11 Kasım 2009 Çarşamba

Söylem Teyze'nin mükemmellik teftişleri

Söylem Teyzenin sosyal sorumluluk bilinci ermişi olması, onu sadece eleştiren biri olması haricinde, denetleyen ve raporlayan bir görevi de beraberinde gerektirmektedir. Ama herkesin ortak söylemlerinden daha seviyeli bir araştırma ise Teyzeye yakışan bir yakışıklılıktır. Bu yağmurlu günü İstanbulu denetleyerek geçirmeyi planlar.

Raporunu dikkatlerinize sunuyorum, kendi kaleminden:

Belediye Ulaşım Müd. Dikkatine:

Minibüslerde şöförün görüş alanına plaza kızları, mini etekli veya gösterişli bayanların oturması yasaklanmalı. Şöför kişi bu durumda trafikte akrobasi yapmaya başlıyor, sağa sola kırıp, makaslar yaparak, kendini ferrarivari bir araçta, ve trafiği de Formulavari bir ortam olarak görüyor. Hemcinslerimin ruh hali ise olumsuz etkileniyor.

İstinye park İşletme yönetimi dikkatine:

İstinye park içindeki istinye pazarından tam dolmalık biber alırken, bir yangın alarmı tatbikatı için motorolamın alarmını kurmuştum ve çalmaya başladı. Kendimi dışarıya atmam yaklaşık 4 dakika sürdü. Yaşama ihtimalim sizce yüzde kaç?

Metro ulaşım daire başkanlığına:

Özürlü asansöründen faydalanan kişilerde mental özür durumu denetleniyor mu, rapor isteniyor mu. 5 liraya bir çocuk tuttum ve bu asansörü kullanmasını istedim, ve kullandı, hiçbir uyarı ile karşılaşmadı. 5 liramı nereden geri alabilirim?

Opet yön. kuruluna:

Aracıma 3 seferde 5 defa yakıt doldurursam 15 kasıma kadar geçerli olan kampanyada, 100 mil kazanacaktım. Doluya koydum olmadı, boşa koydum dolmadı. Bu kampanyanın ne kadar sürrealist olduğuna Cenap Şahabettin şehadet ederse, ben de şehadet ederim.

10 Kasım 2009 Salı

Söylem Teyze "Misyon ve Vizyon"

Söylem çağdaş ufka sembol bir kadındır, hem ince, hem muhafazakar, hem de dış kapımızdır garp'a dönük.

Kendisi çeşitli kurumsal kurumlarda mertebeler iktida eylemiş olup, 100 bin ayuro birikiminde ve daha bir sürü birikimiyle, artık vizyonel görevlere amadedir.

Bu radde ile artık ülkenin ufkuna seyyar uydular dikmenin zamanıdır. Yunesko ve dahi diğer kuruluşlara, Avrupa gümrük birliği ve dahi Uluslararası ateşeliklere soyunur, üst kültürel kimliğiyle. Sonunda kendisine vecdedilen asarı makamiye olarak, Dışişleri ( hariciye ) konuk ağırlama süprevayzırıdır, kurumu ise uluslarası stratejik ilişkiler teşkilatı.

İlk görevi kendisine birincil ağızlardan vehmolunur: Mart 2010 da ülkemizi ziyaret edecek olan Kamboçya Tarım bakanı Kamburo TUTO ve tarım müsteşarlığı hey'etine evsahipliği vazifesinin icraası.

Hemen boğziçin uluslararası ilişkilerden feyz arkadaşı Kıvanç Akbil ile doğrudan telekomüke olur. Kıvanç Cevaben:

Valla Söylemciğim, ben babamla ramide toptan nohut işindeyim, 15 senedir, bi ara gıda fuarında japonlarla iş konuştuk, ama orda kaldı, akşam da japonları aksaraya götürdüm, yani çaktık uluslararası manada der, beni heyetten azadı mezat eyle.

Oradan da, aya irinide rehberlik eden diğer arkadaşı Newbahar Fitzzgibbon ile temas eyler. Ama Newbaharın cevabı ise, eşim Fritz Fitzgibbon gençliğinde kamboçya esir kampına düştü ve bu yüzden çocuk sahibi olamadığımız adamlara hopitalite yapamam diyerek affını ister.

Ulaşabildiği sosyal çevresinden 50 ve katları arkadaşı bu görev için kendisine Domuz Gribinden ( hbirnebir ) tutunda, kürd açılımına ( kü1Aç2 ) varana kadar çeşitli yaratıcı ve ilginç mazeret söylemlerinde bulunur. Teyze, şöyle bir düşünür, gerçek kaç tane dostu olduğunu ve bunlardan sadece birinin bile diğer süslü sosyal çevreden yüz kat daha delikanlılık mertebesinde olduğunu, ama çanakkale savaşlarında gitmiştir giden. Neyse.

Söylem bir an için bu kutsal çemberde tek kaldığını anlar ama asla vazgeçmeyecek ve Mustafa denilen şirret acubey'e bir işi tamamlayacağını göstererek, mor formayı giydirecektir...

Kamboçyalıların geleneklerini araştırmakla işe başlar. Kendileri haka dansının bir evrimseli olan Saka ritüelini sevmektedir, saka grubu araştırır, bulamaz ve minik yöresel giysili çocukların çiçek sunumu ile bu görseli dönüştürür.

Bağcılar belediyesi bando takımını kiralar, ama kamboçya milli marşı için gece tarifesi isterler, kiradan vazgeçer, MP3 üne hobarlör sistemi adaptasyonu ile milli marşın da üstesinden gelir.

Kamboçya ile tarım ticareti konusunda hiçbir altyapı olmadığını görür, ve rami toptancılar sitesinden numune 20 poşet bakliyat edinir. Tanıtım ve yemek tariflerini mükemmel ingilizcesi ile poşetlere etiketler.

Learn by doin sistemi ile heyetin ve bakanın kalacağı 1 haftayı nakış gibi dokur. Hazırlıkların presentesini teşkilata yapar, herkesin eli patlayana ve fışkırana kadar Söylemi alkışladığı bir olağanüstü gün yaşanır hariciye koğuşlarında. Bir devir kapanmaktadır bu solan gül bahçelerinde...

Mart gelir, o meşhur mart. Atatürk havaalanında olağanüstü bir Söylem dinamizmi yaşanmaktadır, Söylem atom kız olarak her ayrıntıyı mükemmelleştiren bir arı hissiyatında.

Taaki, o talihsiz duyuru havaalanı display board'da akana dek.

Sayın Yolcular, Kamboçya sosyalist Cumhuriyeti ile Çin Republik, uzun süredir gerilen ilişkilerinden ötürü birbirlerine savaş ilan etti ve çatışmalar olanca şiddeti ile başladı, bu yüzden kamboç hava yollarına ( k.a.l ) ait 333 sefersayılı uçak uzun süre semalarımızda görünmeyecektir.

İtenşın pıliyz, is there any one who wants to wear the purple uniform over dı Mıstafa, just, has to wait another bahara...

Atatürk'ün çiçekleri

On kasım,

bu tarih bana birşeyler anlattı, sizler ile paylaşmaya yeltendim. Dedi ki;

-Bak Mustafa MEHİR bey, herkesin Atatürk'ü en iyi kendisinin anladığını iddia etmesi nedendir bilirmisin? Onun verdiği ülkü'nün kendini devamlı yenileyerek, her çağda yeni ufuklara açılabilir özelliği. Devamlı kendini yenileyen bir ürün olunca, onu tarihe gömmeye kimse yeltenemiyor.

PEKİ ONUNLA NELER PAYLAŞIYORSUN, BİZE DE SUNAR MISIN DEYİNCE,

Bana fısıldadı birgün ve "beni o kadar çok kalıplaştıran ve klişeleştiren davranış var ki dedi, beni esas hareketsizleştirenler" bunlar diye. Sordum, dert sende ise dermanı da biliyorsundur diye. Elbette çocuk dedi, ben zaten geleceğin çatısını önceden belirlemeye çalıştım, yani benim ezberlenmeye ihtiyacım yok, zorla sevdirilmeme ihtiyacım hiç yok, benim çatım altına girmeyi zaten isteyeceksiniz ve mutlu olduğunuz sürece bu çatı sizi ağırlamaktan mütehassıs olacaktır.

Bari bu kadar ileri görüşlü biri olarak, bana gelecekten bildireceklerin var mı diye sordum,

Zaten çağlar boyu insanları uyuşturacak bir sürü martaval olacak, o martavalları yaratanların tek amacı, toplumu ülküsünden uzaklaştırmak ve kendi bağımlısı haline getirmektir. Zamanla bu martavalların bağımlısı haline gelecek nesiller ise, bu martavalların en ateşli savunucuları haline gelecekler, kişisel hırslarını her türlü toplumsal çıkarın önünde görecekler. Bu yüzden koruması gerekenleri kendilerinden korumak elzem hale gelecek. dedi.

Biz ne yapmalıyız dedim?

Aklın, bilimin ve ancak üreterek güçlü olunabileceğinin farkında olmak dedi. Güçlü olarak varlığınızı sürdürebileceğinizin farkında olmak dedi. Bağımsızlığın sadece toprak sahibi olmak manasına gelmediğini ekledi.

Bugünümüzü nasıl görüyorsun diye sordum.

" Sizler kendinizi görebiliyor musunuz?" dedi.

9 Kasım 2009 Pazartesi

Söylem Teyze'nin Yılbaşı Hazırlıkları

Söylemi yaklaşan yılbaşının derin huzuru sarar. Öncesinde bayram vardır, akraba talukatı ile bayramda ilişkileri yüceltecek ve dillere şayan bir yılbaşı daveti ile feysten, okuldan, kariyerden ve sosyal-asosyal çevreden ilişkilerini tamir etme imkanı bulacaktır.

Eşiyle oturur ve partinin adını koyarlar:

2010 a Söylemler by öykücü teyze powered by Google.

Söylem ile eşinin münazarası sürer, acaba parti çılgın mı olmalı, maskeli mi, oturaklı mı, eşli mi, müzikli mi, çocuklu mu, hayvanlı mı, yatılı mı, eve servisli mi, soft drinkli mi, gazozlu mu?

Uyanık Söylem aynı zamanda sosyal çevresine kendini hatırlatacak ve gecenin sürprizi olarak bir bebek bekledikleri müjdesi ile eğlenceyi patlatacaktır. Öyle bir atmosfer hesaplar ki, kimse 2011 e kadar partiden çıkmak istemesin, ee Söylem bu, Sağı solu ve yolu belli olmaz.

Bütçeyi de yaparlar:

Söylem Family Slayt Show 300 usd.

Deniziçeri ve denizaşırı Telekonferans party Live 20.000.000.000 afgani ( afgan para birimi )

Kanepeler 100 Euro

Kanepe tamiri 80 Sterlink

İçkiler 200 Frank

Yerli içkiler 100 krone

Dönerci kazım anahtar teslim döner 150 riyal ( döner hariç )

Dansöz belly dancer 2 ad. 500 ruple,

Maytap ve çatapat ile balkon havai fişeği ( dolapdere made ) 130 lira

Ev süsleme 2.000.000 yen

Parti kadınları ( temizlik için ) 2 yarım cumhuriyet altını

Ve diğer organizasyon masrafları 1000 şiling.
Fikir patlama anında çıkan bütçe yaklaşık kestirme yolla 9000 tl olacağı için, ertesi akşam tekrar bütçe planlama toplantısına ihtiyaç duyulur.

Slayt şhow laptoptan akan resimler, isteyen baksın modellemesi.
Kanepe yerine dilimli su böreği ve sigara böreği 30 tl
İçki yerine 4 tane gazoz fanta cola maden suyu by tansaş 9.75 tl
İnegöl usulu köfte 2 kilo paket ve piliç baget 22 tl
Dansöz yerine misafirler arası dans yarışması
Maytap yerine saat 12 de mum yakımı 3 tl - 5 mum.
Ev süslemesi için grapon kağıdı ve balon ( 100 lü ) 10 tl
1 kilo patlamamış mısır 7 tl
Tombala oyun seti 10 tl by toys r us
Taksi durağına telefon bütçesi 4 tl

olarak belirlenir, çocuk müjdesi'nin vakti zamanı da 2011 yılbaşına ertelenir.

Elbette Parti adı da değişir:

Pop Corn Reinforcement'2010 by Arbella Makarna & Atiker Sıralı Injection Systems

Teen Söylem ve İlk Boyfrend

Teen Söylem, ki daha teyze değil, nene değil, ilk lise yıllarında, sınıfından Hakan Gülmeriç isimli collage ile cumartesi sabah 11.15 te buluşmak üzere cumadan söz almıştır. Birlikte sinemaya gidecek ve öğleden sonra coğrafya çalışacaklar, böylece hayatın ilk merdiveninin ilk basamağını beraber adımlayacaklardır....

Söylem saat 11.06 da Megavizyonun önüne gelir, baktı kimse yok, ağa camine turlar, neden Hakan erken gelmedi biye bir gıcıklık geçer içinden, ama ilk buluşmada ters evrilmeler yaşamak, hayatımın geri kalanına negativite yaratır diye, saat 11.25 gibi bir sorti daha yapar.

Hakan orada beklemektedir, elinde kır çiçeği, made in taksim meydan, boğazlı beyaz kazak ve fitilli kadife pantolonu ile, Söylem de ise komple kot dizayn.

İlk buluşmanın şaşkınlığında ilk sözü Söylem alır:

Hangi sinemaya gidelim, ama peşinen ve nakden söyliyeyim, kendi biletimi kendim alırım.

Alternatifleri sıralar hakan,

Nejla Nazır ve Ferdi Baba'dan "PASTIRMA YAZI"

"POLİS AKADEMİSİ 3" ve

KING KONG New yorkta,

Sen hangisine gidelim dersin? diye sorar Söylem, zira karşılıklı bir tanıma içgüdüsü egemendir, ikisinde de lise üniforması olmadığı sebebiyle.

Ortak bir görüş ileri sürerler ve Polis Akademisi filmi ağır basar, ilk görüşme gerginliğini alma özelliği açısından.

Oysa pastırma yazı isimli filme gitselerdi, necla ve tayfur ikilisinin aşklarının alevlendiği filme tanık olacaklar ve içlerindeki sevgi filizi ateşlenebilecek, istikrarlı ve evliliğe giden bir yolda huzur dolacaklardı.

King Kong Newyorkta filmine gitselerdi, şu an çok meşhur olan yıldızlar, Jüliya Roberts, Bredi pit, Georj Klonney, gibi şahsiyetlerin ilk oyunculuk deneyimlerine şahit olacak ve bu oyuncuların yıllar içindeki yükseliş trendinde daima birbirlerini hatırlayacak ve çok sıkı dost olacaklardı.

Komedi ağırlıklı filme gittikleri için ise şuan sadece 2. sınıf bir tanışıklık içindeler ve feys arkadaşı olarak kayıtlılar. Çünkü film onları baydı ve Söylem başı ağrıdığı için, Hakan da, öğleden sonra derbi seyredeceği için nazikçe ayrıştılar. Hakan, bu arada, iyi bir cimbomludur, biline....

7 Kasım 2009 Cumartesi

sahib ül hayrat vel hasenat

Yaradılmış olan her canlı ve varlığın sahibi Allah'tır.

Yegane varlığımız olan bir can, bir canımız var. Hasletler ile ördüğümüz o kalıba sarıp sarmaladığımız. Bir de düşlerimiz var, yarınlarımızla koşulladığımız. Bir sevgi bileşeninin yapı maddeleriyiz, o ca'na giydirilmiş bedenler olarak. ( tabiyiki Söylem Teyze bu bileşene dahil değil, o ayrı, o asayrı. )

Çeşitli alemlere dağıtılmış bireyler olarak, ilk parçadan ayrılan atom molekküllerinin alt türevleri olduğumuzun bilincine yerleşmeli, ve ait olduğumuz ilk bütünün çekirdeği etrafına tekrardan toparlanacağımızı bilerek yaşamalıyız. ( tabiyiki Söylem başka, o nerede isterse orada toparlanır. )

Toparlanma düdüklerinin sesleri bize geldiğinde, mızık sızık yapmadan, tezgahı serdiğimiz çabukluk ve hakkaniyet ile geri sarmalı, ve karşımıza çıkmadan önce bilançoyu derlemek mükellefiyeti ile hareket etmeliyiz. ( Söylem hariç, bu doğu arabik sentezlere gelemez kendisi. )

Hepimiz bizi yaradan Yüce'yi görecek ve bir çorap söküğü gibi yiten hayatlarımızın aynı hızla geri örüldüğü bir iplik çilesine dönüşmesiyle, hayatta iken peşinde koştuğumuz bütün ipuçlarının cevabını, bir iplik çilesinde bulacağız. ( Buna Söylem de dahil. )

6 Kasım 2009 Cuma

"POZİSYON KESİN PENALTI VE KIRMIZI KART"

Sayın sporseverler, programımıza hoşgeldiniz, konuğumuz sayın Herman MOROĞLU'na da hoşgeldiniz diyorum, hocam hoşgeldiniz.

Hoşbulduk hocamm,

Evet sayın izleyicilerimiz, şimdi size tanıtımını yaptığımız 50 yıl öncesine ait bir maçın, Salatasarayın Kadıköyde Ezberbahçeye karşı en son kazandığı maçın bir taraftar tarafından gizli kamera'ya alınmış kayıtlarını izlettireceğiz ve Herman Hoca bize yardımcı olacak. Sizlerden gelen maillerde bu konu'nun neden işlendiğini merak eden duyumlarınızı alıyoruz. Zerzavat spor merkezi olarak bu konu'nun çok tartışma konusu olduğunun bilinciyle, tarihsel gerçeklerin saptırılmamasına yardımcı olmak ve gerçekleri açığa çıkartarak kamuoyuna bilgi vermek amacındayız.

Az sonra izleteceğimiz görüntülerde Salatasarayın golcüsü Karıncaezmez Söylem ile Ezberbahçenin defans elemanı Beton Mustafa arasındaki sportif çekişmenin satır aralarına geleceğiz.

Gelelim hoccammmm.

Bu görüntüde soldan yapılan atakta, topla beraber yürüyen Beton, Karıncaezmezin dirsek darbesiyle kendini saha dışında buluyor, bak birde kendisine dirsek geçirilmiş gibi yerde yatarak, kendini atarak yani, Beton'un sarı görmesine sebep oluyor. Tabi o yıllarda kesit kamerası yok, tekrar yok, ceza kurulu yok, ne oluyor hocam.

Ne oluyor Herman Hocam?

Yapanın yanına kar kalıyor, ama 50 sene sonra bile sevap ta günah ta çıkar karşına hocammmm. Bu işler bumerang gibidir, adalet tecelli eder hocaa. Artistik yok delikanlıya öööle.

Peki hocam, bir diğer pozisyona geçelim. Sağdan yapılan ortada karıncaezmez topa yükseliyor yaptığı kafa ile maçın tek golünü atıyor, yorumunuz ne hocam?

Atıyor attığına ama Beton'un üzerine çullandığını hakem görmüyor, gol iptal, endirekt çift vuruş, bu ikiiii.

Peki hocam bir diğer görüntüye geçelim. Maçın son dakikası ve beton, şu kafası sargılı olan ve dizi kanıyan futbolcu, soldan cezaalanına giriyor, peşinde karıncaezmez, tam cezaalanına girerken, arkadan yatarak ve kayarak bileğine bir darbe alıyor. Ayağı kırılıyor bu saniyede, sizce bu hareketin karşılığı ne?

Hocamm bak, diğer faul ve kusurlu hareketleri geçtik, onları yutturdu, ama bu hareket kesin ve kesin

PENALTI VE KIRMIZI KART HOCAMMMMMM.