Tarihim boyunca yanımda çevremde ve çerçevemde kadınlar oldu. Bu kadınlar birinin kızı, birinin aftosu, birinin umudu veya birinin yedeği idiler, şuydular buydular ama bendeki göreceleri önemliydi benim için, hatta en önemlisi bu idi. Yoksa her kadın biraz fahişedir, her kadın biraz ihanetçidir, her kadın düşmanımdır, her kadın biraz şeytandır. Bunlar bilinen şeyler, vurgunun önemi yok.
Peki nasıl göreceydi bunlar? Görece, "bana sana göre" lafının moderncesi, buradaki görece ise bana göre. Bunu açıklayayım.
Nasıl oluyordu da, kadınlar bazen çok güzel ve taşkın bazen çok çirkin ve düşkündüler. Acaba kadınlar suçsuz du da; ruhumun gelgitleri mi etken idi bu istikrarsızlığa? Deli miydim, delirtilmiş miydim? Ama yaşarken bu gizi çözeceğime inandım ve çözdüm.
Erkek varoluştaki öncül canlı, ve kadın ise vadisidir. Yani kadın erkeğe göre varolur, erkek ise kadına göre şekil değiştirir. Bu sonsuz akışta, denize giden yolda, eğerki akışkan sıvı ( erkek ) kaynağından ne kadar çok besleniyorsa, o derece taşkın olacak ve etrafa hükmedecektir. Vadiyi bile su basacaktır.
Ve eğerki erkek kaynaktan az su alıyorsa, o derece vadide cılız akacak ve vadinin çatlaklarında eriyecektir. Vadi ne için vardır, su aksın diye, suya coşku veren Allah, kadına da suya hükmedebilmesi için hükmedeceği kadar güç vermiştir. Yani bende Erkek olarak, vadilerde akmayı düşünüyorsam, ne kadar güçlü olduğuma bakacağım, yok olmadı bulutlarda kalacağım.
9 Eylül 2009 Çarşamba
Benim gözlüğüm kör zannet sen
Yok yok, bir önceki gece rüyamda şahsını göreceğim, bundan köşemde bahsedeceğim ve olağanüstü birşey olmayacak, nerede görülmüş. Metrodan çıkarken ne işin vardı tesadüfen yanımda? Sonra yanımdan, yani fiziksel olarak, beden bedene yani, beni farkedeceksin ve şemsiyene sarılıp, yağmurda kaybolacaksın, ben evet gözümle değil ama ruhani yanımla farketmedim zannet değil mi, ben konuşmazdım ki zaten, durumlar konuşurken. Zaten beni farkettiğin için roket çıkışı yapman bile, polemiğimizde kimin ne kadar samimi olduğunu gösteren bir olgu. Fiziğin fazla değişmemiş, kaçışın da. Terazin de....
Tabi tabi bunada gözatmadın, herkes inandı..Bundan sonra adın ise ürkiye, yazılmamışlarda.
Tabi tabi bunada gözatmadın, herkes inandı..Bundan sonra adın ise ürkiye, yazılmamışlarda.
6 Eylül 2009 Pazar
Dikkat Hacı Var
Allahın dini için ruhi ve bedeni hacı'lar bu kapsama dahil değildir. Allah biliyor....
Hacı diye bir kavram vardır ticaret dünyasında, bilen bilir, rabbena hepbanacı, kapatmacı, faizci, ele geçirmeci, saflıktan yararlanıcı ve kısmen değil toptan götürücü.
Sizleri bu hacılara karşı uyanık olmanız gereken durumlara karşı örgütlemek isterim. Bunların yegane yöntemi, çevrelerindeki cemaatçi, saf-temiz sıfatlı, ve hacı imajına sonsuz güven besleyen vatandaşı abone yaparak, Allah korkusunu ticarete ve paraya havale etmektir.
Pazarlıkta güçsüz duruma asla düşmezler, zira aynen yahudi cemaatinde olduğu gibi, ne tarafa dönerseniz dönün, ilk görüştüğünüz hacının tek çıkar yol olduğu karşınıza gelecektir. İnanın günümüz bankaları veya ikrazatçıları, bu malum hacılardan çok daha insaflı ve düzgündür.
Hacıların tezlerine karşı fikir yürüttüğünüzde, dedikodu yöntemiyle önünüzdeki her yolu tıkarlar, ve daha ağır şartlara zorlayan işbirlikleriyle karşınıza gelirler. Karşınıza çıkan her hacı, sizden bir kademe daha fazlasını şart koyacaktır.
Hacıların bir başka özellikleri, kendilerinin şeytanla daima bir mücadele ve organize savaş halinde olduklarını söyleyerek, manevi hislerinizide kendi tarlalarına suyürütmekte kullanmalarıdır. Filistine, çeçenlere türkmenlere ve bilcümle islam örgütlerine destek oldukları efsanesini kavramanızı sağlarlar, hatta islam okullarını yaşattıklarını da eklerler. Ama yaptıkları yardım sadece ve sadece 50-100 lira civarında ve makbuzludur. Onuda vergiden düşerler.
Sizi korkutmak için yaptıkları mücadele anlatılan düşmanlar bizzat kendileridir, ama hitabetleri çok etkili olduğu için şeytanda bir melektir tezini yalar yutarsınız.
Peki bu hacılara sonradan ne olur bilirmisiniz? En sonunda servetleri ya oğulları yada kızları tarafından parçalanarak, hacıöğüten kanallara dağılır, hacıların işi biter ve ölür giderler.
Hacı; birgün iftara gitmiş, kendi yemeğini bitirdikten sonra başlamış diğer misafirlerin tabağında kalanlara. Her hamlesinde sünnettir sünnettir diyerek. Sonunda mükellef sofrada herşeyi bitirmiş sünnettir sünnettir diyerek. Kahve dağıtımına gelmiş sıra. Hacı kahveyi dağıtan cariyeye sormuş:
-Adın nedir güzel kız?
-Söylemem hocam.
-Nedenmiş o?
-Hocam adım sünnet ama söylersem beni de yersiniz, o yüzden..
Hacı diye bir kavram vardır ticaret dünyasında, bilen bilir, rabbena hepbanacı, kapatmacı, faizci, ele geçirmeci, saflıktan yararlanıcı ve kısmen değil toptan götürücü.
Sizleri bu hacılara karşı uyanık olmanız gereken durumlara karşı örgütlemek isterim. Bunların yegane yöntemi, çevrelerindeki cemaatçi, saf-temiz sıfatlı, ve hacı imajına sonsuz güven besleyen vatandaşı abone yaparak, Allah korkusunu ticarete ve paraya havale etmektir.
Pazarlıkta güçsüz duruma asla düşmezler, zira aynen yahudi cemaatinde olduğu gibi, ne tarafa dönerseniz dönün, ilk görüştüğünüz hacının tek çıkar yol olduğu karşınıza gelecektir. İnanın günümüz bankaları veya ikrazatçıları, bu malum hacılardan çok daha insaflı ve düzgündür.
Hacıların tezlerine karşı fikir yürüttüğünüzde, dedikodu yöntemiyle önünüzdeki her yolu tıkarlar, ve daha ağır şartlara zorlayan işbirlikleriyle karşınıza gelirler. Karşınıza çıkan her hacı, sizden bir kademe daha fazlasını şart koyacaktır.
Hacıların bir başka özellikleri, kendilerinin şeytanla daima bir mücadele ve organize savaş halinde olduklarını söyleyerek, manevi hislerinizide kendi tarlalarına suyürütmekte kullanmalarıdır. Filistine, çeçenlere türkmenlere ve bilcümle islam örgütlerine destek oldukları efsanesini kavramanızı sağlarlar, hatta islam okullarını yaşattıklarını da eklerler. Ama yaptıkları yardım sadece ve sadece 50-100 lira civarında ve makbuzludur. Onuda vergiden düşerler.
Sizi korkutmak için yaptıkları mücadele anlatılan düşmanlar bizzat kendileridir, ama hitabetleri çok etkili olduğu için şeytanda bir melektir tezini yalar yutarsınız.
Peki bu hacılara sonradan ne olur bilirmisiniz? En sonunda servetleri ya oğulları yada kızları tarafından parçalanarak, hacıöğüten kanallara dağılır, hacıların işi biter ve ölür giderler.
Hacı; birgün iftara gitmiş, kendi yemeğini bitirdikten sonra başlamış diğer misafirlerin tabağında kalanlara. Her hamlesinde sünnettir sünnettir diyerek. Sonunda mükellef sofrada herşeyi bitirmiş sünnettir sünnettir diyerek. Kahve dağıtımına gelmiş sıra. Hacı kahveyi dağıtan cariyeye sormuş:
-Adın nedir güzel kız?
-Söylemem hocam.
-Nedenmiş o?
-Hocam adım sünnet ama söylersem beni de yersiniz, o yüzden..
Sen "O" mavi'yi hiçbiryerde bulamayacaksın.
Eski Türk filmlerinin Aktrislerini bilir misiniz? Gerçek hayat hikayeleri ile sinema senaryosu çizgisini ayırmanın mümkün olmadığı...
Pekiii, en son ne zaman ailenizle oturduğunuz kahvaltıdan ve ortamın tadından, patlayana kadar yediniz ve patlayana kadar mutlu oldunuz?
Peki en son ne zaman birisi size "seni seviyorum" dedi, duygularının ifadesi olarak, yani menfaatten ve sizi yola getirme amacından uzak olarak?
En son ne zaman uçmak istediniz kendi kanatlarınızla, uçak veya yatak yardımı olmadan?
En son ne zaman bir kadını/erkeği beğendiniz, sadece güzelliğinden ötürü, menfaat ve seks itişlerinden uzak?
En son ne zaman bir sohbet sizi esir aldı, televizyondaki arsız hikayeler veya cinsel söylemi olanlardan uzak?
İşe arkadaşlar, sözü edilen mavi bu, kabaca, dünyadan o kadar uzaklaşıyoruz ve uzay kalıplarına giriyoruz ki, dünya sadece bir mavi nokta, daralıyor, ufalıyor nokta nokta.......
Pekiii, en son ne zaman ailenizle oturduğunuz kahvaltıdan ve ortamın tadından, patlayana kadar yediniz ve patlayana kadar mutlu oldunuz?
Peki en son ne zaman birisi size "seni seviyorum" dedi, duygularının ifadesi olarak, yani menfaatten ve sizi yola getirme amacından uzak olarak?
En son ne zaman uçmak istediniz kendi kanatlarınızla, uçak veya yatak yardımı olmadan?
En son ne zaman bir kadını/erkeği beğendiniz, sadece güzelliğinden ötürü, menfaat ve seks itişlerinden uzak?
En son ne zaman bir sohbet sizi esir aldı, televizyondaki arsız hikayeler veya cinsel söylemi olanlardan uzak?
İşe arkadaşlar, sözü edilen mavi bu, kabaca, dünyadan o kadar uzaklaşıyoruz ve uzay kalıplarına giriyoruz ki, dünya sadece bir mavi nokta, daralıyor, ufalıyor nokta nokta.......
Fantazi nedir, nasıl yapılır?
Fantazi çeşitli bölümlere ayrılır. Fantazi müzik, fantazi kumaş, fantaziler ve fantastik dörtlü.
Kelime kökü olarak fantazi orta batı urallardan gelir. Az bulunan yaban mersini türüdür, ve çok az bir zaman açar gider.
İnsanlar ve öğrenciler fantazi peşinde koşacaklarına, çalışmalı ve ders yapmalıdır.
Arif sağ veya Arif susam da fantazi müzik yapmaktadırlar. Ama tipleri Tarkan gibi olmadığı için başarılı olamamışlardır. Tarkan pop müzik fantazisi yapmaktadır ve Amerikada da yapar.
Geçen gün bizim sınıftan arkadaşımız Bora, bir kağıda fantazi resim yaparak bunu arkadaşımız Ayça'ya vermiştir, ama Ayça bu fantazi üzerinde durmadan, Sınıf öğretmenimiz Betül Hanıma vermiştir, Betül Hanım ise Boranın anne babasını okula çağırtmış ve çocuklarının yanında fantazi yapmamalarını veya dijitürk şifresini değiştirmelerini söylemiştir. Ben Bora ile konuşmuyorum.
Fantazi desenli bir tişörtüm var, ama geçen gün annem onu beyazlarla beraber yıkadığı için, bir sürü fantaziye kaçan tişörtüm oldu.
Neyse, bu yazımı fantaziye kaçmadan bitireyim, yada fantazim kaçmadan.
Kelime kökü olarak fantazi orta batı urallardan gelir. Az bulunan yaban mersini türüdür, ve çok az bir zaman açar gider.
İnsanlar ve öğrenciler fantazi peşinde koşacaklarına, çalışmalı ve ders yapmalıdır.
Arif sağ veya Arif susam da fantazi müzik yapmaktadırlar. Ama tipleri Tarkan gibi olmadığı için başarılı olamamışlardır. Tarkan pop müzik fantazisi yapmaktadır ve Amerikada da yapar.
Geçen gün bizim sınıftan arkadaşımız Bora, bir kağıda fantazi resim yaparak bunu arkadaşımız Ayça'ya vermiştir, ama Ayça bu fantazi üzerinde durmadan, Sınıf öğretmenimiz Betül Hanıma vermiştir, Betül Hanım ise Boranın anne babasını okula çağırtmış ve çocuklarının yanında fantazi yapmamalarını veya dijitürk şifresini değiştirmelerini söylemiştir. Ben Bora ile konuşmuyorum.
Fantazi desenli bir tişörtüm var, ama geçen gün annem onu beyazlarla beraber yıkadığı için, bir sürü fantaziye kaçan tişörtüm oldu.
Neyse, bu yazımı fantaziye kaçmadan bitireyim, yada fantazim kaçmadan.
5 Eylül 2009 Cumartesi
İlahi komediler
Gelirler bana...Danışacakları birşeyler vardır, ve genellikle manevi-ruhsal veya mucizevi. Hani varya doktorların tahtası üfürükçüler, bende psikologların tahtası oluyorum bu durumda. Esas sebep ise, benim olaylara olan sakin-dingin ve yorumlayıcı duruşlarım. ( duruşum değil bak.)
Mesela kimler geldi kimler geçti makamı ricalime.
1992. mahallem . Kocası rus karılarla haşır neşir olan bi abla geldi. Dedikodu ve durumlardan karışık yaptı. Kocam beni ve geleceğimizi aldatıyor, ne yapabilirim dedi. Sanırsınız öpülmesi gerekir, öyleya genç ve kocasından intikam arıyor. Fakat Mustafa burada, karakter ve duruş sensei'si. Sonuna kadar evine çocuğuna sahip çık, kadınlar örümcektir, kocan köpek olarak geldiğinde kapına, soğukta 1 saat beklet, adam olur dedim ve gönderdim.
1994. Bir arkadaş benim ruhaniliğime hayran ve feci saygılı, bir de tanıdığı bir diğer arkadaşı var, adı Karani imiş, birgün nişantaşındaki çatıkatıma getirdi onu, zirve yaptırmaya, kimin daha ulu olduğunu test edecek, kimin aşkta daha derin olduğunu, kimin feyz alışverişinde aktif olacağını merak ederek. Karani geldi, elimi bomba tutar gibi hassasiyetle tokaladı, oturdu, bende başladım aşktan, çıktım cehennemden, karaniyi 1 saatte kararttım ve gönderdim, sanırım yürüyerek dönmüş gaziosmanpaşaya.
Yıl 1989, nişantaşı, bizim piçburger dediğimiz bir fasıtfutçu. Bir hatun gördüm üzgün, derdini sordum, ( surat çirkin ama kargamsı ), eski bir tanıdığıma aşık olmuş, hüzün iççöküntüsü ve darlanmalar. Anladığım kadarıyla kıza normandiya çıkartmasını da yapmış bu haylaz, kıza kesin tedavi tabletini verip kaçtım oradan: -Bu senin derdine düştüğün herif kötü-ahlaksız, ne idüdü ne düdüğü belirsiz herifin tekidir, yanlış kişiye düşmüşsün, git doğru dürüst ilişki bul, saçmalama..
Yıl 95, samimi bir arkadaş, ama alevi, dediki, Mustafa kutuplarda eskimo, ne din bilir ne kitap, gazete yok, okul yok. Hayatı balık avlamakla, üremekle geçer vahşi, nereden bilsin senin dinini, Allahını, yani nasıl gidecek cennete?
Tabi tuzak başka, ama kime, tilkiye tuzak, yer mi? Cevabımda gizli.
Valla kardeşim, Din benim nasibim ama onun nasibi değilmiş...Yani Allah Öyle istemiş...
Yaklaşık böyle 200'e yakın yönlendirmem var, yol ayrımlarındaki şahsiyetlere, arkadaş veya sürülere. Bazısı ilginç bazısı köme. Mustafa seni kimler göme?
( Yılları neden yazdığıma açıklama: Günümüzde bu yorumları herkez yapabilir ama mesele bu yorumları o yıllarda yapmaktı. )
Mesela kimler geldi kimler geçti makamı ricalime.
1992. mahallem . Kocası rus karılarla haşır neşir olan bi abla geldi. Dedikodu ve durumlardan karışık yaptı. Kocam beni ve geleceğimizi aldatıyor, ne yapabilirim dedi. Sanırsınız öpülmesi gerekir, öyleya genç ve kocasından intikam arıyor. Fakat Mustafa burada, karakter ve duruş sensei'si. Sonuna kadar evine çocuğuna sahip çık, kadınlar örümcektir, kocan köpek olarak geldiğinde kapına, soğukta 1 saat beklet, adam olur dedim ve gönderdim.
1994. Bir arkadaş benim ruhaniliğime hayran ve feci saygılı, bir de tanıdığı bir diğer arkadaşı var, adı Karani imiş, birgün nişantaşındaki çatıkatıma getirdi onu, zirve yaptırmaya, kimin daha ulu olduğunu test edecek, kimin aşkta daha derin olduğunu, kimin feyz alışverişinde aktif olacağını merak ederek. Karani geldi, elimi bomba tutar gibi hassasiyetle tokaladı, oturdu, bende başladım aşktan, çıktım cehennemden, karaniyi 1 saatte kararttım ve gönderdim, sanırım yürüyerek dönmüş gaziosmanpaşaya.
Yıl 1989, nişantaşı, bizim piçburger dediğimiz bir fasıtfutçu. Bir hatun gördüm üzgün, derdini sordum, ( surat çirkin ama kargamsı ), eski bir tanıdığıma aşık olmuş, hüzün iççöküntüsü ve darlanmalar. Anladığım kadarıyla kıza normandiya çıkartmasını da yapmış bu haylaz, kıza kesin tedavi tabletini verip kaçtım oradan: -Bu senin derdine düştüğün herif kötü-ahlaksız, ne idüdü ne düdüğü belirsiz herifin tekidir, yanlış kişiye düşmüşsün, git doğru dürüst ilişki bul, saçmalama..
Yıl 95, samimi bir arkadaş, ama alevi, dediki, Mustafa kutuplarda eskimo, ne din bilir ne kitap, gazete yok, okul yok. Hayatı balık avlamakla, üremekle geçer vahşi, nereden bilsin senin dinini, Allahını, yani nasıl gidecek cennete?
Tabi tuzak başka, ama kime, tilkiye tuzak, yer mi? Cevabımda gizli.
Valla kardeşim, Din benim nasibim ama onun nasibi değilmiş...Yani Allah Öyle istemiş...
Yaklaşık böyle 200'e yakın yönlendirmem var, yol ayrımlarındaki şahsiyetlere, arkadaş veya sürülere. Bazısı ilginç bazısı köme. Mustafa seni kimler göme?
( Yılları neden yazdığıma açıklama: Günümüzde bu yorumları herkez yapabilir ama mesele bu yorumları o yıllarda yapmaktı. )
4 Eylül 2009 Cuma
İnternetin İstihap haddi
Geçeriz bir magazinin karşısına ve okuruz sonu adli biten aşkları.
Hatay'lı Hatice ile internette tanıştığı Kastamonu'lu Kasım, aşık oldular, kızı kaçıran kasımı kızın babası kaynar suyla haşladı, kızıda orospu oldu diye geçerken keraneye bıraktı.
İnternette tanışan genç çiftlerden erkek olanı: kız olanı kızlığına bakmadan bozdu, kız olan erkek olanı zehirledi.
Vesair zamanlar geçtikten sonra; bu hinternet denilen kabasakal'ın ilişkileri sanallaştırdığı ve gerçeği ile hiçbir şekilde ikame olamayacağı zihinlerde yer etti. Çünkü dokunmamak ve konuşmamak veya tartmamak, sadece internette olan-biten ilişkilerde sadece odamıza yapıştırdığımız posterden ibaret.
-Öyleyse çocuklar ne yapıyoruz? Sadece gördüklerimize inanıyoruzzzzzzzzz!!!!!!!!
PEKİ BİLGİÇ ABİ, Bİ HATUN VAR ABİ FENA HALDE KESİĞİZ, NASIL DOYURACAĞIZ RUHLARIMIZI ABİ?
-Oğlum salak mısınız görüşmeyi denesenize; sanalda çiftetelli dersin, teller tartmaz, duyguları yüklersin istihabı almaz. Bu işler böyledir, her daim gebedir bilesin
Hatay'lı Hatice ile internette tanıştığı Kastamonu'lu Kasım, aşık oldular, kızı kaçıran kasımı kızın babası kaynar suyla haşladı, kızıda orospu oldu diye geçerken keraneye bıraktı.
İnternette tanışan genç çiftlerden erkek olanı: kız olanı kızlığına bakmadan bozdu, kız olan erkek olanı zehirledi.
Vesair zamanlar geçtikten sonra; bu hinternet denilen kabasakal'ın ilişkileri sanallaştırdığı ve gerçeği ile hiçbir şekilde ikame olamayacağı zihinlerde yer etti. Çünkü dokunmamak ve konuşmamak veya tartmamak, sadece internette olan-biten ilişkilerde sadece odamıza yapıştırdığımız posterden ibaret.
-Öyleyse çocuklar ne yapıyoruz? Sadece gördüklerimize inanıyoruzzzzzzzzz!!!!!!!!
PEKİ BİLGİÇ ABİ, Bİ HATUN VAR ABİ FENA HALDE KESİĞİZ, NASIL DOYURACAĞIZ RUHLARIMIZI ABİ?
-Oğlum salak mısınız görüşmeyi denesenize; sanalda çiftetelli dersin, teller tartmaz, duyguları yüklersin istihabı almaz. Bu işler böyledir, her daim gebedir bilesin
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)