Oldum olası kendini beşiktaşla bir tutan çarşı denilen ucube taraftara sahip, hiçbişey olamadıkları için kendilerini çok şey sanan taraftar bozuntularını her sene olduğu gibi bu senede tatile çıkardık. Artık maçlara ilgi ve heyecanları kalmadığı için çokça ihmal ettikleri kız arkadaşlarına yamanmaya çalışacaklar, her türlü sünepeliği yapmak suretiyle.
Fener 4 attı, hemde beşiktaşlı futbolcunun ihanetiyle, oysa maçı çevirmişlerdi, ve bir mucizeye imza atmaya çok yakınlaşmışlardı. Çarşı denilen terör örgütüvari mafyalaşma bu futbolcuyu bile alkışlamaya kalktı. Arabeskin prim yaptığı yer inönü stadı oldu.
Şimdi koskoca klubün 150 milyon lira borcu, temlik konulmuş gelirleri ve sıfır vizyonları var, yani eksideler, yani kurumaya yüz tuttular.
Galatasarayla birlikte 32 şer puanları var, birde tükenmiş umutları.
Bir zamanlar şampiyonluğu ve kupayı birbirlerine satmışlardı elbirliğiyle. Yemekler yemişlerdi, aynı pankartla sahaya çıkmışlardı. Şeref kitabını çöpe atmışlardı.
Güdümlü tekerrür füzesi döndü dolaştı ve kendini ateşleyenleri vurdu. Üzülmek bedava artık.
Şimdi fenerbahçenin önünde 12 maç var, inşallah hepsini kazanacağız,
Geçen sene körü körüne kaybettiğimiz şampiyonluğun hevesiyle aldığım formayı bir senedir giymek için sabırla bekliyorum, yakında inşallah. Bütün öcüleri süpürdüğümüz anda.
21 Şubat 2011 Pazartesi
19 Şubat 2011 Cumartesi
türk seks hikayeleri - volum tu-bölüm iki
artık yaşım 18 olmuştu ve ben yerimde duramaz haldeydim. mahallemden evcilik oynadığım cevriyede 18 olmuştu, hatta bıdıkları entarisinin dışından belli oluyordu, durun size biraz cevriyeyi tarif edeyim, cevriye tırtıklı dişli, kalem kaşlı, tuncelili orta sınıf bir ailenin 7. kızıydı. cevriye o gün mahallemizdeki boş kilisenin etrafında dolanıyordu, bi ara kiliseden içeri girdiğini ve bana gel işareti yaptığını gördüm. kiliseden içeri girdim ve ne göreyim, cevriye kendini çarmıha germişti ve içimdeki ucubeyi çıkart diye bağırıyordu, hemen üstünü başını parçaladım, kilisede tadilattan kalma paslı çivileri cevriyenin eline ayağına çakacaktım ki, cevriye bana tepki gösterdi ve ucubeni çıkart ki içimdekini döv dedi. Anlamıştım, cevriyenin içindeki ucube çividen mividen anlamayan cinstendi. Hemen kilisenin tadilatından kalma 10 luk inşaat kalaslarından birini aldım ve başladım cevriye görünümündeki ucubeyi sopalamaya. Kilisede tadilattan kalma sopa kalmayıncaya kadar, bütün sopaları kırana kadar cevriyenin ucubeyi benzettim. hatta cevriyenin içindeki ucube ne kadar dur yapma etme desede, benim bunlara kanacak halim yoktu, son sopayı kırınca cevriyenin yüzüne bir huzur geldi.
14 Şubat 2011 Pazartesi
LAPACILAR GÜNÜ
Minik şubatın 14'ü, sevgileri test etme günü, sevgililer günü adında.
BEN SEVGİLİLER GÜNÜNDEN NEFRET EDERİM, BU KADAR ECİZ BÜCÜŞ BİR MANASI OLDUĞU İÇİN.
Zaten seni seviyorum lafının tek bir amacı var; BENİ SEV...
Aksini iddia eden madrabaz değil mi?
Sevgiler saçmadır, çünkü karşılık bekler bütün sevgiler aynen çek gibi aynen senet gibi.
SEVGİLİLER GÜNÜNDE MAHZUNLAŞMAK SAÇMADIR sevgilisi olmamaktan ötürü, çünkü sevgili denen zat, karşılığını almak kaydıyla sevgisini vermeye hazırdır.
Sevgisizlik uçurumunda kalmış bir toplumda ve dünyada, kırsala kaçışın adına sevgililer günü demişler.
Buradan hareketle, bu günün adı BENCİLLİK GÜNÜ olsun. Daha bi gerçekçi olur.
Bugün hamile kalmayı ve bırakmayı düşünenlere bir notum var: Bu çocuğun günahı yok, bugün dünyaya kayıt vermek için çok manasız bir zaman. belki belki, bugün doğacak çocuklar için yüzde 5 indirim imkanı olabilir, yada kredi kartı ekstresine 1 ay erteleme, o da belki.
Şimdi mantıklı bakalım konulara, sevgililer günü için şöyle bir kriter yakalayalım.
Sevgili dediğiniz şahıs'ın bir kadın olduğunu varsayalım, ve tıbbi olarak bu kadının sevişme yada çocuk doğurma yeteneği olmasın. Artık onu sever miy di niz?
Sevgili dediğiniz şahsın bir erkek olduğunu ve üreme yeteneği ve sevişme içgüdülerinin kayıp olduğunu düşünelim. Artık onu se ver my di niz?
Mustafayı mustafa yapan da bu zaten, sonuç odaklı olması ve haklı olmadığı bir konu olmaması.
Merak etmeyin, ya bu dünya yok olacak, yada mustafa'nın dediği gibi olacak. Dünya sevgisiz dönmez, tek gerçek sevgi Allah için olandır,
Bu allahsız dünya ne kadar döner, nereye kadar döner, onu bilemem ama, tek bildiğim "sevgililer günü" sayesinde bu dünya'nın dönmeyeceği.
BEN SEVGİLİLER GÜNÜNDEN NEFRET EDERİM, BU KADAR ECİZ BÜCÜŞ BİR MANASI OLDUĞU İÇİN.
Zaten seni seviyorum lafının tek bir amacı var; BENİ SEV...
Aksini iddia eden madrabaz değil mi?
Sevgiler saçmadır, çünkü karşılık bekler bütün sevgiler aynen çek gibi aynen senet gibi.
SEVGİLİLER GÜNÜNDE MAHZUNLAŞMAK SAÇMADIR sevgilisi olmamaktan ötürü, çünkü sevgili denen zat, karşılığını almak kaydıyla sevgisini vermeye hazırdır.
Sevgisizlik uçurumunda kalmış bir toplumda ve dünyada, kırsala kaçışın adına sevgililer günü demişler.
Buradan hareketle, bu günün adı BENCİLLİK GÜNÜ olsun. Daha bi gerçekçi olur.
Bugün hamile kalmayı ve bırakmayı düşünenlere bir notum var: Bu çocuğun günahı yok, bugün dünyaya kayıt vermek için çok manasız bir zaman. belki belki, bugün doğacak çocuklar için yüzde 5 indirim imkanı olabilir, yada kredi kartı ekstresine 1 ay erteleme, o da belki.
Şimdi mantıklı bakalım konulara, sevgililer günü için şöyle bir kriter yakalayalım.
Sevgili dediğiniz şahıs'ın bir kadın olduğunu varsayalım, ve tıbbi olarak bu kadının sevişme yada çocuk doğurma yeteneği olmasın. Artık onu sever miy di niz?
Sevgili dediğiniz şahsın bir erkek olduğunu ve üreme yeteneği ve sevişme içgüdülerinin kayıp olduğunu düşünelim. Artık onu se ver my di niz?
Mustafayı mustafa yapan da bu zaten, sonuç odaklı olması ve haklı olmadığı bir konu olmaması.
Merak etmeyin, ya bu dünya yok olacak, yada mustafa'nın dediği gibi olacak. Dünya sevgisiz dönmez, tek gerçek sevgi Allah için olandır,
Bu allahsız dünya ne kadar döner, nereye kadar döner, onu bilemem ama, tek bildiğim "sevgililer günü" sayesinde bu dünya'nın dönmeyeceği.
7 Şubat 2011 Pazartesi
iyi kadınlar da vardır
Bütün tanıştığım kadınların kötü olduğu da nereden çıktı? Hayır yok öyle bir şey,
Rafine hedonist söylem hariç, fırsatçı ve alçak siyahşın hariç, ilkaşk esra hariç, bu kadınlar kötü kere kötü, en kötü en kötürüm insanlarımdır, çünkü bana KÖTÜ MUAMELE yaptıkları için, bu gerçek değişmez, bu kadınlar benim için kötüdür. İyi olsalar da, orta olsalar da, kötü olsalar da, bu kadınlar kötüdür.
Ama mesela nüzeyyen iyidir, inci iyidir, diğer tanışlarım iyidir, çünkü bana çok fazla yaklaşma fırsatı bulamadılar ve kötü olma fırsatını elde edemediler, dolayısıyla bu kadınlar iyidir, kötü olsalarda, orta olsalarda, iyi olsalarda bu kadınlar iyidir.
Ben mi, ben kötüyüm...
Rafine hedonist söylem hariç, fırsatçı ve alçak siyahşın hariç, ilkaşk esra hariç, bu kadınlar kötü kere kötü, en kötü en kötürüm insanlarımdır, çünkü bana KÖTÜ MUAMELE yaptıkları için, bu gerçek değişmez, bu kadınlar benim için kötüdür. İyi olsalar da, orta olsalar da, kötü olsalar da, bu kadınlar kötüdür.
Ama mesela nüzeyyen iyidir, inci iyidir, diğer tanışlarım iyidir, çünkü bana çok fazla yaklaşma fırsatı bulamadılar ve kötü olma fırsatını elde edemediler, dolayısıyla bu kadınlar iyidir, kötü olsalarda, orta olsalarda, iyi olsalarda bu kadınlar iyidir.
Ben mi, ben kötüyüm...
2 Şubat 2011 Çarşamba
MISIR
Mısırın geleneği firavunlar, lanetler ve mistizim.
Ortaokulda kel müdür elimize bayrakları verip, mübarek geçecek diye bizi elmadağ boyuna dizmişti, Türk ve Mısır bayrakları her iki yanımızda. Kenan evren ve mübarek geçene dek beklemiştik soğukta.
ŞİMDİ O MÜBAREK DİĞER ÜLKELERDEN BİRİNDEKİ VİLLASININ DEKORASYONU İLE MEŞGUL.
Bizlerinde saltanatı, değerleri ve varlığımız her ne kadar "SÜTLÜMISIR" olsada, birgün bütün tanelerimiz dökülür, elde kalan şey koçan olur, ne yenir ne yakılır.
İşte bu yüzden sırf bu yüzden diyorum ki, ben ışıldaksız hayatı tercih ediyorum, tanelerim her bir tanenize fedadır.
Ortaokulda kel müdür elimize bayrakları verip, mübarek geçecek diye bizi elmadağ boyuna dizmişti, Türk ve Mısır bayrakları her iki yanımızda. Kenan evren ve mübarek geçene dek beklemiştik soğukta.
ŞİMDİ O MÜBAREK DİĞER ÜLKELERDEN BİRİNDEKİ VİLLASININ DEKORASYONU İLE MEŞGUL.
Bizlerinde saltanatı, değerleri ve varlığımız her ne kadar "SÜTLÜMISIR" olsada, birgün bütün tanelerimiz dökülür, elde kalan şey koçan olur, ne yenir ne yakılır.
İşte bu yüzden sırf bu yüzden diyorum ki, ben ışıldaksız hayatı tercih ediyorum, tanelerim her bir tanenize fedadır.
28 Ocak 2011 Cuma
HELEZON YAYLAR
İnsan tiplerinden gına geldi, ama şu bohemlerden, taximlerden, pataronlardan değil.
Kalite'ye yatırım yapmayanlardan. Yada bazı kaliteleri dik tutarken diğer kaliteleri sıfırın altına gömenlerden.
Benim notumu sorarsanız 6.
Eski dostlarını unutanlardan.
Hayatın bir bilançodan ibaret olduğunu ve son noktada herşeyin dengeye oturacağını bilmeyenlerden.
Mekanik olarak ifade etmek gerekirse; Hayatta düştüğünüz çukurlar ve yükseklikleri dengeleyen bir Helezon Yay sistemi var. Bu yayları yok sayarak yaylananları kastediyorum. Ve o yaylar aslında ortadaki kalın demir çubuğun seviyesini dengeler, ortadaki kalın demir çubuk, yaylar tarafından gizlenir. Ama mekanik prensiplerine göre yaylar yaylana yaylana birgün kırılma noktasına gelir.
Kalın demir çubuk ise hiçbir dengeyi tanımaz, küt bir nesnedir. Sizler yaylanarak aslında yaygara koparttığızı bilmezsiniz. Ben de dahil, birgün kalın demir çubuğun ne kadar öküz bir nesne olduğuyla karşı karşıya geleceğiz...
Yaylanabilirsiniz.....
Kalite'ye yatırım yapmayanlardan. Yada bazı kaliteleri dik tutarken diğer kaliteleri sıfırın altına gömenlerden.
Benim notumu sorarsanız 6.
Eski dostlarını unutanlardan.
Hayatın bir bilançodan ibaret olduğunu ve son noktada herşeyin dengeye oturacağını bilmeyenlerden.
Mekanik olarak ifade etmek gerekirse; Hayatta düştüğünüz çukurlar ve yükseklikleri dengeleyen bir Helezon Yay sistemi var. Bu yayları yok sayarak yaylananları kastediyorum. Ve o yaylar aslında ortadaki kalın demir çubuğun seviyesini dengeler, ortadaki kalın demir çubuk, yaylar tarafından gizlenir. Ama mekanik prensiplerine göre yaylar yaylana yaylana birgün kırılma noktasına gelir.
Kalın demir çubuk ise hiçbir dengeyi tanımaz, küt bir nesnedir. Sizler yaylanarak aslında yaygara koparttığızı bilmezsiniz. Ben de dahil, birgün kalın demir çubuğun ne kadar öküz bir nesne olduğuyla karşı karşıya geleceğiz...
Yaylanabilirsiniz.....
22 Ocak 2011 Cumartesi
KÖLE"LEŞ"TİREN DİZİLER
Mustafa olarak, tarihin tekerrürü ile dünyanın döndüğüne defalarca şahit oldum. Nasibime düşen buymuş.
Şu an Türkiyede tüketimin tahtına oturan TV dizileri ve onların devleştirilen karakterleri hakkında yazmak sosyal sorumluluğu zuhur etti, ama, gece rüyamda değil, aklen-mantıken-hissen.
Eski Türk filmlerini bulursunuz, omurgasına ilerlerseniz. Yani karşıtlıklar fenomeninden doğan şimşekvari parlamalar.
Dizilerde yaklaşık 5 dakika İstanbulun estetik mekanlarının gece ve gündüz çekilen artistik fragmanlarını izleriz. Diziye kalite spreyi sıkmada kullanılır, yada kokmuş eti tuzlama işi de diyebileceğimiz. Yönetmen içimizi karartmadan önce içimizi açar.
Dizilerde yurdum insanının gen şifrelerine göre karakter eşlemeleri yapılır. Her birey buradaki şahsiyetleri kendisiyle odaklar. Aynen Acun orço'nun açmısın tokmusun yarışmasındaki karakterleri gibi bir eşleme.
Dizilerde aynı zamanda güncel hadiselere atıf yapılarak, dizilerin buzdolabından çıkma bir ürün olmadığı akıllara çakılır.
Birde, bizde yasak olduğu için, erkek kadın sevişmesi daha öpüşme yakınlaşmasında bitirilerek, yada kadın erkek bileşiği yatağa doğru eğildiğinde kamera utanması dediğimiz şekilde görüntü donarak, yasaklara saygılı bir dizi tekniğimiz vardır.
ULAN BEN BU SAHNEDEN DAHA ÇOK TAHRİK OLUYORUM, DEVAMINI KİM GETİRECEK MERAKINDAN.
Bu itiraftan sonra,,,
Geçenlerde bir dizi oyuncusu-sinema kırması şahsiyetle aynı mekandayım. Garsondan pembe şarap istedi, garsonbey "yok" deyince bir sürü ukelalıklar yaptı.
Ulan sahte kahraman, ulan göt naziği, ulan sömürgen,
Ananın amına baban pembe şarap dökmüş olabilir, ama anandan emdiğin süt için de sipariş verdin mi?
Şu an Türkiyede tüketimin tahtına oturan TV dizileri ve onların devleştirilen karakterleri hakkında yazmak sosyal sorumluluğu zuhur etti, ama, gece rüyamda değil, aklen-mantıken-hissen.
Eski Türk filmlerini bulursunuz, omurgasına ilerlerseniz. Yani karşıtlıklar fenomeninden doğan şimşekvari parlamalar.
Dizilerde yaklaşık 5 dakika İstanbulun estetik mekanlarının gece ve gündüz çekilen artistik fragmanlarını izleriz. Diziye kalite spreyi sıkmada kullanılır, yada kokmuş eti tuzlama işi de diyebileceğimiz. Yönetmen içimizi karartmadan önce içimizi açar.
Dizilerde yurdum insanının gen şifrelerine göre karakter eşlemeleri yapılır. Her birey buradaki şahsiyetleri kendisiyle odaklar. Aynen Acun orço'nun açmısın tokmusun yarışmasındaki karakterleri gibi bir eşleme.
Dizilerde aynı zamanda güncel hadiselere atıf yapılarak, dizilerin buzdolabından çıkma bir ürün olmadığı akıllara çakılır.
Birde, bizde yasak olduğu için, erkek kadın sevişmesi daha öpüşme yakınlaşmasında bitirilerek, yada kadın erkek bileşiği yatağa doğru eğildiğinde kamera utanması dediğimiz şekilde görüntü donarak, yasaklara saygılı bir dizi tekniğimiz vardır.
ULAN BEN BU SAHNEDEN DAHA ÇOK TAHRİK OLUYORUM, DEVAMINI KİM GETİRECEK MERAKINDAN.
Bu itiraftan sonra,,,
Geçenlerde bir dizi oyuncusu-sinema kırması şahsiyetle aynı mekandayım. Garsondan pembe şarap istedi, garsonbey "yok" deyince bir sürü ukelalıklar yaptı.
Ulan sahte kahraman, ulan göt naziği, ulan sömürgen,
Ananın amına baban pembe şarap dökmüş olabilir, ama anandan emdiğin süt için de sipariş verdin mi?
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)