İşte gelecek kehanetlerim; biçim biçim vede evre evre kafa çıkarmaya başladı. Teknoloji boka saracak, evrim tersine dönecek konularında burada az tuş basmadım. İşte, eserlerini koruyamadıkları için, olay sinemadan başka yerde izlenemez formata döndü. Daha durun, koltuğunuzu daha çoook ıslatacağım, mabaadınızı çürüteceğim. Bu ne ki?
İşte bilmem hangi gezegendeki koloninin özgürlük savaşındaki ikilemler, aşklar, karşıtlıklar, medeniyetler, böyle bir konu, farklı bir cins, sos, kına, salça, ve Avatarrr.
Şimdi fan siteleri, meraklı forumları, tv fenomenleri ve bütün zer-zevat bu film hakkında sanal tatavasyona başlayacaklar. Eleştri, karşı görüş, taraftarları, siteler vesair müthiş bir çekim alanı manyetizması oluşturacaklar, katma değer ekonomisi ile türk sermayesinin 10-15 "milton" doları havadar olacak. Aynen.
Biz Türküz, biz istilacı ve intikamcıyız, bende hemde. Şimdi avatardaki yaratıkların dişi olan mavi gözlüsüne, en ahmetaltanvari hareketlerle dünyalının gücünü gösteriyorum, doğacak olan yavrumuz ise büyük ihtimalle brozontus dinazoruna benzer.
Kendi çapımda bütün avatara gidecek sinemaseverlere yavrumuzun peluş bebeğini armağan ettim bile.
Aklı olan anladı.
14 Aralık 2009 Pazartesi
12 Aralık 2009 Cumartesi
Kalite Diye Bir Şey
Eğer varsa 2 tane kaliteden bahsedebiliriz. Dışa vurumu olan, ve dışa vurumsuz.
Dışa vurumlu kaliteden 2 şekilde bahsedebiliriz. Dışa vurgulanan ve dışa yansıyan.
Dışa vurgulanan kaliteden 2 tane sonuç çıkar. Mevcudun vurgulananı ve olmayıpta vurgulanmaya çalışılanı.
Olmayıpta vurgulanan kaliteden 2 tane çapanoğlu çıkar. Ticari çıkar ve kompleksli kişilik.
Kompleksli kişilikten ise sadece kompleksli kişilik çıkar başka birşey çıkmaz.
Dışa vurumsuz kaliteye gelecek olursak, dışa vurumsuz kalite; en kaliteli kalitedir, kardeşiyle yanyana gelmeye bile yanaşmaya çalışmaz. Kaliteye has bir kalitedir, başka birşeye değil.
Bu minik yazımla sakın bir sınıflama yapmaya kalkmayın, kaliteniz ortaya çıkar mazallah.
Dışa vurumlu kaliteden 2 şekilde bahsedebiliriz. Dışa vurgulanan ve dışa yansıyan.
Dışa vurgulanan kaliteden 2 tane sonuç çıkar. Mevcudun vurgulananı ve olmayıpta vurgulanmaya çalışılanı.
Olmayıpta vurgulanan kaliteden 2 tane çapanoğlu çıkar. Ticari çıkar ve kompleksli kişilik.
Kompleksli kişilikten ise sadece kompleksli kişilik çıkar başka birşey çıkmaz.
Dışa vurumsuz kaliteye gelecek olursak, dışa vurumsuz kalite; en kaliteli kalitedir, kardeşiyle yanyana gelmeye bile yanaşmaya çalışmaz. Kaliteye has bir kalitedir, başka birşeye değil.
Bu minik yazımla sakın bir sınıflama yapmaya kalkmayın, kaliteniz ortaya çıkar mazallah.
SÖYLEM TEYZENİN YAZILARI ÜZERİNE
Birkere Söylem Teyze diyince duracaksınız orada. Florans Naytingel akımının öncüsü olan Söylem, ruh dünyasındaki sızılarımızın çaresi yazılar yazar, nasıl?, kendi iç dünyasında ürettiği melhemler ile.
Gelişmesinin merhalelerinde durup geriye bakma ve geleceği aydınlatma amaçlı bakışları ve bakış açıları ile, toplumdaki kalabalıkların yalnızı Söylem, bizleride bu ıssız buz çöllerinde konuk ederek serinlememizi sağlar.
Modern İnsanın Trajedisi olarak sınıflanan yazılarında, teknolojiye ve teknolojide kaybolmuş insanlığa yaktığı ağıtları ile, vardığımız noktanın bir zirve olduğunu ve artık düşüşün başladığı sinyallerini alırız.
Normal insanın düşünce devri saniyede 2500 lerde seyrederken, 10 bin devri gözü kapalı yapabilen Söylem Teyzenin düşünce hızı, neredeyse dünyada gezmedik santim bırakmamıştır. Uzaylı teknolojisi ile yada şöyle diyelim; yabancı bakış açısı ile dünyayı keşfeder, notunu verir.
Yaklaşık 8 ülke vede 100 ayrı nokta kayıtlı olan portföyünden edindiği evrensel izlenimleri ile dünya vatandaşlık mertebesine ulaşan bir zat, bir şahene, bir kitaptır. Yazar olabilme tekamülü ile farklı deneme ve sürrealist hikayeleri mevcut olan söylem, aynı zamanda bir soğan ekmek seansına bile kendini adapte edebilecek bir yapıya sahiptir. Zira mevcut olduğu salon toplumu ona tam bir samimiyet sağlamamıştır.
Şimdi kendisine yazar olabilme aşamasındaki kendi amatör tespitlerimi ileteceğim.
Yazar olmak istemelisin, kimse seni yazar yapmaz doğal kabiliyetlerinle keşfetmek suretiyle.
Uzun yazmalı ve beyinleri tokatlamalısın, bir hikayeyi bütün sürrealizmi ve pasajları ile bir bütünün omurgasına tutarlı şekilde oturtmalısın.
Öncelikle kendin bu alemde seyrüsefer yapabiliyorsan, insanları o noktaya uçurabilirsin, yoksa yolu kaybetmek olasıdır.
Sahip olduğun değerleri ortaya çıkartmakta, o haris ve şüpheci kişiliğin ile gelişmeleri gölgeleyebilirsin, zira ben herkesten büyüğüm ve sofistikeyim egoların ile geçmişte çok yaralandığını ve gözyaşlarını içine akıttığını gördüm, ben; Mustafa yani..
Gelişmesinin merhalelerinde durup geriye bakma ve geleceği aydınlatma amaçlı bakışları ve bakış açıları ile, toplumdaki kalabalıkların yalnızı Söylem, bizleride bu ıssız buz çöllerinde konuk ederek serinlememizi sağlar.
Modern İnsanın Trajedisi olarak sınıflanan yazılarında, teknolojiye ve teknolojide kaybolmuş insanlığa yaktığı ağıtları ile, vardığımız noktanın bir zirve olduğunu ve artık düşüşün başladığı sinyallerini alırız.
Normal insanın düşünce devri saniyede 2500 lerde seyrederken, 10 bin devri gözü kapalı yapabilen Söylem Teyzenin düşünce hızı, neredeyse dünyada gezmedik santim bırakmamıştır. Uzaylı teknolojisi ile yada şöyle diyelim; yabancı bakış açısı ile dünyayı keşfeder, notunu verir.
Yaklaşık 8 ülke vede 100 ayrı nokta kayıtlı olan portföyünden edindiği evrensel izlenimleri ile dünya vatandaşlık mertebesine ulaşan bir zat, bir şahene, bir kitaptır. Yazar olabilme tekamülü ile farklı deneme ve sürrealist hikayeleri mevcut olan söylem, aynı zamanda bir soğan ekmek seansına bile kendini adapte edebilecek bir yapıya sahiptir. Zira mevcut olduğu salon toplumu ona tam bir samimiyet sağlamamıştır.
Şimdi kendisine yazar olabilme aşamasındaki kendi amatör tespitlerimi ileteceğim.
Yazar olmak istemelisin, kimse seni yazar yapmaz doğal kabiliyetlerinle keşfetmek suretiyle.
Uzun yazmalı ve beyinleri tokatlamalısın, bir hikayeyi bütün sürrealizmi ve pasajları ile bir bütünün omurgasına tutarlı şekilde oturtmalısın.
Öncelikle kendin bu alemde seyrüsefer yapabiliyorsan, insanları o noktaya uçurabilirsin, yoksa yolu kaybetmek olasıdır.
Sahip olduğun değerleri ortaya çıkartmakta, o haris ve şüpheci kişiliğin ile gelişmeleri gölgeleyebilirsin, zira ben herkesten büyüğüm ve sofistikeyim egoların ile geçmişte çok yaralandığını ve gözyaşlarını içine akıttığını gördüm, ben; Mustafa yani..
Yine YILBAŞI gelecek
Birbirleriyle kovalamaç oynayan 365 ler, onlar eğlenirken, bizde onların eğlencesine ömrümüzle katılıyoruz.
Tüketim yılbaşılarından birini daha yaşamadan yaşamak yoluyla özümsemeye geldim.
Taksimde toplanan coşkulu kalabalığın içindeki coşku ateşinden yine taciz kurşunları ateşlendi. Güney Afrikalı Joan ve Kristinin baldırları morardı, kalabalıktan biri elinde 2 adet jarse kilot ile tarlabaşına yöneldi.
Sevgilisi tarafından yılbaşında cinsel festival hayalleri elinden alınan kazım, sevgilisi ayferin evi önünde havai fişek patlatmaktan gözaltına alındı.
Bu yılbaşına sevgilisiz giren K.M.Paşalı bir grup genç, tüketmeyi bile tüketirken midelerindeki maddelerin kimyasal reaksiyon sonucu ateş almasıyla birlikte, kendilerini meydandaki havuza zor attılar.
Aksarayda, yılbaşı için kiralık kadın kalmadığını öğrenen kağıt toptancısı Nezih, yılbaşını geçirmek için şişme kadın da kalmadığını öğrenince, kendisine kağıttan arkadaş yaptı, ama sabun kalmadığını öğrenince yılbaşı kutlamaktan vızgeçti.
Yılbaşı gecesi için kiralık araba bulamayan bir grup liseli, İETT Ayazağa garajından otobüs kaçırdı, ve bandırmadaki ucuz barlarda yılbaşı kutladı.
Söylem Teyze bu yılbaşı Romada rezervasyon yaptı, 5000 avro feda olsun Nuhun Ankara Makarnası için...
Tüketim yılbaşılarından birini daha yaşamadan yaşamak yoluyla özümsemeye geldim.
Taksimde toplanan coşkulu kalabalığın içindeki coşku ateşinden yine taciz kurşunları ateşlendi. Güney Afrikalı Joan ve Kristinin baldırları morardı, kalabalıktan biri elinde 2 adet jarse kilot ile tarlabaşına yöneldi.
Sevgilisi tarafından yılbaşında cinsel festival hayalleri elinden alınan kazım, sevgilisi ayferin evi önünde havai fişek patlatmaktan gözaltına alındı.
Bu yılbaşına sevgilisiz giren K.M.Paşalı bir grup genç, tüketmeyi bile tüketirken midelerindeki maddelerin kimyasal reaksiyon sonucu ateş almasıyla birlikte, kendilerini meydandaki havuza zor attılar.
Aksarayda, yılbaşı için kiralık kadın kalmadığını öğrenen kağıt toptancısı Nezih, yılbaşını geçirmek için şişme kadın da kalmadığını öğrenince, kendisine kağıttan arkadaş yaptı, ama sabun kalmadığını öğrenince yılbaşı kutlamaktan vızgeçti.
Yılbaşı gecesi için kiralık araba bulamayan bir grup liseli, İETT Ayazağa garajından otobüs kaçırdı, ve bandırmadaki ucuz barlarda yılbaşı kutladı.
Söylem Teyze bu yılbaşı Romada rezervasyon yaptı, 5000 avro feda olsun Nuhun Ankara Makarnası için...
8 Aralık 2009 Salı
Kış Güneşi
Bahsimizin 2 boyutu var, yeni gelecek olan filmler gibi 3 boyutlu değil yani, istemeyen okuyamayabilir. Birincisi iklimsel boyut, ikincisi duygusal boyut. Ben bu ikiliyi harmanlayacağım, harmanımsan harmısan, harmana benle varmısan?
Yılların ömrünü ömrüme denklerdim çocuk iken. Bilmeden bunu sizde yapardınız, 31 aralıkta çılgın dehşet eğlenceler, 1 ocakta yeni doğan bebe gülümsemesi. Yani cehennemden cennete hesabı. Peki değişen mevsim hareketleri ile aşk hayatımızın ortak bir paydası olabilirmi? Olabilir demeyelim, hüküm Allahındır diyelim ama bazı bilimsel göstergeleride gözardı etmeyelim, ilim çinde bile olsa bir tuşla ulaşılabilir halde çünkü.
Mesel kediler, ufak bir kıştan sonra eğer güneş yüzgörümlüğü yapar ise, kendileri hemen MSN ve FCBK' larını açıyorlar. Ama yanılıyorlar, ve kışın hamile kalmak, rüşvet alırken yakalanmak gibi birşey.
İnsan organizmasını açar isek: Kış aylarının kasveti ve kısa aydınlığı, insanda umutsuzluk hormonu yeşertir. Yüzümüz az güler, evde olmak ve güvende olabilmek paydaları ağır basar. Bu sebepten özellikle kadınların çiftleşme ihtiyacı yükselir boş atımlı veya dolu atımlı. Erkeklerin ise otomatik organizmaları evde fazla kalmaktan ötürü sakinleşir, güç üretir ve sevişme dürtüsü alevlenir. Belgesi ise yazın doğan çocuklar. Oysa ilkbahar ve yazın farklı genlerle buluşmak isteyen erkek çağlayanı, diğerinin peşine düşer, diğer bedenlere asılı kalır.
Kış güneşi tezimde vurguladığım anafikirde, tüm doğal salınımdan aykırı olmak üzere, yeni bir ruha aşık olma histerisi kastedilmektedir. Bu yüzden kadınlar erkeklerine karşı çok sunuşkar, ve uysal olmaktadır, güven içgüdüsünden dolayı. Erkekler ise kendilerine bir aşk yolu bulur ise kesinlikle aldatmayı göze alacak bir depreme yakalanır. Çünkü erkek kimliği, çokeşli bir nüveden oluştuğu için, erkek güven azalmasını başka bedenlerle takviye eder.
Bu yazıdan bir şey anlamadınız mı, bende pek anlamadım ama bir vakit gelecek ve anlayacağız aşkım...
Yılların ömrünü ömrüme denklerdim çocuk iken. Bilmeden bunu sizde yapardınız, 31 aralıkta çılgın dehşet eğlenceler, 1 ocakta yeni doğan bebe gülümsemesi. Yani cehennemden cennete hesabı. Peki değişen mevsim hareketleri ile aşk hayatımızın ortak bir paydası olabilirmi? Olabilir demeyelim, hüküm Allahındır diyelim ama bazı bilimsel göstergeleride gözardı etmeyelim, ilim çinde bile olsa bir tuşla ulaşılabilir halde çünkü.
Mesel kediler, ufak bir kıştan sonra eğer güneş yüzgörümlüğü yapar ise, kendileri hemen MSN ve FCBK' larını açıyorlar. Ama yanılıyorlar, ve kışın hamile kalmak, rüşvet alırken yakalanmak gibi birşey.
İnsan organizmasını açar isek: Kış aylarının kasveti ve kısa aydınlığı, insanda umutsuzluk hormonu yeşertir. Yüzümüz az güler, evde olmak ve güvende olabilmek paydaları ağır basar. Bu sebepten özellikle kadınların çiftleşme ihtiyacı yükselir boş atımlı veya dolu atımlı. Erkeklerin ise otomatik organizmaları evde fazla kalmaktan ötürü sakinleşir, güç üretir ve sevişme dürtüsü alevlenir. Belgesi ise yazın doğan çocuklar. Oysa ilkbahar ve yazın farklı genlerle buluşmak isteyen erkek çağlayanı, diğerinin peşine düşer, diğer bedenlere asılı kalır.
Kış güneşi tezimde vurguladığım anafikirde, tüm doğal salınımdan aykırı olmak üzere, yeni bir ruha aşık olma histerisi kastedilmektedir. Bu yüzden kadınlar erkeklerine karşı çok sunuşkar, ve uysal olmaktadır, güven içgüdüsünden dolayı. Erkekler ise kendilerine bir aşk yolu bulur ise kesinlikle aldatmayı göze alacak bir depreme yakalanır. Çünkü erkek kimliği, çokeşli bir nüveden oluştuğu için, erkek güven azalmasını başka bedenlerle takviye eder.
Bu yazıdan bir şey anlamadınız mı, bende pek anlamadım ama bir vakit gelecek ve anlayacağız aşkım...
7 Aralık 2009 Pazartesi
Yabancı kadınlar ile Bizimkilerin farkları
Geçtiğimiz yıllarda bir haber okudum, diyordu ki; Hollanda cinsi hollstein ineklerin yıllık süt verimi, bizim en verimli modelimizin 10 katı olduğundan sebep, inek ithal edip bizimkilerle kırma yoluyla süt rekoltemizin arttırılacağı kararı alınmıştı. Yahu be menem bir işmiş arkadaş dedim içimden gülerek. İşin zor tarafı bu giriş ile bu yazıyı, birde başlığı denkleyebilmek.
Tabiiki maksat; kahrımızı çeken kadınlarımızın imajıyla oynamak değil. Nasıl ki zencilerden, çinlilerden, slavlardan farklı isek, başlıkta bahsedilmiş mevzuuda da farklılıklar olacak.
Bizimkilere yalan söylerseniz elde tutabiliyorsunuz, yabancılara yalan söylerseniz kaybediyorsunuz. İnanmayan denesin.
Bizimkilerle yatmak için kırk katır kırk satır atladıktan sonra belki, o da belki yatabileceğinizi kastediyor, yabancılara bir içki ısmarlayınca ve hoşlandığınızı söyleyince hemmen o akşam.
Bizimkilerle yattıktan sonra sabaha salya sümük ağlayan bir kadın, yabancılarda ise size günaydın diyerek, öperek uyandıran bir kadın.
Yabancıyla yattıktan sonra arkadaş oluyorsunuz, bizimkilerle yattıktan sonra düşman.
Yabancı kadınlar sizin esprilerinize içten kahkahalar atarken, bizim kadıntılarımızda şüphe ve direnç.
Yabancı kadın erkeğin hizmetine girmekle mutlu olunacağını benimsemiş, yerli kadın erkek toprağın altına girince....
Tabiiki maksat; kahrımızı çeken kadınlarımızın imajıyla oynamak değil. Nasıl ki zencilerden, çinlilerden, slavlardan farklı isek, başlıkta bahsedilmiş mevzuuda da farklılıklar olacak.
Bizimkilere yalan söylerseniz elde tutabiliyorsunuz, yabancılara yalan söylerseniz kaybediyorsunuz. İnanmayan denesin.
Bizimkilerle yatmak için kırk katır kırk satır atladıktan sonra belki, o da belki yatabileceğinizi kastediyor, yabancılara bir içki ısmarlayınca ve hoşlandığınızı söyleyince hemmen o akşam.
Bizimkilerle yattıktan sonra sabaha salya sümük ağlayan bir kadın, yabancılarda ise size günaydın diyerek, öperek uyandıran bir kadın.
Yabancıyla yattıktan sonra arkadaş oluyorsunuz, bizimkilerle yattıktan sonra düşman.
Yabancı kadınlar sizin esprilerinize içten kahkahalar atarken, bizim kadıntılarımızda şüphe ve direnç.
Yabancı kadın erkeğin hizmetine girmekle mutlu olunacağını benimsemiş, yerli kadın erkek toprağın altına girince....
4 Aralık 2009 Cuma
Sana Aşık Oluyorum
Bu blog original by by me, çok analitik bir yapıya sahip. Yani her parçası birbirine uyumlu. Gören için. Amaçlı ve hedefli, vizyon sahibi. Seyir zevki olanlar için dev bir akvaryum, içinde yaşam olduğunu bilenler için mutluluk vaad ediyor.
Şimdide aşk denilen borazanın başına oturuyorum ve içindeki sırları size aktarmak istiyorum.
Aşık olmak aslında gönüllü olmanın bir yüce seviyesi. Bir kadına aşık olmayı kastediyorum ama, kadınların bir erkeğe aşık olma semptomlarıda sanırım aynı dna'nın sarmallarına benziyor.
-Bakışlarımdan anladın değil mi bir yola beraber saptığımızı. Ayrıntılarımızın önemi kalmadı. Ben senin güzelliklerine daldığım yerde kaldım. Bir şiirsellik bulutunun bizi yükseltmesi yerçekimine ters, ama nefes alışımız bu yükseklikte dahada sıklaştı. Şu an atmosferden kopmak üzereyim, ve bulutun kaptanı olarak herşeyinle bana ait olmanı hissedebiliyorum. Senden ne istersem isteyeyim, kendimin olmuş sayabilirim değil mi? Baştan evet değil mi? Senden geçmişin intikamlarını alabileceğimi hissediyorum ama değil intikam almak, senin kılın için kaynayan lav çukurlarına düşmeye bile gönüllüyüm. Bu mutluluğun geri ödemesi bizi ne kadar geriye götürürse götürsün, birlikte ödeyeceğimizin gücüne sahibiz. Kimse bize dokunamaz, dokunsada bulamazlar. Senin nefesini alıp veriyorum, ve her nefeste dahada arıyorum hissetmeyi. Lanetli bir cadı olsan bile senin kolleksiyonuna katılmaya can havliyle hazırım. Herşeyi birlikte yaşamışız gibi kazanın içi, ve fokur fokur. Ama sensizlikte üşümemi engellemiyor. Her hedefin ismi sen, aştığım her dağdan sonra doğan yeni güneşlerde beni bekliyorsun ve bu meczup halimle koşturmaya bayılıyorum. Kanım bir kez daha kaybettiği alyuvarlarıyla buluşacak, bunun için ölüm ufak bir ayrıntı, bir kıymık. Bu toplumdan kovulsam bile. Seninle dans ederken seni öpmeyi istemedim değil ama sevgide saygı saklı, benimkinde saygı kemik, kemikten duvarlarım iç içe geçmiş seni korumak için, ama sen ihanet etmezsin değil mi, bu sorularda nefesleniyorsam, güneşinde serinliği aradığımı sende kabul et. Aşk mecbur etmemektir bende, sevaptır sevap. Herşeye meydan okutan o cesur duruşunla kapımda tekbaşına olma sahnen ile amaçlarımın merkezine dahil oldun. Allahıda şahit ettik, artık önümüzde birşey duramaz değil mi?
Şimdide aşk denilen borazanın başına oturuyorum ve içindeki sırları size aktarmak istiyorum.
Aşık olmak aslında gönüllü olmanın bir yüce seviyesi. Bir kadına aşık olmayı kastediyorum ama, kadınların bir erkeğe aşık olma semptomlarıda sanırım aynı dna'nın sarmallarına benziyor.
-Bakışlarımdan anladın değil mi bir yola beraber saptığımızı. Ayrıntılarımızın önemi kalmadı. Ben senin güzelliklerine daldığım yerde kaldım. Bir şiirsellik bulutunun bizi yükseltmesi yerçekimine ters, ama nefes alışımız bu yükseklikte dahada sıklaştı. Şu an atmosferden kopmak üzereyim, ve bulutun kaptanı olarak herşeyinle bana ait olmanı hissedebiliyorum. Senden ne istersem isteyeyim, kendimin olmuş sayabilirim değil mi? Baştan evet değil mi? Senden geçmişin intikamlarını alabileceğimi hissediyorum ama değil intikam almak, senin kılın için kaynayan lav çukurlarına düşmeye bile gönüllüyüm. Bu mutluluğun geri ödemesi bizi ne kadar geriye götürürse götürsün, birlikte ödeyeceğimizin gücüne sahibiz. Kimse bize dokunamaz, dokunsada bulamazlar. Senin nefesini alıp veriyorum, ve her nefeste dahada arıyorum hissetmeyi. Lanetli bir cadı olsan bile senin kolleksiyonuna katılmaya can havliyle hazırım. Herşeyi birlikte yaşamışız gibi kazanın içi, ve fokur fokur. Ama sensizlikte üşümemi engellemiyor. Her hedefin ismi sen, aştığım her dağdan sonra doğan yeni güneşlerde beni bekliyorsun ve bu meczup halimle koşturmaya bayılıyorum. Kanım bir kez daha kaybettiği alyuvarlarıyla buluşacak, bunun için ölüm ufak bir ayrıntı, bir kıymık. Bu toplumdan kovulsam bile. Seninle dans ederken seni öpmeyi istemedim değil ama sevgide saygı saklı, benimkinde saygı kemik, kemikten duvarlarım iç içe geçmiş seni korumak için, ama sen ihanet etmezsin değil mi, bu sorularda nefesleniyorsam, güneşinde serinliği aradığımı sende kabul et. Aşk mecbur etmemektir bende, sevaptır sevap. Herşeye meydan okutan o cesur duruşunla kapımda tekbaşına olma sahnen ile amaçlarımın merkezine dahil oldun. Allahıda şahit ettik, artık önümüzde birşey duramaz değil mi?
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)