25 Ağustos 2026 Salı

Hayatım

Uzun ve uzadıya bir parkorman gece nöbeti. Sabahı ormanda karşılamak aslında çoğumuzun saklı hayalidir, ama burada 1100 liralık bir sabah olsun hayali benimkisi. Haliyle biraz uzun edip hayatımın mihenklerine dem vuracabileceğim bol bol vaktim var demektir. Nişantaşı doğum evinde merhaba hava demişim. Herkese nasip midir bilmem. İlk hafıza kaydım nedir derseniz akraba veya komşu kadınların içindeki mahalle halleri, veya onların oyuncağı filandım. Eldenele dolaşmak hayatımın ilk keyfi oldu. Sonra ilkokul için şipşakçıda osmanbeyde fotoğraf çektirme anım. Elimde balonlar, nilüfer hatun ilk okulu, siyah beyaz ilk öğretmenim Nebile Çelikkol. Kanserden vefat eden ilk şahitliğim Nebile hanım oldu. Elbette mahalleden ilk yoldaşlar, ziya latif, sonra apartman çocuğu ilker, sonra mahalleye taşınan kayahan. Köylerde akrabalarım nurol memet bora. Çocukluğum toz duman bir rüzgardı, elli bin anı, elini sallasan anı. Okul arkadaşlarım Bayram, Erol, ortaokul arkadaşlarım, lise arkadaşlarım, sonsuza sürecekmiş gibi başlayan, ama anılara batan çıkan. Elbette üniversite, oradan nihai arkadaşım Cenk Memet Anıl. Daha dün galataporttaydık, seneye vurursak 34.

Bilalin bir günü

Bilal saatini 9 a kurar ama 11 de kalkar, eğer uyurken telefonu çalarsa buyrun babacım diye açar. Bilal darbe olabilir diye yatağa terlikleriyle girer, kahvaltısı hazır olana kadar yutuptan gündem videolarına bakar, telefonuna gelen vatsap mesajlarını kahvaltı sofrası karşısındaki televizyona yansıtır ve ne kadar meşgul biri olduğunu düşünür, gelen mesajların çoğu vakıfların kasasına giren paralarla alakalıdır, herhangi bir vakıf o gün dolara endeksli az para üretti ise, o vakfın başkanına hizmetin önemini anlatan bir yazı ve reisin bir videosunu göndererek günlük mesaisinin büyük bir bölümünü halletmiş olur. Saat 15 civarı imam hatipten arkadaşları ile boğazda veya saklı cennet bir mekanda buluşarak eski günleri ve dünyadakı gelişmeleri konuşurlar, arada babasını arayarak arkadaşlarına ayar vermeyi unutmaz. Saat 17 gibi eşini arayarak eve ne lazım şeklinde ailevi görevini de eksiksiz yapar, listeyi konak yaverine gönderir ve tedarik mekanizmasını yerine getirir. Akşam üstü mutlaka bir mütevelli toplantısı vardır, yoksa bile ayarlanmasını sağlar, neticede ilerde bakanlar toplantısına hazır olmak istemektedir. Eğer babası akşam emniyetevlerdeki konakta akşam yemeğine çağırmadıysa, meşhur baba kebapçılardan birine veya halı saha maçına, veya eşiyle bir mekan kapatarak geceyi aydınlatır. Babasına iyi geceler diler, yatsı namazını yaverine kıldırtır, dua siparişi verir, terlikleri miktodalgada ısıtılır ve bilal bu yorucu günün sonunda yatak odasının karşısındaki televizyonda babasının o günkü konuşmasını dinlerken uyur. İyiki varsın bilal, senin istinye tavukçusuna kurban olalım bizler.

Sana yol açacağız diye diye

Geçen gün bir müzik öğretmeninin videosunu seyrettim, iş görüşmesinde kendisine asgari ücret teklif edilmiş ve Türkiyede öğretmenliğin geldiği nokta bu diye şikayet ediyordu, hatta okul müdürü dolaylı yoldan işe alırsa hocayı sevgilisi yapmak isteyen gizli mesajları da vermiş, oysa şu an bir inşaat ustası günde 7 ayda 200 bin kazanıyor, yani eskiden ameleler rüyasında müzik öğretmeni hatun görse 10 gün mutlu olurken, şimdi müzik öğretmeni hatunlar amelelere eskort hizmeti verir oldu. Peki bu değişimin mimarı kim, evet bildiniz, insanları sadece yol açıcı bir delme makinesi olarak gören tayyip hanedanı. Zamanında hanedan dizisi vardı, density isimli, şimdi o densitiyi çekenler bile tayyibi izleseler gözleri faltaşı gibi açılır. Çünkü tayyip için oyun kuracağı kitle haricinde herkes bir dolgu malzemesi. Ve işin kötü tarafı çoğu insan bu düşüncenin tayfası olmuş. Müzik kimya fizik bioloji felsefe gibi konular mesleğin olursa, asgari ücret, kurye, eskort, yada akapa teşkilatının borazanı, yol açanı, olumlu rapor vereni, tasdikçisi olman gerekiyor. Emeklilerin basit matematik hesaplarıyla ölmeye teşvik edilmesi bu yüzden, memurların seyyanen zam ve görev tazminatlarıyla, yani düşük bir menfaat karşıtı akapa köpekliğine zorlanması da bu yüzden. Elinde az buçuk malı kalan ben gibi tutunma gayretinde olan kitlenin borçlarla sarmalanıp az kalan malını da satmaya ve köye göçe yönlendirilmesi bu yüzden, yandaş gazete ve medyanın hiç sevmese de komik köpekler gibi tayyibi ilah edinmesi bu yüzden, herşey bu yol aç başka ihsan istemem senden felsefesinde gizli. Aslında bir gün gelecek ve yol açıcılar tayip babalarına -baba yol kalmadı açacak dediklerinde siz o zaman seyredin gümbürtüyü. Bana da hakkını helal et müzik öğretmeni, biz de o acıda yol aldık, ama o yol delisine oy vererek seni de yol çukurlarında mağdur ettik diyeceğim. Yolunuz açık olsun.

24 Ağustos 2026 Pazartesi

James Bond filminden yakın tarih antolojisi

1963 istanbulu, filmimiz "Rusyadan sevgilerle". Serinin 2. filimi. Moskovadan çekim izini çıkmadığı için herhal konuyu istanbul moskova konsolosluğu bazına çekmişler. Başrolümüz erşan kuneri isminin babası Şeen Koneri. Çok uzun bir hollywod kariyeri oldu rahmetlinin. Fimin konusu klasikleşecek bond klişelerini de hesaba katarsak, rus şifre çözme cihazının ruslardan aşırılması. Ama işin içinde jamesin ezeli rakibi spektera da var, bir nevi agresif fetö teşkilatı. Ruslar aslında cihazı istanbuldan kaçırıp moskovaya getirseler iş çözülecek ama aksiyonun pich olmaması lazım ve senaryo da bööle. Filmde bondun casusluk ve muharebe yetenekleri kadar, kadınlar üzerindeki mıklatıs etkisi de işe yarıyor. Sevişme yeteneği olan ne kadar kadın varsa (-50) bonda yalvarıyorlar. Bu filmde 6 kadın ile yattı, en az 6 tanesini de taça attı. O yıllarda holivutun kadına bakış açısı mı buydu, veya bond karakterini eşsiz kılmak için mi tasarlandı bilmem. Şimdiki bondlar kadınla yatmadan önce birkaç kez hayatını kurtarıyor da anca alıyor ödülü. Neticede karakterin ekmek kapısı bu, sevişmek te hayata dair, senaryoya da dahil. İstanbulun klasik ötesi film malzemeleri sultanahmet meydanı, ayasofya, eminönü, kapaliçarşi, taksim, galata köprüsü, kızkulesi, yerebatan, kabataş, boğaz vapuru, rakı, çingene gecesi, meşhur otellerden biri. Hele yerebatan sarnıcında yüzme bilen fareler, ve sarnıcın üstünde rus konsolosluğu olması, burada periskopla rusların gizli toplantısını kabak gibi izlemeleri, rus görevli ablamızın james bonta aşık olup saf değiştirmesi, rus istihbarad şefinin spektara çalışması, yani filmde rusları aptal yerine koyan o kadar malzeme kullanmışlar ki, cihazı aşırmak için bontu istanbula götürmeye gerek yoktu, doğubanktan bile alınabilirdi az bir farkla. Tabi 1963 istanbulu, daha sıkıyönetim var, darbe yeni sayılır, amerikan hayranlığı en üst düzeyde, filmin çekildiği yerlerde insan kalabalığını çok zor zaptetmişler. Herkes 1.90 lık şeen koneriyi görme derdinde. Hatta olay sahiplenilmiş, en az 1 sene filmin anılojolisi konuşulmuştur. Rus büyükelçiliği o şişlideki meşhur ikametgah. Bahçeli konak. Bulgar sefaretiydi galiba. O yılların halkı, halkımız o kadar sevimli ki, neşe sevinç taşkını adeta. Ama filmin yan oyuncusu Türkleri yabancılar oynamış, orjinal sesleri dinlerseniz, adeta bir kurbağaya Türkçe öğretmişler gibi konuşuyorlar. Şimdi bu filmi arşivden seyreder misiniz bilmem ama, bir çanta cinsine, sonradan akımına adını veren ilk bond çantayı da görebilirsiniz. Çantada bıçak gizli, uyku gazı salıyor, artı mermi çekirdeği ve neden bilmem 50 tane cumhuriyet altını gizli. Aynen bu çanta gibi, tarihte daha neler gizli, ve aynı, zamanda günümüzün ortak olduğu geçmişten izler, alışkanlıklar, yaşanmışlık ve geride bırakılmışlıklar...

22 Ağustos 2026 Cumartesi

Miras

Her önemsiz insan gibi ben de kendimden sonraya intikallerimle hatırlanacağım. Zamanla 3 kelimeden 1 e düşecek anma başlıklarım, farkındayım. Elbette aileme kalan maddi unsurlardan behsetmiyorum. Buradaki blok kalacak mesela, beni tanıyanlara bir pencere yadigarım olsun. Resimlerim kalacak tabi, maddi veya hafızalardaki. Onlarda da yaşayan birisi olarak gülümseteceğim. Zor anlarda benim davranış ve düşünce tarzımı hatırlayanlar da devamımı sağlayabilir. Bak bu da bir miras. Tanıyan edenler gittikten sonra birşey kalacak mı, esas soru burada yatıyor. Belki dilden dile yürüyen benden hikayeler vardır, bilmediğim, belki masallar, veya kahramanlık hikayeleri. Belki üzerinde titrediğim adamlık oluşumları. Veya vatan sevgisi, insan ve hayvan sevgisi. Belki de bir koku olacağım sadece ruhların burnunda tüten. Veya kalıntılarım bir dna zincirine halka olacak, ve içiçe olacağız sonsuza dek. Sizlere hiç kırılmadım, demek yine kırılmayacağım. Miras bu benden....

20 Ağustos 2026 Perşembe

Ferih EGEMEN

77 senesinde nilüfer hatun (15. mektep) ilkokulunda başladı öğrenci hayatım ve halen daha sürmektedir. Nilüfer hatun cumhuriyetin 15 numaralı mektebiydi çünkü. İlk öğretmenim de Nebile çelikkol hanımefendidir. Hatta soyadının gerçek olduğunu düşünür, hata yaparsam suratımın dağılacağı vehmine de kapılmışlığım olmuştur. İlkokullarda sınıfın son aylarında müsamere düzenlenirdi. Düşünün o yıllardaki kültürel düzeyi, şu an maksimum geri viteste bir milletiz ya müsamerenin ne olduğunu bilen kişi sayısı bile azdır. Bizim yıl sonu müsameremiz de "bir çin masalı". Yazan ve sahneye koyan isim ise Ferih Egemen. Küçük, tıknaz, güleç, çilli, şapkalı pardesülü, ince bir ses ve cumhuriyetin tiyatro atılımında ilk üç isimden biri. Adile naşit, gazanfer özcan, selim naşit gibi efsaneleri yetiştiren bir kaynak insan. Çocuk tiyatrolarında ihtisas yapmayı seçmiş, yani mutluluğumuzun mimarlarından biri olmuş. Bir çin masalı müsameresinde ben çin kralının arkasındaki muhafız, kırmızı parlak elbisem, gözümde çekik boya. Çin kralı bayram kuzu, kralın kızı da uzan ailesinden Ayla uzan. Ferih egemen benim çekik göz makyajımı ilk gördüğünde maymuna benzetmişti, o zaman az yapılan bir espriydi, ne mutlu bana ki ferih egemenin sahne ekibinden biri olabilmek şerefini de bohçama attım. Son oyunu oldu çin masalı, 78 senesinde rahmete erdi. Ruhun şaad olsun küçük dev adam.

16 Ağustos 2026 Pazar

Damarımdaki ateşle çay demliyorum

Bildiğiniz mustafa var, bir de bilmediğiniz 140 iq ile en derinlere dahi inebilen mustafa. Daha çok en var bende bu yüzden ende kaldım boyum çok uzamadı. Mustafa bir kere ateşli bir adam. En yükseğe en uzağa gidebilecek kapasite var ama cesaret buna eşlik ettiği sürece. Tarihteki bütün mustafalar inandığı yolda gitmiş ama gitme diyenler zamanla o yollara düşmüş. Işığın suda kırılması zannetmişler o yolları. Ben ben ben, size konu olmayan bütün konu ben. Ateşinizi koruduğunuz sürece varsınız, yada benim gibi hiç sönmeyen ateşinizde gidecek yolunuz kalmayınca damarınızda çay demlersiniz,