Allahın dini için ruhi ve bedeni hacı'lar bu kapsama dahil değildir. Allah biliyor....
Hacı diye bir kavram vardır ticaret dünyasında, bilen bilir, rabbena hepbanacı, kapatmacı, faizci, ele geçirmeci, saflıktan yararlanıcı ve kısmen değil toptan götürücü.
Sizleri bu hacılara karşı uyanık olmanız gereken durumlara karşı örgütlemek isterim. Bunların yegane yöntemi, çevrelerindeki cemaatçi, saf-temiz sıfatlı, ve hacı imajına sonsuz güven besleyen vatandaşı abone yaparak, Allah korkusunu ticarete ve paraya havale etmektir.
Pazarlıkta güçsüz duruma asla düşmezler, zira aynen yahudi cemaatinde olduğu gibi, ne tarafa dönerseniz dönün, ilk görüştüğünüz hacının tek çıkar yol olduğu karşınıza gelecektir. İnanın günümüz bankaları veya ikrazatçıları, bu malum hacılardan çok daha insaflı ve düzgündür.
Hacıların tezlerine karşı fikir yürüttüğünüzde, dedikodu yöntemiyle önünüzdeki her yolu tıkarlar, ve daha ağır şartlara zorlayan işbirlikleriyle karşınıza gelirler. Karşınıza çıkan her hacı, sizden bir kademe daha fazlasını şart koyacaktır.
Hacıların bir başka özellikleri, kendilerinin şeytanla daima bir mücadele ve organize savaş halinde olduklarını söyleyerek, manevi hislerinizide kendi tarlalarına suyürütmekte kullanmalarıdır. Filistine, çeçenlere türkmenlere ve bilcümle islam örgütlerine destek oldukları efsanesini kavramanızı sağlarlar, hatta islam okullarını yaşattıklarını da eklerler. Ama yaptıkları yardım sadece ve sadece 50-100 lira civarında ve makbuzludur. Onuda vergiden düşerler.
Sizi korkutmak için yaptıkları mücadele anlatılan düşmanlar bizzat kendileridir, ama hitabetleri çok etkili olduğu için şeytanda bir melektir tezini yalar yutarsınız.
Peki bu hacılara sonradan ne olur bilirmisiniz? En sonunda servetleri ya oğulları yada kızları tarafından parçalanarak, hacıöğüten kanallara dağılır, hacıların işi biter ve ölür giderler.
Hacı; birgün iftara gitmiş, kendi yemeğini bitirdikten sonra başlamış diğer misafirlerin tabağında kalanlara. Her hamlesinde sünnettir sünnettir diyerek. Sonunda mükellef sofrada herşeyi bitirmiş sünnettir sünnettir diyerek. Kahve dağıtımına gelmiş sıra. Hacı kahveyi dağıtan cariyeye sormuş:
-Adın nedir güzel kız?
-Söylemem hocam.
-Nedenmiş o?
-Hocam adım sünnet ama söylersem beni de yersiniz, o yüzden..
6 Eylül 2009 Pazar
Sen "O" mavi'yi hiçbiryerde bulamayacaksın.
Eski Türk filmlerinin Aktrislerini bilir misiniz? Gerçek hayat hikayeleri ile sinema senaryosu çizgisini ayırmanın mümkün olmadığı...
Pekiii, en son ne zaman ailenizle oturduğunuz kahvaltıdan ve ortamın tadından, patlayana kadar yediniz ve patlayana kadar mutlu oldunuz?
Peki en son ne zaman birisi size "seni seviyorum" dedi, duygularının ifadesi olarak, yani menfaatten ve sizi yola getirme amacından uzak olarak?
En son ne zaman uçmak istediniz kendi kanatlarınızla, uçak veya yatak yardımı olmadan?
En son ne zaman bir kadını/erkeği beğendiniz, sadece güzelliğinden ötürü, menfaat ve seks itişlerinden uzak?
En son ne zaman bir sohbet sizi esir aldı, televizyondaki arsız hikayeler veya cinsel söylemi olanlardan uzak?
İşe arkadaşlar, sözü edilen mavi bu, kabaca, dünyadan o kadar uzaklaşıyoruz ve uzay kalıplarına giriyoruz ki, dünya sadece bir mavi nokta, daralıyor, ufalıyor nokta nokta.......
Pekiii, en son ne zaman ailenizle oturduğunuz kahvaltıdan ve ortamın tadından, patlayana kadar yediniz ve patlayana kadar mutlu oldunuz?
Peki en son ne zaman birisi size "seni seviyorum" dedi, duygularının ifadesi olarak, yani menfaatten ve sizi yola getirme amacından uzak olarak?
En son ne zaman uçmak istediniz kendi kanatlarınızla, uçak veya yatak yardımı olmadan?
En son ne zaman bir kadını/erkeği beğendiniz, sadece güzelliğinden ötürü, menfaat ve seks itişlerinden uzak?
En son ne zaman bir sohbet sizi esir aldı, televizyondaki arsız hikayeler veya cinsel söylemi olanlardan uzak?
İşe arkadaşlar, sözü edilen mavi bu, kabaca, dünyadan o kadar uzaklaşıyoruz ve uzay kalıplarına giriyoruz ki, dünya sadece bir mavi nokta, daralıyor, ufalıyor nokta nokta.......
Fantazi nedir, nasıl yapılır?
Fantazi çeşitli bölümlere ayrılır. Fantazi müzik, fantazi kumaş, fantaziler ve fantastik dörtlü.
Kelime kökü olarak fantazi orta batı urallardan gelir. Az bulunan yaban mersini türüdür, ve çok az bir zaman açar gider.
İnsanlar ve öğrenciler fantazi peşinde koşacaklarına, çalışmalı ve ders yapmalıdır.
Arif sağ veya Arif susam da fantazi müzik yapmaktadırlar. Ama tipleri Tarkan gibi olmadığı için başarılı olamamışlardır. Tarkan pop müzik fantazisi yapmaktadır ve Amerikada da yapar.
Geçen gün bizim sınıftan arkadaşımız Bora, bir kağıda fantazi resim yaparak bunu arkadaşımız Ayça'ya vermiştir, ama Ayça bu fantazi üzerinde durmadan, Sınıf öğretmenimiz Betül Hanıma vermiştir, Betül Hanım ise Boranın anne babasını okula çağırtmış ve çocuklarının yanında fantazi yapmamalarını veya dijitürk şifresini değiştirmelerini söylemiştir. Ben Bora ile konuşmuyorum.
Fantazi desenli bir tişörtüm var, ama geçen gün annem onu beyazlarla beraber yıkadığı için, bir sürü fantaziye kaçan tişörtüm oldu.
Neyse, bu yazımı fantaziye kaçmadan bitireyim, yada fantazim kaçmadan.
Kelime kökü olarak fantazi orta batı urallardan gelir. Az bulunan yaban mersini türüdür, ve çok az bir zaman açar gider.
İnsanlar ve öğrenciler fantazi peşinde koşacaklarına, çalışmalı ve ders yapmalıdır.
Arif sağ veya Arif susam da fantazi müzik yapmaktadırlar. Ama tipleri Tarkan gibi olmadığı için başarılı olamamışlardır. Tarkan pop müzik fantazisi yapmaktadır ve Amerikada da yapar.
Geçen gün bizim sınıftan arkadaşımız Bora, bir kağıda fantazi resim yaparak bunu arkadaşımız Ayça'ya vermiştir, ama Ayça bu fantazi üzerinde durmadan, Sınıf öğretmenimiz Betül Hanıma vermiştir, Betül Hanım ise Boranın anne babasını okula çağırtmış ve çocuklarının yanında fantazi yapmamalarını veya dijitürk şifresini değiştirmelerini söylemiştir. Ben Bora ile konuşmuyorum.
Fantazi desenli bir tişörtüm var, ama geçen gün annem onu beyazlarla beraber yıkadığı için, bir sürü fantaziye kaçan tişörtüm oldu.
Neyse, bu yazımı fantaziye kaçmadan bitireyim, yada fantazim kaçmadan.
5 Eylül 2009 Cumartesi
İlahi komediler
Gelirler bana...Danışacakları birşeyler vardır, ve genellikle manevi-ruhsal veya mucizevi. Hani varya doktorların tahtası üfürükçüler, bende psikologların tahtası oluyorum bu durumda. Esas sebep ise, benim olaylara olan sakin-dingin ve yorumlayıcı duruşlarım. ( duruşum değil bak.)
Mesela kimler geldi kimler geçti makamı ricalime.
1992. mahallem . Kocası rus karılarla haşır neşir olan bi abla geldi. Dedikodu ve durumlardan karışık yaptı. Kocam beni ve geleceğimizi aldatıyor, ne yapabilirim dedi. Sanırsınız öpülmesi gerekir, öyleya genç ve kocasından intikam arıyor. Fakat Mustafa burada, karakter ve duruş sensei'si. Sonuna kadar evine çocuğuna sahip çık, kadınlar örümcektir, kocan köpek olarak geldiğinde kapına, soğukta 1 saat beklet, adam olur dedim ve gönderdim.
1994. Bir arkadaş benim ruhaniliğime hayran ve feci saygılı, bir de tanıdığı bir diğer arkadaşı var, adı Karani imiş, birgün nişantaşındaki çatıkatıma getirdi onu, zirve yaptırmaya, kimin daha ulu olduğunu test edecek, kimin aşkta daha derin olduğunu, kimin feyz alışverişinde aktif olacağını merak ederek. Karani geldi, elimi bomba tutar gibi hassasiyetle tokaladı, oturdu, bende başladım aşktan, çıktım cehennemden, karaniyi 1 saatte kararttım ve gönderdim, sanırım yürüyerek dönmüş gaziosmanpaşaya.
Yıl 1989, nişantaşı, bizim piçburger dediğimiz bir fasıtfutçu. Bir hatun gördüm üzgün, derdini sordum, ( surat çirkin ama kargamsı ), eski bir tanıdığıma aşık olmuş, hüzün iççöküntüsü ve darlanmalar. Anladığım kadarıyla kıza normandiya çıkartmasını da yapmış bu haylaz, kıza kesin tedavi tabletini verip kaçtım oradan: -Bu senin derdine düştüğün herif kötü-ahlaksız, ne idüdü ne düdüğü belirsiz herifin tekidir, yanlış kişiye düşmüşsün, git doğru dürüst ilişki bul, saçmalama..
Yıl 95, samimi bir arkadaş, ama alevi, dediki, Mustafa kutuplarda eskimo, ne din bilir ne kitap, gazete yok, okul yok. Hayatı balık avlamakla, üremekle geçer vahşi, nereden bilsin senin dinini, Allahını, yani nasıl gidecek cennete?
Tabi tuzak başka, ama kime, tilkiye tuzak, yer mi? Cevabımda gizli.
Valla kardeşim, Din benim nasibim ama onun nasibi değilmiş...Yani Allah Öyle istemiş...
Yaklaşık böyle 200'e yakın yönlendirmem var, yol ayrımlarındaki şahsiyetlere, arkadaş veya sürülere. Bazısı ilginç bazısı köme. Mustafa seni kimler göme?
( Yılları neden yazdığıma açıklama: Günümüzde bu yorumları herkez yapabilir ama mesele bu yorumları o yıllarda yapmaktı. )
Mesela kimler geldi kimler geçti makamı ricalime.
1992. mahallem . Kocası rus karılarla haşır neşir olan bi abla geldi. Dedikodu ve durumlardan karışık yaptı. Kocam beni ve geleceğimizi aldatıyor, ne yapabilirim dedi. Sanırsınız öpülmesi gerekir, öyleya genç ve kocasından intikam arıyor. Fakat Mustafa burada, karakter ve duruş sensei'si. Sonuna kadar evine çocuğuna sahip çık, kadınlar örümcektir, kocan köpek olarak geldiğinde kapına, soğukta 1 saat beklet, adam olur dedim ve gönderdim.
1994. Bir arkadaş benim ruhaniliğime hayran ve feci saygılı, bir de tanıdığı bir diğer arkadaşı var, adı Karani imiş, birgün nişantaşındaki çatıkatıma getirdi onu, zirve yaptırmaya, kimin daha ulu olduğunu test edecek, kimin aşkta daha derin olduğunu, kimin feyz alışverişinde aktif olacağını merak ederek. Karani geldi, elimi bomba tutar gibi hassasiyetle tokaladı, oturdu, bende başladım aşktan, çıktım cehennemden, karaniyi 1 saatte kararttım ve gönderdim, sanırım yürüyerek dönmüş gaziosmanpaşaya.
Yıl 1989, nişantaşı, bizim piçburger dediğimiz bir fasıtfutçu. Bir hatun gördüm üzgün, derdini sordum, ( surat çirkin ama kargamsı ), eski bir tanıdığıma aşık olmuş, hüzün iççöküntüsü ve darlanmalar. Anladığım kadarıyla kıza normandiya çıkartmasını da yapmış bu haylaz, kıza kesin tedavi tabletini verip kaçtım oradan: -Bu senin derdine düştüğün herif kötü-ahlaksız, ne idüdü ne düdüğü belirsiz herifin tekidir, yanlış kişiye düşmüşsün, git doğru dürüst ilişki bul, saçmalama..
Yıl 95, samimi bir arkadaş, ama alevi, dediki, Mustafa kutuplarda eskimo, ne din bilir ne kitap, gazete yok, okul yok. Hayatı balık avlamakla, üremekle geçer vahşi, nereden bilsin senin dinini, Allahını, yani nasıl gidecek cennete?
Tabi tuzak başka, ama kime, tilkiye tuzak, yer mi? Cevabımda gizli.
Valla kardeşim, Din benim nasibim ama onun nasibi değilmiş...Yani Allah Öyle istemiş...
Yaklaşık böyle 200'e yakın yönlendirmem var, yol ayrımlarındaki şahsiyetlere, arkadaş veya sürülere. Bazısı ilginç bazısı köme. Mustafa seni kimler göme?
( Yılları neden yazdığıma açıklama: Günümüzde bu yorumları herkez yapabilir ama mesele bu yorumları o yıllarda yapmaktı. )
4 Eylül 2009 Cuma
İnternetin İstihap haddi
Geçeriz bir magazinin karşısına ve okuruz sonu adli biten aşkları.
Hatay'lı Hatice ile internette tanıştığı Kastamonu'lu Kasım, aşık oldular, kızı kaçıran kasımı kızın babası kaynar suyla haşladı, kızıda orospu oldu diye geçerken keraneye bıraktı.
İnternette tanışan genç çiftlerden erkek olanı: kız olanı kızlığına bakmadan bozdu, kız olan erkek olanı zehirledi.
Vesair zamanlar geçtikten sonra; bu hinternet denilen kabasakal'ın ilişkileri sanallaştırdığı ve gerçeği ile hiçbir şekilde ikame olamayacağı zihinlerde yer etti. Çünkü dokunmamak ve konuşmamak veya tartmamak, sadece internette olan-biten ilişkilerde sadece odamıza yapıştırdığımız posterden ibaret.
-Öyleyse çocuklar ne yapıyoruz? Sadece gördüklerimize inanıyoruzzzzzzzzz!!!!!!!!
PEKİ BİLGİÇ ABİ, Bİ HATUN VAR ABİ FENA HALDE KESİĞİZ, NASIL DOYURACAĞIZ RUHLARIMIZI ABİ?
-Oğlum salak mısınız görüşmeyi denesenize; sanalda çiftetelli dersin, teller tartmaz, duyguları yüklersin istihabı almaz. Bu işler böyledir, her daim gebedir bilesin
Hatay'lı Hatice ile internette tanıştığı Kastamonu'lu Kasım, aşık oldular, kızı kaçıran kasımı kızın babası kaynar suyla haşladı, kızıda orospu oldu diye geçerken keraneye bıraktı.
İnternette tanışan genç çiftlerden erkek olanı: kız olanı kızlığına bakmadan bozdu, kız olan erkek olanı zehirledi.
Vesair zamanlar geçtikten sonra; bu hinternet denilen kabasakal'ın ilişkileri sanallaştırdığı ve gerçeği ile hiçbir şekilde ikame olamayacağı zihinlerde yer etti. Çünkü dokunmamak ve konuşmamak veya tartmamak, sadece internette olan-biten ilişkilerde sadece odamıza yapıştırdığımız posterden ibaret.
-Öyleyse çocuklar ne yapıyoruz? Sadece gördüklerimize inanıyoruzzzzzzzzz!!!!!!!!
PEKİ BİLGİÇ ABİ, Bİ HATUN VAR ABİ FENA HALDE KESİĞİZ, NASIL DOYURACAĞIZ RUHLARIMIZI ABİ?
-Oğlum salak mısınız görüşmeyi denesenize; sanalda çiftetelli dersin, teller tartmaz, duyguları yüklersin istihabı almaz. Bu işler böyledir, her daim gebedir bilesin
3 Eylül 2009 Perşembe
Frapan
İş çıkışı yürüyorum, yorulana dek. İnsan seyretmek için. Bir de ramazan etkilerini gözlemlemek için.,
Ölümlerin çoğaldığı yüz ifadeleri görüyorum. Bir kıvılcıma bakan gaz bulutları görüyorum. Birde maskeleri.
Kadınların daha dekolte imajlar takındığını görüyorum. Erkekler iman ayında ya, kendilerini çekmişler savunma hattının gerisine, ortalık frapan kadınlara kalmış, onların erkekler gibi tahrik'kar şekilde meydanı ele geçirmelerini görüyorum. Meme uçlarına 2 santim, bacak aralarına 10-15 santim kadar yaklaştıklarını ve özet olarak, ortamda tahrik olmayınca, daha bir özgür, daha bir serpili ve teşhirci olduklarını görüyorum.
Aynı görüntüler mi yoksa iman ayı öncesiyle bilemiyorum ama, belki abartıyorum ama frapan abartıları da görüyorum.
Gayrımüslüm veya alevi veya ateişt, oruç tutmayan kitlenin daha bir pervasızlaştığını da görüyorum. Tam tersi eğer tutmuyorsam da, daha çok tutan ve müslüman görüyorum. Nasıl bir ters orantı ise...
Aynı zamanda bir gerçeğe daha yakınlaşıyorum. Toplumda eleştirdiğimiz herşeyin aslında toplumun ayakta kalmasının bir formulü olduğunu kavrıyorum. Beş kardeşin mahşerde buluştuğunda, bir olmasını da görüyorum. Dünyada sergilenen bütün zıtlıkların, bir bütünün yansıması olduğunu görüyor ve rahatlıyorum...
Ölümlerin çoğaldığı yüz ifadeleri görüyorum. Bir kıvılcıma bakan gaz bulutları görüyorum. Birde maskeleri.
Kadınların daha dekolte imajlar takındığını görüyorum. Erkekler iman ayında ya, kendilerini çekmişler savunma hattının gerisine, ortalık frapan kadınlara kalmış, onların erkekler gibi tahrik'kar şekilde meydanı ele geçirmelerini görüyorum. Meme uçlarına 2 santim, bacak aralarına 10-15 santim kadar yaklaştıklarını ve özet olarak, ortamda tahrik olmayınca, daha bir özgür, daha bir serpili ve teşhirci olduklarını görüyorum.
Aynı görüntüler mi yoksa iman ayı öncesiyle bilemiyorum ama, belki abartıyorum ama frapan abartıları da görüyorum.
Gayrımüslüm veya alevi veya ateişt, oruç tutmayan kitlenin daha bir pervasızlaştığını da görüyorum. Tam tersi eğer tutmuyorsam da, daha çok tutan ve müslüman görüyorum. Nasıl bir ters orantı ise...
Aynı zamanda bir gerçeğe daha yakınlaşıyorum. Toplumda eleştirdiğimiz herşeyin aslında toplumun ayakta kalmasının bir formulü olduğunu kavrıyorum. Beş kardeşin mahşerde buluştuğunda, bir olmasını da görüyorum. Dünyada sergilenen bütün zıtlıkların, bir bütünün yansıması olduğunu görüyor ve rahatlıyorum...
1 Eylül 2009 Salı
Allahın Bana Bahşettiği Mucizelikler
Şimdi bütün zapatalar bu başlığa göre diyecekler ki, sen kendini nebi ül muhterem mi sandın, yani peygamber misin? Cevap: Kendi halinde bir kurusıkıyım, zaten bütün yazarlar kurusıkı değil mi? Ben sadece patlarken daha büyük gürültü çıkarıyorum, aynen hapşırık gibi..
Mesela küçük iken cin gördüm, yuvarlak kafalıydı, kül rengi, beni görünce kaybolması çok ani oldu, saliselere sığdırılmaz cinsten. Korkmamıştım, hayatı ve ölümü olduğu gibi kabul edenlerden olarak.
Çok kritik bir şampiyonluk maçı vardı fenerin. Ben sabahtan kafama futbolcuların resminin olduğu bantı sarıp, bütün gün şampiyonluğu kutladım, nereden malum olduysa. Malum gerçek oldu, fener de şampiyon.
Bir basket maçı vardı fenerin, bende seyircisi. O sıralar beni çok dağlayan bir hatunla doluydu kafamın içi. İlk yarı fener 20 sayı fark yedi ama devre arası düşündüm, ya fener ya aşk, cevap gecikmedi, fener. Ve öyle bir patırtı yaptımki tribünden, zamanla yanımdakiler zamanla civarımdakiler, ve fenere maçı kazandırdım. Prime bile hak kazanacak kadar büyük bir aşkla.
Bir de kendi özüm'ü gösterdiğimde her türlü dişi varlık bana karşı mutlaka sevgi duyuyor, aşkın yelkenlerini salıyor, ama ben yapamamaya başlıyorum bu sefer. Ona kötülüğüm dokunabilir edasıyla. Kadınların bütün şifrelerini çözmüş bir arşimet'tir diğer göbek adım.
Ve gerçekten başarmak istediğim bütün işleri başarmak gibi bir yetim de var, ama altına tekrar işiyorum, gerçekten başarmak içimden geliyorsa.
Aklıma geldikçe mucizevari hareketlerime devam edeceğim. Burdan devamı var diyelim..
Mesela küçük iken cin gördüm, yuvarlak kafalıydı, kül rengi, beni görünce kaybolması çok ani oldu, saliselere sığdırılmaz cinsten. Korkmamıştım, hayatı ve ölümü olduğu gibi kabul edenlerden olarak.
Çok kritik bir şampiyonluk maçı vardı fenerin. Ben sabahtan kafama futbolcuların resminin olduğu bantı sarıp, bütün gün şampiyonluğu kutladım, nereden malum olduysa. Malum gerçek oldu, fener de şampiyon.
Bir basket maçı vardı fenerin, bende seyircisi. O sıralar beni çok dağlayan bir hatunla doluydu kafamın içi. İlk yarı fener 20 sayı fark yedi ama devre arası düşündüm, ya fener ya aşk, cevap gecikmedi, fener. Ve öyle bir patırtı yaptımki tribünden, zamanla yanımdakiler zamanla civarımdakiler, ve fenere maçı kazandırdım. Prime bile hak kazanacak kadar büyük bir aşkla.
Bir de kendi özüm'ü gösterdiğimde her türlü dişi varlık bana karşı mutlaka sevgi duyuyor, aşkın yelkenlerini salıyor, ama ben yapamamaya başlıyorum bu sefer. Ona kötülüğüm dokunabilir edasıyla. Kadınların bütün şifrelerini çözmüş bir arşimet'tir diğer göbek adım.
Ve gerçekten başarmak istediğim bütün işleri başarmak gibi bir yetim de var, ama altına tekrar işiyorum, gerçekten başarmak içimden geliyorsa.
Aklıma geldikçe mucizevari hareketlerime devam edeceğim. Burdan devamı var diyelim..
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)