27 Eylül 2026 Pazar

Mustafadan Fon Skandalına Çivileme Dalış

Akapa denilen kanser belası vebasının "yüzlerce" kriminal skandalından sonuncusu fon rezaleti. Rakamlarla giriş yaparsam, dolandırılan kişi 450 bin, hacim 858 milyar lira, şu an ulaşılan bulaşım ise akp yönetim kademesi, sermaye piyasası düzenleyici bürokrasisi, fon yönetim şirketleri, eski akp yönetim organları ve akpnin altın nesli çocukları. Bu da buzdağının gözüken ucu. Şu an akp bu fon yangınını söndürmeye odaklanmaktan çok, bu soygunu ifşa eden birimin yada kişinin peşine düştü, daha neler bildiklerini öğrenmeleri lazım ve böylece pazarlık veya saldırı stratejisi geliştirmek mümkün olabilecek. Haliyle fidyecinin aramasını bekler gibi, kendileri hakkında ifşa kozunu kullandırmamak için taviz vermeye hazır halde bekliyorlar. Eğer bu birimi yanlarına çekebilirlerse, yangını kontrol edip söndürmeleri mümkün olacak. Arada altın çocuklar biraz silivri tatili görebilir ama unutulmaları ve kendilerine avrupada bir yaşam kurmaları zor olmayacaktır. Şu an muhalefet, yani Özgür Özel, diğer fon sahtekarlarını açıklaması ve üzerine gitmesi için akepeye baskı yapıyor, ama akp halen daha hitlerin yer altında intihardan önceki bir kaç saati gibi savaş kazanma planı yapar halde. Ben akepenin şerefsiz dolandırıcılıklarını ifşa eden birimin Türk Gizli Teşkilatı olduğunu ve yer altından çıkmadan küçük bir müdahale ile akpye artık bırakması mesajı verdiğini düşünüyorum. Ama akepe'nin halen daha soygunu örtmeye çalışarak mesajı almadığını görüyorum. Demek ki özlenen akp intiharına doğru yaklaştık, bir an önce muhafazakar siyasetin mezarına osuruktan lalemi bırakmak istiyorum.

26 Eylül 2026 Cumartesi

.Ür.iy.

Son zamanlardaki sohbetlerimde Türkiyenin bir ülke, bir devlet, bir cumhuriyet vasfında olduğunu düşünmüyorum. Son geldiği durum itibariyle. Vatandaşı için varolan bir devlet tanımlayamayız. Şuan sadece bazı muhafazakar elitlerin sloganı Türkiye. Hatta büyük Türkiye diyorlar geçmişimizle birleştirip. Binayı tutan kolonların yoz ve toz olduğu ülke istediği kadar tamtam çalsın. Bu kolonlar, adalet, ekonomi, sosyal eşitlik, liyakat, eğitim, güvenlik. Bu ülke şuan ülke değil. Bu kadar.

24 Eylül 2026 Perşembe

Kukumoto

Eğer dişi milletine düşünsel derinliğimi yansıtabilseydim, etrafta ne gratis, ne bakım merkezi ne de estetik sektörü kalırdı. Bir çok sektör amonako kaderi ile yüzleşmek zorundaydı. ( Amonako kaderi: Daha doğmadan sadece koklaşma boyutunda kalmış olmak ) İşte ben de bu gerçeği bu yazıda soluklamanızı istiyorum. Her kadın güzeldir lafını rafa koyalım önce, her iyi kadın güzeldir diyelim. Her anne de güzel değildir, ama bebesi her anneyi gördüğünde yüzüne gülümseme gelir. Demek ki güzel kadın olmak için bağ kurmak gerekir. Maalesef zamanımız kadını daha çok zehirli çiçeğe daha yakın. Sağolsun internet bu zehiri havaya yayıp yayıp duruyor. Holivot starları gibi olmak istiyor her kadın, holivot orda, tutan da yok ama bu yarış bu gerçeği saklaya saklaya sürüyor. En iyisi benim holivot starlarından neyim eksik demek. Bacağı çarpık, dişleri yapılmış, ayakları orantısız ve yüzü yıpranmış, madde bağımlısı ve kendilerine ayrılacak zamanı olmayan sokakta yürümesi imkansız bir kadını kıskanmak zaten aptal işi. Bir de Allahın her kadına verdiği bir üstünlük güzelliği var, yoksa kıskançlık dağları neden oluştu sizce? Kimi kadının temel başlıcalarından, yüzü, göğsü, bacağı, kalçası, eli ayağı, aklı, çekiciliği, çalışkanlığı, seksiliği, teni, saçı, anaçlığı, çalışkan ve azimliliği, umut aşılama özelliği, yani 30a yakın güzellik özelliği var, mühim olan bunu vurgulamak, 30 da biri bile değilseniz, o zaman da eviyle, soyu ile, gündem uzmanlığı ile, yani erkeklerdeki temel başlıcalarla övünebilirsiniz. Geçmişiniz veya geleceğinizle. Anlamayan var ise tek bir cümle ile vedası olsun bu yazının: Bardağın dolu tarafı da bazen görülmeli...

Motokurye Evreni

Sayılarını 2 milyon olarak tahmin ettiğim bir ekosistemi sosyokültürel boyutlarına girmeden tarif edebilir miyim? Sanırım evet. Yani kimdir bu motokurye, evren oluşturduklarının farkındalar mı? Geleceği düşünüyorlar mı? Her olgunun ve her insanın götüne kaşık sokma becerimle size bu kodları vereceğim ama siz de çıkan parçacıkları tamamlayıp zihninizde resmi tamamlayacaksınız. Boktan bir resim olabilir ama birlikte bir sanat eseri yapmak ta eşsiz bir deney. Hatta muhteşem de diyebilirim. Motokurye bu milletin tembellik geni ile, işsizlik ve geçim zorunluluğuyla, eğitimsizlik nasıl paraya dönüştürülür ihtiyacıyla ve en düşük sermaye ile ne iş yapılır sorusuyla doğmuş bir bebek. Tek ana baba yerine, resmen toplu seks ürünü bir çalışan. Motokuryelik ise köyde eşek binicisini ve endüstri mühendisliği mezununu aynı sele üzerinde gördüğümüz bir meslek. Motokuryelik bir kahramanlık destanı bu mesleği yapan kişi için. Arabalara, trafiğe, yollara, zamana, hava şartlarına, memnuniyetsiz insanlığa karşı verilen bir savaş olduğu için bu mertebede. Aslında motorlu garson da denilebilir, ama motokuryeler bu sosyal nitelemelerin farkında değil. Motokurye ne kadar sefer-saat çalışırsa o kadar kazancı olduğunu bildiği için, standart ölçülere göre 3 milyon kişinin iş yükünü 2 milyon kişi çekiyor. Motokuryeyi ailesi meslek sahibi olarak görmüyor, çünkü sayın devletimiz bu meslek grubunu tek bir çatı altında toplayacak standartları belirlemiyor. Çünkü işsizliğin toplumsal yükü azalıyor bu motor sayesinde. Motokuryeler sohbetlerinde yollardaki maceraları anlatıyor birbirine, devlet ve toplumdan alamadıkları saygıyı kendi içlerinde sağlıyorlar. Tabelasız bir örgütlenme bu, motorkardeşliği de diyebiliriz. Motokuryeler bazen de olmadık işlere girişiyorlar, sipariş poşeti içinde tozlu maddeler de adrese teslim olabiliyor. Bir diğer gizli bilinen ise, yollu kadınlar, kocasından memnun olmayan ablalar, mesleki formasyonunu devam ettirmek isteyen eskort erbabına da motor heyecanı yaşatıyorlar. Pekiyi bu motokuryenin azraili kim olacak? Tabiyki yapay zekaya bağlı dron canavarları. İlk başta motokuryelerin taşlı sopalı saldırıları ile sektörün adı kirlense bile, operasyonu daha hızlı verimli ve düşük maliyetli rekabetçi güvenli bir modele dönüştüğü anda motokurye de ayakkabı boyacıları gibi filmlerde kalacak. Sahi onlar nerede, en son ne zaman gördünüz bir boyacı???

19 Eylül 2026 Cumartesi

Büyük Demokrat Recep Ustanın Seçim Taktisyenlikleri

Seçimi 1 gün önceye alıp erken seçim yaparak aday olabilir, dünya tarihine geçeriz. Hatta sabah değil gece yarısı başlar seçim, akapeliler reis için geceden sıraya girer, sabah namazında sandıklar kapanır, muhalefet rakısını içip uyurken mışıl mışıl Türkiye Binyılı başlar. VEYA, Netanyudan rica eder, bir kaç füze gönder, parasını düşünme der, füzeler patlayınca olağanüstü hal ilan eder, tcg anadolu gemisini girneye gönderir, böylece seçim takvimi 5 sene uzar, her sene bir kaç füze bu işi meşrulaştırır. VEYA, seçim görevlilerini satın alır, rozet takar, yüzde 99 ile meclisin tamamını alır, anıtkabiri avm yapar, Atatürkü hain ilan eder. VEYA, olur da seçimi kaybederse, ertesi güne bir seçim daha, bir seçim daha koyar, yaklaşık 300. seçimde milletin anası ağladığında en demokratik şekilde iktidar olur. VEYA, emeklilere akbili, şehirler arası seyahati bedava yapar, emeklilere bir karı bizden kampanyası, evlenemeyeceklere huzur evi parasız der, dullara koca kampanyası ve 5000 lira evlilik yardımı açıklar, yüzde 51 ile iktidarı kapar. VEYA, emeklilik yaşını 25 e, emeklilik günü toplamını 500 e çeker, muhtardan kağıt getireni emekli yapar, seçimde mecliste çoğunluğu ele geçirir. VEYA, suriye, ırak, iran, afganistan, hindistan, bangladeş, somali, çad, nicerya, fildişi, gergedanboynuzu ülkelerinden ülkemize gelecek ilk 100 milyon kişiyi vatandaş ilan eder, al sana iktidar. VEYA, banka kredi, kart, vesair bütün borcu olanların borçlarını devlet üzerine alacak der, amca dayı kardeş bakkal market, aklına ne geliyorsa bütün borçları seçimden sonra kapatıyorum da diyebilir. VEYA, bu kadar işe gerek yok kendimi başkan ilan ettim, meclisi kapattım, partileri feshettim, anayasayı lağvettim, ölene kadar burdayım, çekemeyen çatlasın da patlasın, olmadı götüne anten taksın diyebilir,

Mustafanın Bloğu Değerini Bulur

Herhalde hayatta benim kadar yazılara vakit ve beyin ayırıp, ki profesyonel bir çalışma değil bu, boşa bir çaba olarak algılanacak bir uğraşıya yatırım yapan 2. bir insan yoktur, aramayın zaten bulamazsınız. Vakit ne vakti bu asri çağda? Algının, şişirilmenin, manüpilasyonun, mastrübasyonun zirve yaptığı, herşeyin sanal ve sahte olduğu bir kandırılma, kendi kendini kandırma çağı. Sosyal medyalar ile kendi krallığını kurduğunu zanneden, kendi kendini siken maymunlar devri. İnsanlar evrimini tamamladı ve tekrar maymuna döndü özetle. Bu boyalı devirde halen daha yerdeki pirinç tanesini alıp onu değerini vermeye çalışan adam kim? Mustafa. Fazlasına ne gerek var, ihtiyacımla çevrelensem yeter diyen adam kim? Mustafa. Olmazsa olmazları olsa da olur olmasada olur diye kodlayan kim? Mustafa. Yani darlık devrine şimdiden ruhi disiplini olan adam kim? Mustafa. Mesela şu batık fon olayı. Herkes parasını az çok bu şişirme yatırımlara akıttı, ama gelgelelim orjinal değil hayal bir getiri ile zaman geçirdiler, şimdi ise geçirildiler. Yani orjinal olmayan herşey hormoneldir. Ve çoğunuz bu hayalleri kendinize kostüm yapmışsınız, zamanı gelince çıplak olduğunuzu anlayacaksınız. Dua edin de bu çıplaklık yaz aylarına gelsin ve rezil olduğunuzla kalın. Veya bu çıplaklığınızı radikal tercihimdir diye savunun. Olmadı, zamanında en güzel ve pahallı kıyafetleri giydim, şimdi o zirveden döndüm diyin. Ama bilin ki bu çıplaklıkta bile bir yaprağı giyerek fark yaratacak adam da mustafa. Bu zamanlar tahmininizden daha yakın da olabilir. İşte benim yazılarımın birer yaprak olduğunu ve çok işe yarayacağını da anlatabildim. Şimdi bu yazıyı okuyacağım değerli dostum Cenk beyefendi de diyecek ki yine kendi kendine mastürbasyon yapmış bu deli mustafa diyecek, saçma diyecek, gece uyumamış gene diyecek. Yani kendi dibimi bile aydınlatamıyorum belli ki, ama uzaktan titrek ışığımı görenlere de selamımı çakıyorum. Siz bu zamanlarda dolaşın, ben zamanın bittiği yerlerde olacağım ısrarla...

16 Eylül 2026 Çarşamba

Günahların Genel Merkezi

Ankara, Çankaya, Söğütözü mevkiinde bir bina var, yaklaşık 300 odalı, 40 metre yüksekliğinde, 90 metre boyunda ve 45 metre eninde, burası ak parti genel merkezi. Tahminimce 9 şiddetinde bir depreme dayanıklı, nükleer savaş tedbirleri dahil, her türlü askeri ve sivil savunma tedbirleriyle korunan, alttan gizli geçitler ile birçok noktaya bağlı, en nihayetinde kendi kendini imha özelliği bile olan konvansiyonel bir sivil toplum yönetim binası. Burası tarihteki en lanetli yerlerden olan Autswitz yahudi katliamhanesi, epşteyn adası, yassıada, 12 eylül diyarbakır hapisanesi, pensilvanya fetö yerleşkesi, guantanamo, yani bilinen bilinmeyen bütün lanetli mekanlardan biri olarak gelecekte anılmaya aday bir yer. Neden mi? Burada insanlar idam edilmiyor, kadınlar seks kölesi yapılmıyor, uyuşturucu merkezi değil ( kanaatime göre ) ama öylesine bir propaganda, siyasi kalleşlik planları, troll politikaları, aşağılık işbirlikleri, toplum dizayn planlamaları, rakip satınalma pazarlıkları, şantaj üretimi, delil yaratma, suç üretme, medya kontrolü, ve göbels üstadı bile ( savaş suçlusu olsa bile propaganda konusunda tarihteki en altı çizilecek kişi ) gözlerini fırlatacak bir genel merkez. Yani sadece binanın dış dizaynına bakarsanız içindeki kötülüğü görmeniz mümkün değil. Japonyaya 45 senesinde atılan ve 180 bin kişiyi buhar eden, milyon kişiyi ölmek için yalvarır hale getiren atom bombasının ismi de "şişman çocuk" tu. İlk başlarda fetö ve cia genel merkezi langleyi kendine örnek alan Ak parti genel merkezi, şu anda dünyanın bir numaralı siyasal teknik metod ve aplikasyonları merkezidir. Dünya çapında olduğumuz nadide bir yapıdır, içi kötülük dolu olsa bile. Çile denilince akla ilk gelen Sinop cezaevi gibi müze olarak gelecekte değerlendirilmesi gerektiğine inanıyorum ki Türkiye bir daha böyle bir ölümcül hata yapmasın diye. Şunu da düşünebilirsiniz, tayyibin sarayı da kötülük merkezi diye, hayır katılmıyorum bu kanıya. Saray dediğimiz yer tayyibe emineye saray ehline eğlence olarak oyalansınlar diye verilmiş bir mega oyuncak sadece veya bir salıncak, bir sallanan sandalye. Çünkü lanetli ak parti genel merkezi bunu da düşünmüştür, millet meclisini işlevsiz kılan ve orayı maaşlı huzur evine çeviren, adaletsiz adalet sarayları, gösterişli ama niteliksiz hastaneler yapan, bir çok stratejik kurumun başını koparan, milleti 20 bin liraya şükrettirecek kadar aciz bırakan bir akıldan bahsediyorum, yani Günahların Genel Merkezi... Şeytanın bile stajyer olarak başvursa mülakat edileceği tek yer.