavarı. Kendini yüzle çarpıp, dev aynasında gösteren ve bizleri kandıran yokluk yansıması.

Bu yüzden insanlar kendilerini sonsuz bir kayak pistinden inme zevki yaşayarak, yada sürf, sonsuz dalgaların üzerinden kayarak tatmin ediyorlar.

Aslında; asla. Sadece bir makineye kendimizi yazdırıp, seyredip duruyoruz.

Neyse, bu gerçek internetin büyümesini önlemeyecek. TAAKİ KABLOLAR KOPANA KADAR.

Bu yüzden bir tepki dile getirmeli.

Bir umutsuz köyün yamacına fabrika kurmak istiyorum.

Süs ördekleri için yem fabrikası.

O köyün insanları mutlu olacak. Ne için çalıştıklarını önemsemeden, süs ördekleri için yem ve bakım ürünleri üretecekler. Mesai kutsaldır ya umutsuzlar için.

Zaten ördekler önlerine gelen herşeyi yedikleri için, fazla yatırımıda gerek kalmayacak.

Her tür hammaddeyi yemleştireceğiz, yada içselleştireceğiz. Paketleyeceğiz. Ebat ebat, öbek öbek, dizgi dizgi, bu yemleri büyük illere sevkedeceğiz. Ambalajın üstüne sevimli ördek resimleri yaptıracağız. İlk siparişi köy meydanında kutlayacağız. Ticarileşmiş olacağız. Çekim ekipleri gelip, bizim bu örnek ördek yemi fabrikamızı çekecekler, geniş kitlelere ulaşacağız.

Tabi üretimimizin ne kadar ticari ve başarılı olacağı meçhul. Neticede mutluluk ürettik neresinden bakarsan bak.

Sonra israilden yada çinden bize sipariş ve ortaklık önerileri gelecek. Diğer hayvanlar için de üretim bantları eklememiz istenecek ama biz sadece Ördek yemi üreteceğiz. İhtisası arttırıp kaliteyi düşürmek bize ters ne de olsa.

Fabrikanın imtiyaz sahibi köyün mütevelli heyeti, ve köyün siyasi insanları da temsilci olacaklar.

Birde ördek güzellik yarışmasına sponsor olduk mu, değmeyin sosyal keyfimize.

En sonunda, bu çabalarımız neticesinde, ördeklerimizin yaşam standardı da en az 5 basamak yükselecek dünya averajında.

Cumalık hikaye bu dostlar. Cumanız hayrola....

29 Haziran 2011 Çarşamba

TUHAF AŞK HİKAYELERİ

Ben merkezli...

Beykozda esra ile buluşmuşum. Kayıtlı tarihimin ilk buluşması. Mavi gömlek var üstümde, hemde çivit mavi. O zaman saçım da var.

Beykoz korusu, bir ağacın altı. O kadar safarozum ki, kız bana yanaşımlarda. Ama bu tarihin ilk buluşması ya. Ben yüzümü çevirdim öptürmedim. Pişman mıyım, bilmem ki..

Onun yediği kestane kabuklarını 7 yıl montumun cebinde taşıyan da ben.

Esra ile saysan saysan 6-7 kere görüştüm. Üniversitesinde, nişantaşında, galleriada, boğaziçi ünüversitesinde, sarıyerde, bide beykozda.

Söylem teyze, yine o bana ilk kur yapan zat. İngilizce hazırlık sınıfında. Dersi astık, tuhaf bi sigara içtik. Kaotik ruh ikizliğimiz 7 sene sürdü. 40a yakın görüşme, 10-15 tanesinde küserek ayrılma, 10-15 kere beni geri arayan oydu. Tuhaftı söylem teyze. Hiç yatılmadı onunla, pişman mıyım, hiççççç.

Siyahşın. Onun tatil yaptığı yere borçla gittim borçla döndüm. Kedisine baktım bizim evde 10 gün. Ona borcumu verdim ve ayrıldık. Bi kere yatıldı, kimse zarar görmedi. Zararsız mustafa, erotik kaplumbağa.

Ve 20 ye yakın kadından bana, benden kadına başlamadan eriyen yaklaşımlar. Öküzlüktür söylemesi; bir adet jigololuk denemesi, olmadı, zaten olamazdı.

Birkaç bilgisayar virüslüğü, ama sanaldan sanala, erişimsiz.

Haa, evliyim ve çok mutluyum. Sanırım en kayda değer aşkım da bu.

20 Haziran 2011 Pazartesi

Yakışıklı Penis

Girdiğim arkadaşlık ve sair sitelerde bakıyorum ki;
gezdiğim yerlerde daldığım denizlerde

Kadın Milleti güzelliğin yüceliğini almış eline, dünyaya mesaj saçıp duruyor.

Biz erkekleri vefasızlıkla, değer bilmezlikle, ve hatta, kötü kaderlerinin vektörleri olarak anmaktalar.

Dünya üzerindeki değerler adına ve karşılıklar prensibine göre konuşuyorum ki,

Ve hatta evrensel olduğumu da ekleyerek

Herşey ve herkes hakettiğinin karşılığını alır ve hakettiği yerdedir.

Hiçbir düzen haksızlığa karşı yerinde duramaz.

Çalışmasının karşılığını alamayan işçi orada durmaz.

Çabalarının karşılığını alamayan patron kepengini kapatır.

Ot bile yaşam koşulları oluşmamış ise orada bitmez. Ot bile !

Sadece mecburiyetler karşısında bir süre beklemeyi kabulleniriz, o kadar.

Bu yüzden kadınlara, muhatap almamam gerekirken bile söylemek istiyorum ki;

Erkeğin karşısında değil, yanında durun, güzeli güzel yapan tek şey ona bakandır.

Penis bile bu söyleme dahildir....



Ne yazı oldu ama

19 Haziran 2011 Pazar

Açıklama

yAZILARIMDA

SEx

eROTiK

sEvişmE

ROMAntik


başlıklı bölümleri kaldırdım. Maalesef SEX SATAR deyişi gerçek oldu bu masum blogta.

Tık rekorları bu yazılarda.

Bu yazıları kaldırdım.

Ne jıgloyum ne pezvenekim

ne başka bişey.


Okuyan okur okumayanın dibi uyuz olsun aşınsın....

18 Haziran 2011 Cumartesi

17 Haziran 2011 Cuma

Günlük

Bu müşteriler de çıldırdı, sat babam sat, mal kalmadı, yani araba, çoğu kimsenin hayallerini süsleyen arabalar, bende bir fatura karşılığı mal sadece, stok maliyeti olan, koruma kollama derdi olan, hatta sıkıldığım bıktığım...

Düğün mevsimi geldi millet habır hubur evlinip duruyor. Altıncılar, düğüncüler, gelinlikçiler, ve jinekologlar yaşadı, tatile mutlu çıkıyorlar.

Seçim olmuş, bitmiş. Bu tayyip tam bir sapık. Kilot koleksiyoneri. Kilodunu almadığı adam bırakmadı.

Aşk mevsimi geldi, sanırsam hormonları kavanozda biriktirmeliyim, gelecek nesillere "bizden" bişey kalsın.

Günümü günlüğümü bu kadar paylaşsak yeter,

Gününüz salim olsun dostlarımm...

16 Haziran 2011 Perşembe

Özge Ulusoy'u Tanıyalım

Ben, ortalama kadın zekası ve cesaretinin, ortalama olmayan bir estetik bedene yerleştirilmesinin sonucuyum.

Kendimi en çok ailemle kahvaltı yaptığım dakikalarda iyi hissederim.

Hiçbir zaman orgazm yada birleşme denilen olgulara varamadım, bu yüzden şemalimde muzurluk göremezsiniz.

40 lı yaşlarımda sosyal statülü biri ile yani birisi ile değil, biri ile evlenerek, onun nesil misyonuna katkıda bulunacağım, istesemde istemesemde.

Erkekler bende ne mi buluyor, hımm, sanırım lisede iltifat edilince yüzü kızaran masumiyetin bana indirgenişini.

Evet, önceki hayatımda ürkek bir alageyiktim.

Erkekleri yiyen bir dişi örümcek olmak imajını taşıyamadım, piyasamı yükseltemedim.

Evet uykuyu seviyorum, orada kim ne der kim ne giyer endişelerinden uzağım.

Yani yaptığım yemek lezzetli olmaz, yiyenler hatır için yer, henüz kadınlık ve anaçlıktan uzağım, ama şansım sürüyor.

Survivorda vucudumun reyting yaptığını söyleyenlere gülerim, ben kendimi hiç bi zaman çıplak yada dişi hissetmedim, böyle görenler biraz bilinçaltıları sorunlu tipler.

Birgün gerçekten seveciğimi zannettiğim insan ile buluşmayı hayal etmiyorum, o yazgı zaten kaderim, çabalayarak ulaşamam, tanrı karşıma çıkarırsa ne ala.

Yaşamdan zevk alma güdülerini sadece aşırılıklarda arayanlar beni bulmaya çalışmasın.

Neden bu yazıyı yazma gereği hissettin mustafa?

Cennetteki 2 boyutlu hurileri sende hissettim de ondan.