20 Ağustos 2010 Cuma

RONTGEN FİLMİ

HAYATTA BİR ALGI PROBLEMİ YAŞIYORUM. çÜNKÜ ÇALIŞIYORUM AMA HATTA ÇALIŞAMIYORUM. eLİM BİR YERE BİR ŞEYE GİTMİYOR. oLDUĞUM YERDE KALIYORUM.

HAYATTA BİR İNANÇ PROBLEMİM VAR. hİÇ KİMSEYLE GERÇEKTEN SAMİMİ OLAMIYORUM, SAMİMİ OLDUĞUMDA DA AŞK ARIYORUM, BU YÜZDEN SADECE KADINLARLA AZ SAMİMİ OLABİLİYORUM.

HAYATTA BİR VEFA PROBLEMİM VAR, KİMSEYE DEĞER VEREMİYORUM, DEĞER VERDİKLERİM ÖLDÜĞÜ İÇİN, ONLARADA BAĞLI KALAMIYORUM, BAĞLI KALMAYI BİLE ANLAMIYORUM.

HAYATTA BİR ADAPTASYON PROBLEMİM VAR. bU İNSANLAR NEREYE KOŞUYOR VE BİRBİRİNE OYUNLAR OYNAYIP DURUYOR, HATTA KANANLAR BİLE OLUYOR, BUNLARA DAHİL OLAMIYORUM.

HAYATTA BİR SADAKAT PROBLEMİM VAR, NEYE SADIK OLMAYI KAFAYA KOYSAM, O ŞEY ÖLÜVERİYOR, O YÜZDEN SADAKATE SADAKATE İNANAMIYORUM.

HAYATTA BİR TEK BİLETİM VAR, ONUNDA NEREYE KADAR GEÇERLİ OLDUĞUNU BİLEMİYORUM.

18 Ağustos 2010 Çarşamba

Kim Çocuk Yapmak İster Benden?

Günlük, sevgili günlük, çocuksu cereyan, içimi dökme isteği ve işte buradayız.

Hayatta herşeyi bilme yeteneğine haiz ( sanan ) mustafa olarak, işte, hiçbişeyden haz almaz durumlara duçarız.

Şurada düşüp ölmeyi o kadar isterdim ki, eğer bir harfi size geçirebildiysem.

Rüzgarın görevi tohum taşımakmış cinsinden.

Benden çocuk sahibi olmak isteyen varsa diye başlamıştım.

Şimdi bloğun her harfi okuyana bir çocuk benden.

Not.Seni Seviyorum.

The Movie, yani filmini izlemişinizdir, nişan töreninde buz heykelin altında ölen kocanın, geride bıraktığı taze duluna hazırladığı hikayeler.

Film endüstrisi artık konu olarak sevgi temasının açılımlarına daldı, ghost whisperer gibi, insanlarda kalmayan sevgi yeteneğini hayaletten, ruhtan periden ama 100 yıl geriden öğreniyor yeni nesil. Çünkü kablolar sizi boğdu, ağzınıza dolu dolu pisledi, üstüne birde esnedi ve hor hor uyuyo.

Zamanımızda sadece 2 tür kadının rekabeti var, sevebilme gayreti olan ve para kazanan, bana başka bir tür kadın varlığı söyleyenin kırk yıl mevduatı olurum.

Şimdi cesetlerinizi arkaya dayayın, antivirüslerinizi alert edin, ve şu sıcak kavuran ramazan gününde Not.seni seviyorum filmine dalın, arada uyuyabilirsiniz, ama dikkat edin; kablolara dolanmayın.

Değeri ileride anlaşılmasada olur ama mutlaka ölür mustafa sizi seviyor...

17 Ağustos 2010 Salı

kAYIP bALIK Gooooooooooooooooogle

DİKKATli basınımızda her daim bir haber.

Gogle, işte şu önemli günümüzde bize şu jesti yaptı. Yok işte gogle bizim şu günümüzü hatırladı, yok işte gogle bayramımızı kutladı, şeker resmi yayınladı.

Vay vay vay, vele vele vele,

Bunu; bir adet ajanda ile bir adet amatör web dizaynır ile tek tuş yapabilme kapasitesi var goglede. Yani yıllık 500 dolara yapıyo bize bu jestinasyonu.

Amerikan yaltakçısı, yardırıcısı, yalakçısı ve yılışığı basın ise bize konuyu toplumsal puntolarla veriyor. Gogle elimizi öptü hesabı.

PEKİ AYNI GOGLE ACABA KOLOMBİYANIN YADA KATMANDU CUMHURİYETİNİN YILDA KAÇ DEFA KIÇINI ÖPÜYOR SİZCE? En az yüz kere, Devlet başkanı Ebudu bekelenin ilk keraneye gidiş yıldönümünde de bunlar ilanat veriyorlar. Kolombiyanın ilk denizaşırı puro ihracatının yıldönümündede ilanat. Velhasıl, gogle ticari birşey. Rüzgar nerden eserse oraya döner. Sıfır beden ve sıfır haysiyet.

16 Ağustos 2010 Pazartesi

BİLDİRMELER

Başka bloglarıda izliyorum helbet. Onlar daha kişisel. Sevgilisi aramış sevinen kızlar, arabasını clalayıp vakit geçirenler, siyasi evet hayır yüklemleri. Onlara en fazla dört, bana en az 5.

500 adet yazma hediye etmişim dünyaya, ilkindeki mustafamlıkla sonuncusundaki aynı solfejlerde, yani uzun bir yol. Tutarlıyım dilde. Sazda sözde sitemde.

Kozamı delenler oldu bu paylaşımda, aktım biraz yerlere, ama özüm keçeleşmeyi başardı ve içeri daha fazla düşman bakteri giremedi, haa; girip te ele geçirselerdi nooolurdu ki? Adı mustafa olan yaşam formundan bir başka yaşam formuna dönüşüm.

Sıcaklarla aramı soran varsa, bence sormasın, kışın kar yazın güneş, mevsimler aslında kardeş.

Referandumdadumda kararımı en evrensel çekiç olan vicdanıma verdireceğim. Yani tekbaşıma kaldığım kutuda, aynen o anda. Aslında, ne tayipin türkiyeyi satacağına, nede kemalin türkiyeyi sattırmayacağına güvenmiyorum. Tek güvencem kendim. Hep yalnızdık aslında, biz çoğuluz sandık. Öyle değil mi köhne sandık?

( çok aforizmik ve söylematik oldu )

Bugün geceyi 11 yıl önceye sardırın, 17 ağustosta ani bir sallanmayla kalkın.

Unutmadım seni onyedi.

Ardından çıkan tozu silmedim ben yakamdan.
Birgün gelirsin belki, ziyaret edersin diye.
Benim canı alırsan, başka cana karışma
Ardında 40 bin cana dua edilsin diye...

15 Ağustos 2010 Pazar

500

Son, daha doğrusu SOM altından 1.5 senemi ayırdığım blog projemde, proje demeyelim, paylaşımımda tam 500 deneme, belki 600 ama 500 denemeyi terimle kanımla duygumla yazdım.

Nüzeyyen, İnci, Söylem, ve gerçek yada sanal 50 karakter ile, bu karakterlerin padişahı Mustafa Profiliyle bu güne geldim.

Kaç defa kapattım, kaç defa açtım, kaç defa ağladım, kaç kere gömdüm kendimi bilemiyorum ama, beşyüze bağladım. Kendime ödül olarak bilmem ki ne alsam.

Ve hayatın tuhaf bir tesadüfü ki, sevgilim ramazan ayına geldi bu beşyüz. İslamın şartlarından biri ile binin yarısı beş yüzü gördüm. Belki bini de görürüm, ama görememekten de gocunmam, daha ne kadar ruhumun suyunu çıkarabilirim bilinmez o.

Kalbimle tutuşturduğum 500 havai fişeğin patlaması ile birçok uykusu kaçan vatandaş oldu, bir sürü kuş sürüleri havalandı, bir sürü devekuşu başını toprağa gömdü.

Dua da ettim küfürde ettim. Aşk ilan ettim, çöküşleri duyurdum, mustafanın sütünüde verdim, üstünü de örttüm.

İnsan hayatında neler neler var görüyorsunuz. Belki mezar taşıma bile bloğun linkini yazabilirim. Edebiyat dünyamın güneşini.

Elbette bana lezzetli gelen bir yakarış bu, çoğu kişiye göre yumurtalı muhallebi bu sıcakta, ama ne mutlu onu bile külaha koyup bu sıcakta serinlemeyi bilene.

Şimdi gökyüzüne yakın bi yerde kokteyl veriyorum, söylem nüzeyyen inci, şahan, polat james bond, küçük mustafa, asuman, ywonne strahoski, kıl ersin iş bankası gn müdürü, tayip berluskoni, mahallemin şarapçı imamı, ilk aşkım beykozlu esra, siyahşın, rus ırkı, eran tapan, holivuttan buruş viliş, cem yılmaz, yılmaz erdoğan, nuran sultan, heidi, arı maya, akıllı bıdık, lefter küçük andoniyadis, şeytan rıtvan, roberto karlos, maykıl, memati, bakan bürokrat kral,

hepiniz bu gece davetlisiniz, hayal dünyamdan iki kişilik davetiye, eşlerinizle gelebilirsiniz, lütfen cevap veriniz....

13 Ağustos 2010 Cuma

Menekşe Kokulu Yarimmm

Hiç gelmedin, artık gelmesende hoş.

Neydi seni sen yapan değer: Gözümdeki değerin, ama sen buldumcuk oldun, ve hiç değer vermedin, sen bilirsin, işte o yüzden gelmedin.

Kendini gıdım gıdım sunmak ne demek bilirmisin? Denize olta atmanın altmaddesi, oysa benim yerim deniz, yaşam alanım su, sen beni yiyecektin, ben seni sevecektim. Ama biten bitti ya..

Sen mi bana gelecektin, ben mi seni görecektim, ne göreceli bir işti bu, bence bu kadar görememektense, bi daha hiç görmeyelimi tercih ettim. Anlamadın, fitil ettin. Ama bu hiç hoş değildi.

Ora dedim, bura gittin, bunu dedim şunu dedin, şuna dedim, buna değdin. Belki arada bir sevişme, belki geçmişim, belki karasevda gizli ince dudakların. Mustafa uçtu üsküdara, sür kedini sabihaya.

Bloğum okunmayacakmış, tozu bile alınmayacakmış, sen onu dondurmama anlat. Beni aklından çıkarmayı başaran, hemde aklına hiç girmeden çıkarabilen hatun çıkmadı, Sen mi bunu başaracan?

He can, yada canan?