17 Ocak 2010 Pazar

MUALLİM NACİ

Söylem Teyze, biliyorsunuz; - meşhur yazar çizerler ve üslupları hakkında edebiyat-severlere konferanslar verir durur.

Şimdi kendisinin Altunizade şehrinde Muallim Naci hakkında dedikleri;..

.....Babası Dolapdere semtinde karate dükkanı işleten Muallim Naci, veletler kupasında ikincilikler almış, ama birgün burnunu mermer sütun'a çarpınca, babası tarafından "İbneler Ordusu" Galatasaray Sultanisine vecmedilmiştir.

İlk hocası olan Mustafa Sergüzeştgül, kendisindeki şahane yetenekleri keşfederek, onu Tophane mevlevihanesi yanındaki, Namlı Küfürbazlar çetesine göndermiş, ve zamanın en içten küfür, naara, laf atımı ve çeşitli cinsel içerikli huyları kazanmasını sağlamıştır.

Birgün Muallim Naci Mustafa Hocası kendisine sorulduğunda;

Ölüsünü disktiğim götüpamuklunun sayesinde dilimizin kıvrılmadığı küfür kalmadı, diyerek hocasına olan sevgi dolu hislerini dışa vurmuştur.

Zamanın kültür sadraazamı Balkan Naci İslimyeli, birgün takrir gazetesi saklambaç eki "Yetenek Götünüze Girsin" yarışmasında ikinci olan Muallim Naci'yi huzuruna kabul etmiş ve ondan uşşak makamında kurdilihicaskar bir uzunhava istediğinde:

Taşşak makamında kürtlerin götü kalkmaz, bağırtsan da avaz avaz! isimli uzunhava ile bu genç muallimden hoşnut kalarak, kendisini Sibirya'ya öğrenime göndermiştir.

Sibiryada mini mini Sovyetlere edebiyat dersleri verirken, bir yandan da memleketteki siyasi ve sanatsal gelişmeleri taakib ederek, ülkesinin durumuna kayıtsız kalmamıştır. O zamanlar çıkarttığı " gurbetteyim özledim, olsaydı memleketin bokunu bile yerim" (ilvetzia bukocnicky serbietto Zuvoçka) isimli yayın ile Anadolu özgürlük hareketine ivme katmıştır.

Ve 1924 yılında Galatasaray idadisine müdür olarak geri döndüğünü görüyoruz. O tarihten beri Feneri Kadıköyde yenemiyoruz, keşke Sibiryadan geri gelmeseydi, geberip gitseydi"" diyerek konferansını bitirmiştir.

Söylem ÖYKÜCÜ - konferans - flaşbellek ram 23 Windowz hp.

16 Ocak 2010 Cumartesi

2010 da MSTFMHR

"Kasaba minnet etmektense, keser kolumu yerim."

Ne kadar ihtimallere ve şartlara endeksli insanlar olduğumuzu görebiliyor muyuz? İnsanlar arası bütün fonksiyonları otomatiğe, elektroniğe, teknolojiye bağlamış olmaktan ötürü?
Bu yüzden aramızda ne kadar uçurumlar oluştuğunu vede iletişim köprülerinin yıkıldığını?
Haitideki birbirinden habersiz ama iç içe gömülen insanlardan farkımız olmadığını?

Muhabbetin manası içki,
İletişimin manası çiftık,
Aşkın manası seks,
Başarının manası parra,
Arkadaşlığın manası menfaat,
Dostluğun manası arka,

Olmuk mu birer MARKA.

Bu basit cingıldan sonra, yani bütün insanlığımızın seviyesini yere yapıştırdıktan sonra, 2010 da Mustafa karakterinin bazı ışıklarını yaymaya çalışacağım.

Kendimi ellere olduğu gibi veren adam yerine, tahmin edilemez olmayı,

Kadınların karakterden değil, tatmin olmaktan hoşlanan tipler olduğunu,

Ve sadece güce tapıldığını ve tapılacağını,



..........."benimsemeMEye devam edeceğim."............

15 Ocak 2010 Cuma

BİHTER BEHLÜL FERHUNDE ŞEVKET

Muhabbetlerinden durulmuyor bu gıcıkların. Şehvetlerinden zinalarından ihanetlerinden.
Ve özeniliyor bu şahsiyetlere toplumumuzda yüksek oranda. İmza: Reytingler.

Padişah birgün soytarıyı idama mahkum etmiş. Soytarı yalvar yakar, sonunda padişah demiş ki:

Öyle bir şey yap ki, özrün kabahatinden büyük olsun..Ve arkasını dönmüş, merdivenlerden çıkarken, soytarı arkadan yetişmiş ve padişahın götüne parmağını sokmuş..

Padişah avazı çıktığı kadar: Ne yapıyorsun bre densiz bre kafir diye gürleyince Soytarı

Pardon padişahım, ben seni Valide sultan zannetmiştim.

13 Ocak 2010 Çarşamba

VOCURDANMA YARİM, BENLERİNİ ISIRIRIM GAMZELERİNDEN

Anadolunun hayata yaklaşımlarını sevecenlikle ve tebessümle karşıladım zahir. Bildiğimiz olayları, ilişkilerini, ve yorumlarını dile getirirken öz kültürlerini yansıtır cümlelerde olmuşlardır hep. Saf sevgi, saf duygular, saf ve orjinal ünlemleri Anadolu'dan toplarım daima.

Türkülerden bu doğallık bize yansır, ve duygu dili daha etkindir. Lirik pastoral ve sempatiktir, aynen gözleme gibi, aynen kete gibi, aynen bozlak gibi..

Bir de Anadolu'nun cinsel hayat söylemleri mevcuttur ki, algılayabilenin kasıkları çatlayana kadar gülmesini ve tepinmesini sağlar. Özünde doğallık akan.

Anlatamadığım.

Kaderi çocuk yapma üzerine kurulu Anadolu kadını, hayatı boyunca sekizi dokuzu yaşayamaz, ama yinede erkeğine iliklerine kadar sadık kalır, annesi gibi, ananesi gibi.

En çok hadise "kızışma" dediğimiz evlilik öncesi dönemde yaşanır. Kaçırmalar, samanlık ve çeşme hikayeleri, bağbozumu ve hasat dönemlerinde.

Köylü erkekler şeher göçlerinde en çok pavyonları gözeterek gelir. Sarı sarı karılara yapılacak amaçsız yatırım ile şehir turu devri tamamlanır.

Karadenize akın yapan sarı, uzun bacaklı ve bebesuratlı yaratıklar ilk geldiğinde, yuvası, ocağı ve düzeni dağılan aile portresi sosyal bir yara olup, etkileri bu zamana kadar ulaşır, malum nesiller başak gibi boyverdikçe.

Bu hayasız akında olan yine karadeniz kadınına olmuştur. Ama olsun, kol kırılır, yen içinde ufalanır.

Garip bir etik anlayışı zuhur etmiştir bu akımın yan etkisi olarak. Natasha orspusuna yatırım yapan temel için, artık natasha yenge olmuş ve dursun natasha ile ticaret yapamaz hale gelmiştir. Orospuya sahiplenme davranışı ( O.S.D.)

Biz ise şehirli olarak Anadolu hikayelerinin ürünlerini, Türkülerde, Şarkılarda ve diğer bezemelerde görüyoruz. Samanlıkta kaldıramadım samanıda züttü..

Ben sana yandım Züttüüüü....

11 Ocak 2010 Pazartesi

Sevişmeler Sonrası Beden

Yalnız kalmış vücud. Annesiz kalmış kuzuların yeisine bürünmüş.

Oysa manasını bulmuştu, varlığının sebebini öğreniyordu, başka tenlerle alışverişte, başka dünyaları teftişte. Şimdiki ıssızlıkla karşılaştırılması mümkün olmayan isyanlar. Hangi zamanlar gerçekti?

Oysa terennümlerde bile paylaşılan bahar tazeliğinde meşk ederken zaman pek te oyalı geçiyordu.

Ten uyumu, frekans ayarı, kültür farkı, boyut niceliği, hiçbiri hiçbiri önemsizdi. Bunları kafaya takan beyinsizdi.

Şimdi yatağıyla sevişen dereler, denizle paylaşan martılar, hatta topraktaki solucanlar. Birşeyle sevişenler, nede şanslıymış meğer.

10 Ocak 2010 Pazar

Tren(d)teki kadın

Yıllardır kadına dair bir sürü moda geldiii geçti. Issız kasabanın tren istasyonu gibi.

Modernide, seksiside, vahşiside, silikonistide, abartılısıda, her tarakta bezi olanıda, bilgeside..

Şimdi artık kadın denilen imaj vitrinine girme, ve biz erkeklerin beklentilerini karşılayan kadını betimleme zamanım.

Her okuyan kadın kendine bir yakıştırma yapabilir, uygulayabilir, ama tamamını asla..

Göğüs büyütme ve kalıplı sütyen devri bitmiştir. Elbiseden göstermeden göğüs bıngıldaması, yani varlığını belli eden kabartılar moda. Artık en davar erkekler bile takviyeli sütyeni algılayabiliyor. Suni olmayanını, sallantıda demiyorum: Bıngıldama. Diyorum.

Kadın öströjeni mutlaka erkek algısına mesajlar yayar. Az sayıda veya hiç sevişmemişlik durumunda, erkek algısı uzaydan gelen sevişme sinyallerini algılar. Kadının gerilimi yansır. Seksi olmak istiyorsanız, sevişme arzınızı azaltın ve önplana geçin.

Doğal zebze meyveye duyulan özlem gibi, artık kadında dirilik en bariz gösteriş oldu. Yürüyüşüne bile yansıyan dirilik fonksiyonu aynı zamanda güçlü kadın imajınıda desteklemekte. Dar giyinip vcudu belli etmeyi kastetmiyorum, ne giyersen giy diri ol diyorum.

Verir gibi yapmak: Erkeklerin ekstra motivasyonu etkinleştiren bu tavır ile, biraz üzerine samimiyet serpilmesi ile, kadınlar istediği erkeği belirlemekte güçlü bir ele sahip olur. Bu davranışı iyi uygulayan kadınlar özellikle;

Pazarlama,
Sigortacılık,
Bankacılık,
Otomobil satış,
Kurumsal pazarlama v.s.

işlerde çok başarılı oldular.

Erkek duyularını ölçebilme:

İşte profesyonel bir yetenek. Mesela siyah gözlük takan kadın erkekte merak uyandırır,

melankolik kadın erkekte avlanma psikolojisini uyarır,

ucu açık sorular erkekte keşfetme hormonunu alevlendirir

erkekteki gizliye kaçmış özellik ve yanıltmaları farkeden ve vurgulayan kadın ise, kabuğu soyulmuş muz gibidir. Isırılmak üzeredir.

Bu haftalık bu kadar.

Hindistan hindistan

Mağrur batının Turkey deyimiyle hindi olarak nitelediği ülkemin insanlarının hakir ve fakir olarak resmettiği ülke. Yani betimlenmişin betimlediği ülke.

1300 milyon nüfüsu ve 200 dolar / per annual ortalama geliriyle, kayıtdışı ve sürrealist ülke.

Ganj gandi, inek maymun, muson muz, klip dans, kast sarık, fil kaplan, buda raja, sömürge vali, gelenek görenek, zenginlik fakirlik, bilgisayar teknoloji gibi ikililerle anılan bir tuhaf rejyon.

Çin'in uyanışından sonra ikinci uyanışın hazırlıklarıyla uğraşan bilgeler cenneti. Bence.

Ortalama yaşam süresi 49 ama hintliler bunu hiç organlarına takmıyorlar. Zira yakışıklı olarak ölme garantileri var. O yüzden nüfus artış hızı diye bir endişe yayık değil.

En güzel masalların, en güzel aşkların, raj kapoorların romantizminde dünyaya ters orantılarda yaşamaktalar.

Buraya kadar saydıklarımın hepsi ortalama bir zekaya, yani benim zekama sahip olanların sayabileceği nitelikler. Birde hissedilenler ama bahsedilmeyenler var.

Hindistandaki uyanmakta olan kudretli mumya bilinci. Nasılki ingiliz sırtlanını sadece beyaz ihramadan kuşaklarıyla püskürttülerse, zamanında, bu sefer altyapılarıyla mücadeleye hazırlar.

Hindistanın ruhunu nasıl hamburger esansıyla bozdularsa, genetiğiyle oynanmış bu ruh biz entegre dünyayı kendi endüstriyel kurallarıyla şekillendirmeye aday.

Atom bombaları var, eski teknolojiye sahip, ama patlayacağı garanti.

Çini dizginlemenin tek yolu, çatalbaşlı kalın hint palaları, o yüzden lütfen hindistana iyi davranınız. Ortalama yaşam süreniz olduğu gibi kalsın.