17 Ağustos 2009 Pazartesi

Söylem Teyze ve N+1 JINGILI

Söylem Teyze Amerika görmüştür, hatta uçağın menzili boyunca 10 bin metre yüksekten bile olsa Medeniyetin yarısını bile görmüştür. Gerçeği aramaktadır.

Ülkesine döner ve çok özlediği otantizmi yaşamak için Rumeli hisarı konserlerinde Nilüfer'i dinlemeye gider halkın içinde.

Ortama, boğaza, mehtaba, sanata, coşkuya, aşka, şarkıların öyküsüne paralel düşünür ve merdivenlerdeki satıcıya seslenir.

-Bakarmısınız,

-Buyur Abla,

-diyet, otantik, tatlı, keyifli, özel, serinletici, hemen bitmeyen, orjinal, vitaminli, teknolojik, gücünü gelenekten alan, kaynağı tanrılardan gelen, ne sıvı ne katı olan, enerjik, mutluluk veren, romantik, aşka dair ne var sizde?

Satıcı gerçeğin arayışını 21.15 itibariyle sonlandırır:

-SENDE NE ÇOK ŞEY İSTİYORSUN YAHU!

Çok yakında,

Coming soon...

Söylem Teyze'nin AVM Paradoksu ( Jıngle )

Söylem; AVM denilen tüketim merkezlerine karşı kendini Don Kişot ilan etti ve doldurdu akbil'ini.

Uzaylılar tarafından insan denilen organizmayı gözlemlemek için yapılan, kapitalizmin insan üzerindeki hegamonyasını belgeleyen, uzaydaki yaşamı sembolize eden, tüketim canavarını içerde besleyen AVM'lere karşı ruhunu içeri sokmayı deneyecekti. Amacı istilayı önleyebilmekti..

Ne olur ne olmaz diye kredi kartlarını evde bıraktı.!


Çok yakındaaa.....

Coming Soon

Söylem Teyze İstanbul'u keşfediyor.

Doğası gereği öğreti ve ideolojileri elekten geçirmeden inanmamaya şartlı Söylem Teyze, İstanbulun 7 tepe tezini gezerek ispatlamaya başlar. Çünkü doğa onun için bir macera, gözlem onun için bir nefes, ve keşfetmek ise onun için pastanın çileğidir. Hemen karaköyde dağcılık malzemeleri satan bir mağazaya gider.

Çok yakında.....

Coming soon

Söylem....Mükemmellik arayışı ( JINGLE )

3879,3878,3877,ay unuttum,3998,3667....

Söylem Teyze gerisayım modundadır. Artık dünya ve yaşam ile irtibat kurmuş bilirkişi olarak, mükemmelliği ve insanlık bilincini yansıtmak için bedenini seçmiştir. Peki neden gerisayım yapmaktadır? Çünkü bedeninin ihtiyacı olan E12 b14 vitaminini içeren acı biber suyunu alması, ve dahası; bir düzen dahilinde alması gerekmektedir. Saat 15.30 olduğu anda bu aktarımı yapacağı için, gerisayımdadır. Hiçbir saate güvenmemektedir.

Mükemmele artık dakikalar vardır sayın izleyiciler...

Pek yakındaaa............

COMING ama soon

SÖYLEM TEYZE BİRGÜN....( TANITIM JINGLE )

Söylem Teyze, dahil olduğu süper kahramanlar grubunun hangi klasmanına hizmet ettiğini merak etti. Zira ne uçabilir, ne kaçabilir, ne gemi kaldırabilir, nede tren durdurabilirdi. Hatta yağmurlu günlerde taksi bile durduramıyordu.

Bebek semtine yöneldi. Çingene bacı arayışındaydı. Koca memeli Aynur'u buldu. Aynur ilk gençliğinde ona aşk falları bakmış, piyango önermiş, ve kısmetini tarif etmişti. Artık Aynur'un kılavuz kahin olduğu genel kabul görmüş bir kanıydı. Yanına geldi. Cebinde bir koca "S" amblemi çıkardı. Aynurun gözleri hortlak görmüş gibi açıldı.....

Çok yakında.......

Coming Soon...

16 Ağustos 2009 Pazar

Söylem Dünya'ya Teşrif ( TANITIM JINGLE )

Çook çok uzun yıllar önce,
İnsanlık buzdevrinden yeni çıkmış, henüz sobaya yeni yeni çalı atarken
Tutuşturamazken..

Metrelerce uzaklıktaki bir gezegen, Marbunya...
Kaos, kaolisyon, istila.

Bir kahin, Lostradamus,
Bu yokoluştan seçilmiş kızı kurtarmak için planını yürürlüğe koyar.
Uzay jet skisine kabin yaptırır ve bebeğin tüketeceği diyet form bisküilerini yerleştirir.
......

ÇOK YAKINDAAAAA

coming soon

15 Ağustos 2009 Cumartesi

BİR ŞİRKETİ BÜYÜK YAPAN NEDİR

Hayatım şirketlerde dön baba dönelimlerle geçti. Genel olarak talihsiz bir kariyer, ama her zaman iş tatminim, müşteri diyaloglarım, iş arkadaşları ve yönetici ilişkileri olarak tam tersi, talihli bir kariyerim var.

Ve modern zamanlar bir sürü yeni kavramı peşinde sürükledi. Kurumsallık, toptan kalite, müşteri memnuniyeti indeksi, iç müşteri memnuniyeti, müşteri odaklılık, erişim, marka değerleri,

Hatta neredeyse, şirketin bilinirliği veya imaj verileri, mali değerlerin üzerine çıktı.

Bakıyorum nihayetine, ve reklamlar, propagandalar, başımı çevirdiğim her noktada kabus gibi bir marka yağmuru var. Hedefindede biz, yani tüketici. Bizi seçin baskısı, karalamalar, daraltmalar, kırdırmalar, hasılı çıldırtan rekabet.

TABİ BİR ÇIKIŞ NOKTAM VAR,

Beni istihdam eden markanın rekabetinde ben neler yaptım ve başarılı oldum. Bir nevi mesleki anlayış veya bireysel taktik. Öncelikle kimliğim ve ilişkilerimle ön plana çıktım işin doğası, ve asla ileride insanlara füze olarak dönecek söz ve taahhütlerde bulunmadım.

Genelde iyi polis kötü polis rolü oynadım takım dahilinde, bazen iyi bazen kötü ama genellikle iyi.

İnsanların ait olmak istedikleri rolleri fazla irdelemeden çözüm sundum, zira çocuğun oyuncağını ve hayallerini elinden almak tehlikelidir.

Tecrübemi ve hikayelerimi yansıttım samimiyet nakışıyla, odakladım ve son eveti karşımdakine bıraktım.

Göründüğüm gibi oldum, olduğum gibi görünseydim, hiçbir muhatabım olamazdı, mesleki kimlik senaryosunda. Zira hem karakter üstünlüğü, Nişantaşlılık, serde delikanlılık gibi asetler, insanlara gitmeyen, onları ayağına bekleyen miraslarımdı.

Merkezde oturan ve buyuran kimliklerin doktrinlerini yumoşlayarak verdim piyasanın bağrına, merkezde oturanlar merkezkaç kuvvetiyle savruldu, ben dönmeye ama yerimde devam ettim.

Müşteri istek ve taleplerine odaklanacak oldum, bir baktım hep eksi hep zarar yazan bir süreçteyim, sonunda devamlı isteyen bir egonun etkisinde kalmak, kolumu bacağımı götürecekti ve dilenen dilenci olur, dileyen baştacı diyerek, karşılıklı çıkarları prensip edindim.

Kendim ve iş ortamım için pozitif elektronları yaydım çayıra, aynen askerlik ortamında yaptığımın porfosyoneli, ve insanların rengi koyudan açığa da döndü bu sayede.

Ben bu yöntemlerle şirketleri büyük yaptım mı bilmem ama, benim şirket bilenler için hep büyük bir şirket oldu dilden dile.

Peki Musti, sen büyük reklam bütçeleriyle de yapabilirmisin bir şirketi büyük derseniz söyleyeyim: Malzemesi ben, insan ve zaman olan işlerde varım. Delmişim bütçeyi...