8 Kasım 2010 Pazartesi

MUSTAFA KURULTAYA GİDER

Hayatımız bize sunulan hediye, ama bana bu aralar içinde ne olacağı belirsiz paketler olan bir çuval gibi gelmeye başladı.

Borçlar harçlar mutsuzluk ve anlaşmazlıklar var bu pakette, renksiz kağıtlara sarılı.

Umutsuzluk güneşi var, onu pakete saramazsınız, ama gelmiş kapıma.

Dostların uzaklaşması pakedi, bir sebebi olan paket.

Aşkın vedası filmini de koymuşlar çuvala, pakedi açtığınızda kaybolan bir aşk hediyesi var.

Sosyal paylaşım pakedini açmayacağım, sosyallikte fayda yok eğerki paylaşacağın bir şeyin yoksa.

İşsizlik pakedi de görünüyor diplerde, başka nerede olacak ki.

Akrabalar ve hiç bitmeyen beklentileri pakedi. Bu paket benim paketi bile zorlamaya başladı.

Aha, gönderenden Allah razı olsun, İNTİHAR pakedini açtığımda işler yoluna girecek gibi gözüküyor.

4 Kasım 2010 Perşembe

KİMLER KİMLER ÇÖKMEDİKİ.....

Ömür törpüm artık kırkına merdiven sapladı. Zaten bloğumu okuyanlar bu kırk yılın mihenk taşlarını biliyor. Aslına bakarsanız benim ömrüm medreselerde okutulması gereken bir eser, deney hayvanı olsada, eğitim malzemesi olsada, kıssadan hisse bile olsa, yaşayana değil yaşananlara bakılmalı prensibiyle okutulsun isterim.

Şimdilerde bazı trendler adeta hortum gibi dönüyor etrafımızda, neredeyse içine düşmemek mümkün değil.

Mesela Ağaoğlu diye bir modern zaman padişahı var, vızır vızır dönüyor. Kendini Atatürk sıfatına sokuyor diyebiliriz. Yalaka Sinan ÇETİN ise Atatürkün silah arkadaşı Ali Fuat CEBESOY hesabı salınıp duruyor. Naaptıklarına gelince, bize 10 bin lira karşılığında padişah konforu sunacaklarmış bu edi ile büdü. Sonrasında da ara ödemeler, balon ödemeler, ana ödemeler, devamlı taksitler, şişirmeler, konfor farkları, tercih farkları adı altında mezarımızı kazacaklar. Tam bitti dediğiniz günde aidat adı altında ömrümüzün sonuna kadar ayda bin bin binecekler padişahın eşşeğinin sırtına.

Kadın olsam, hatta Orospu olsam bir adım ilerisinde ne sinana ne aliye kanmazdım, ve kendimi kazdırmazdım. Zira sattıkları şey sadece bir proje, maket içi hayaller, ekmek arası düşler.

Ağaoğlu en fazla 4 sene sonra püf. Zira bir adamın yaptığı iş ile yaşam tarzı bağdaşmıyorsa, işin bekası heladır.

Kastelli zamanında neydi diye hatırlayanlar olmayabilir ama ben hatırlıyorum. Şu 1 yıl önce 10 milyar borcu yüzünden intahar eden ve ölüsüne haciz konulan adam. İŞTE O.

Bir zamanlar filminin diğer aktörlerini de saymalıyım, zira basın denilen çarşafın bütün yüzlerinde bu portreler vardı bir zamanlar.

Haspi ağa, turan çevik, halis ağa, demirbank, egebank, imarbank, titan saadet zenciri, jet fadıl, papatyalar, STFA, sönmez filament, mambo sakızları, parizyen, pereja kolonyaları, aymar, kanal altı, hbb tv, cine 5, teleon, ankara gazozları, müslüm gündüz, adnan hoca, türk lirası, istanbul bankası, tipitip, adını sayamadığım yüzlerce popüler ikon artık kusura kalmayın, adınızı anamayacağım kadar çoksunuz...

3 Kasım 2010 Çarşamba

Yaşananlar

İlginç olduğuna inandığım birsürü şey, dinleyin bakalım.

Askerde gece nöbeti. Karşıda inşaat yapılıyor. Keresteler dizili. Müteahit efendi ise gece bekçisi koymamış şantiyesine, sebebi; asker alayının tam karşısında hırsızlık mı olurmuş? düşüncesi.

Ama 20 asker ve başımızda rütbelilerle beraber 1 kamyon keresteyi alaya indirmiştik.

Antik bir kilise vardı çanakkalenin sayfiyelerinde, o kilisede ise tarihin mirası ikona ve freskler. Bizim jandarma devriyesi suçüstü yaparak bu eserleri çalan fareleri yakalamış, alaya getirmiş. Eserler kayıt altında, emanette. Aynı gece bi bakıyorum ki karargah koğuşunda bir sürü havari asker ve ellerinde ikonalar, freskler. Kutsal isa adına koğuşta kendilerine adam arıyorlar, yani havari gibisinden. Aralarında "karı var" diye meryem ananın resmini gezdirenler bile var.

2 gün sonra kanal D haberi:

Çanakkalenin bilmem ne kilisesinden

700 MİLYON DOLAR PİYASA DEĞERİNDEKİ

eserleri çalan çete yakalandı...

Çok ilginç olaylar ve ofsaytlar yaşadım, bunlar ne ki yanında?

2 Kasım 2010 Salı

ORTAOKUL MUSTAFASI

Derin derin o çağlarıma gidip te size anı derlemesi yapmayacağım. Sadece o zamanki bir görüşümü sizlerin beğenisine sunacağım.

Tv belgesellerinde en yaygın görüntü; bir av hayvanını bir yırtıcının parçalaması ve sonrasındaki gelişmelerdir.

Ortaokul mustafasının görüşü ise aynen şöyle.

Av hayvanı biz vatandaşı simgeliyor.

Bizi öldüren avcı Amerika. Avlıyor ve lüzümlu parçaları mideye (s)indiriyor.

Bizi yada bizden kalanları değerlendiren ikincil yırtıcı ise devlet. Vergi alıyor, ceza kesiyor, oradan oraya buradan buraya sürüklüyor.

Bizden kalanları değerlendiren üçüncü yırtıcı yada artıkçı ise Banka ve belediyeler. Kalanımızı ayıklıyor, iyice emiyor özümüzü.

Bizden kalan varsa, ki mutlaka var, ne yapıp edip buluyorlar, esnaf zanaatkar ve diğer ulema, hatta din adamları, eğitmenler, vesair kitle.

SAYGILAR...

30 Ekim 2010 Cumartesi

Nahide motelde CUMCUM eğlencesi

Fakirim, çaresizim, düşünüyor ve üretiyorum fantazilerimi..

***

Sosyetenin kabesi Nahide motele hoşgeldiniz ulu cemiyet. Taşpınarlar, mermerciler, çapalar, ertekinler, dereliler, deresizler, denli densiz, çaplı çapsız bütün sosyete, jeti, seti, vede yandaş sosyete, CUMHURİYET BALOSU'na hoşgeldiniz.

Ooo, Nurettin hasman beyfendi hızlı başlamış geceye, özben hanımla bacak omuza seansı yapıyor, özben hanımın üzerinde kedi kız kostümü var sperm geçirmez, sırada götü bacağını açmış ayşegül hanım bekliyor, viski getirin nurettin beye, havai fişek patlatın şerefine.

Amanda aman, eran bey, sosyetenin 70li genç kızı ender hanımefendiyle yakınlaşmış bile, ender hanımın üzerinde bayrak motifli straplez var, eran bey bayrağa saygı duruşuna geçmiş bile, tüfeği esas duruşa çekmiş, koko getirin eran beye, dicey, sende koko şale türü bişeyler çal.

Aaa, feryal hanıma bakar mısınız, puket adasından melez zenciler getirmiş, en kısası 20 santimlik, elinde mızrak, silah zoruyla bu gece bütün sosyetik hanımlarımızın sırtını morartacakmış, duyduğuma göre 10 kere üstüste orgazm yapmadan bırakmıyormuş bunlar, hooop bir, hoop iki, derin ve yosuna kaydı bilem, hadi molada şu aslanlara mesir macunu yedirin de, cemiyeti paspas gibi silip dursun ayol.

27 Ekim 2010 Çarşamba

AFFET

Kişiler, içine yerleştirilmiş kişilikler...

Ne kadar gün yaşamışsam o kadar günde beni kandıranlar oldu.
Ben hariç herkes bana yalan söyledi, yalan oldu.

Çocukken misketlerimi, çalışırken haklarımı, severken aşklarımı gaspettiler.

Midelerine oturdu, oturdukları yerde kaldılar.

Belkide ahirete inançları yoktu, belkide adalete.

Adaletin sahibi belli, adaletin eşanlamlısı belli; HAK!

Hakla batılı ayıramıyorlarsa onların suçu ne?

Allahım affet onu ve onları...

KÜÇÜK DÜNYAM KÜÇÜK MUTLULUKLARIM

Hayat gailesi beni o kadar minimize eyledi ki, artık kaybolmaya yüztutmuş değerler sınıfına dahil oldum. Bunda hiçkimsenin suçu yok.

Allahın sevgili kulu olmaktan dem vururdum, çevrem bunu kabul ederdi hatta hiçbir baskı ve tehdit altında olmaksızın.

Dünyanın günleri öyle bir geçiyor ki artık, sanki kalın bir romanın sayfalarını pırrrr diye elinizden geçirircesine. Yani okunmadan, yani anlaşılmadan, yani hafif bir temas sadece.

Oysa bu yaşadığım ömür beni ben yapan değerlere ihanet kabul edilmeli mi diye düşünüyorum. Ailem, okulum, çevrem, dinim-ahlakım, yada beni 9 ay istirahat ederek dünyaya getiren sevgili annem dahil.

Dünyaya bir çocuk getirebildim sadece, bir tane daha borcum var, borçlardan fırsat bulabilirsem.

Tabi bu durumda çevreme, yani yarışa benimle beraber başlayanların durumuna bakmam gerekiyor.

Tek farkım var, onuda söyleyeyim, küçük mutluluklarım sadece.

( çay-sigara,lahmacun, satış yapmak, film seyretmek, maç seyretmek, karımla dalga geçebilmek, birde geçmişe özlem, gibi )