Mustafa Sinan MEHİR
22 Temmuz 2026 Çarşamba
Türkişh Çalışma Hayatı İğrençontolojisi
Elbet ki ben bir insan kaynakçısı, çalışma bilimleri süpervizörü (çbs) filan değilim. Kendi çapımda tecrübelerimi biraz da abartarak, küfürselleştirerek ama belkemiği olan yani yaşanmış hikayelerin yansımalarını buraya asacağım. Ben çoğunlukla müdür ya da müdür olmadan da gözlemlerimle çalıştım. Aynı anda futbolcu, hoca ve seyirci olabildim. Sadece işyeri ve yönetim bazında değil, ama çalışan kesimini bombardo edeceğim. Türk çalışanı genel olarak ücretten maaştan memnun değildir, memnuniyet gösterir ise artış alamayacağı saplantısına saplıdır, bu sebeple hep tetikte, hep kuyukazıcı, hep dedikodusaldır. Bu genel eğilimden sonra çalışanlarımıza mikroskop tutuyorum: Genç çalışanların meşhur nişanlı olma hali vardır. İş hayatına nişanlı olarak resmiyet ( meşruiyet ) kazandırılma gayreti olan nişanlılık, çalışma performansını dibe düşüren ve makul görülmesi istenen sefil bir mazerettir. Evlilik hazırlığı, nişanlı ile olan küsmeler, kavgalar, barışma çabaları, ayrılık acıları, aldatılma seansları ile nişanlı çalıştırmak demek, o iş yerinin de nişanlı olması demektir. Mümkün ise nişanlı lafının N harfini telafuz eden kişiyle çalışılmamalı, işe alınmamalı, alındıysa nişanlısından ayrılnası sağlanmalı, ayrılma primi bile gündeme alınmalıdır. Bir diğer hormonal durum ise, işyerinde açılıp saçılmaya, tekliflere cazip hale geçmeye başlayan kadın personel sorunudur. Hormonel bir açılımdır. İş yerindeki erkek çalışan veya hedef büyükse, şef, müdür, yönetim kurulu, ceo veya patron olabilir. Veya veya mevcut bir gizli ilişkiyi kıskandırma taktiğidir bu dekolteleşme. Diğer kadın çalışanlar bu açılımı ilk teşhis eden kitledir, dedikodular açılır saçılır, dallanır budaklanır. Kadın çalışana uyarıda bulunulması istenir gizli taleplerde, çalışma disiplinini bozuyor ( önümüze geçmeye çalışıyor ) hükmü verilir. Kadın çalışan ise bu uyarı geldiğinde ya sıcakları, ya sağlığını, yada çalıştığı masanın aşırı sıcak yerde olduğu gibi mazeretler öne sürer, aslında taktiğinin bozulmasına aşırı sinirlenir, kadın hakları ihlaline yuvarlar işin sınırını. Kadın dekoltede ısrar ederse diğer kadınlar da dekolte ihlallerine başlar, işyeri seksyerine dönüşmeye adaylaşır, bu hormonel değişim bir kaç kişiye fatura edilir ve arşivlere kaydolunur. Birde birbirine kinlenen ve konuşarak çözmek yerine birbirlerini her ortamda rezil etmeye, yönetine şikayet ederek defterini dürtmeye çalışan kinkardeşler türer. Tek odakları buraya evrildiği için iş 2. plana atılır, diğer kişiler de bu çekişimi eğlence ile seyreder, her iki tarafa haklısın haklısın diyerek çekişmeyi büyüterek eğlence edinirler. İş yerinin marjinal potansiyelinin de ağzı sikilmiş olur, dövüşçü horozların günahı da yöneticilere fatura edilir. Bir de yönetici olmak için veya neden ben yönetici seçilmedim diye kendilerine kazı alanı seçen küçük emrah potansiyelistleri bulunur. Genellikle anneleri, teyze veya halaları veya sevgili-arkadaşları tarafından gazlanan kitledir. Dayanabildikleri yere kadar kulis yaparlar, yöneticinin hatasına odaklıdır, veya hata yapması için tuzaklar kazma halleri bakidir. Bütün çabalar sonunda Yüzde 90 başka işe geçiş aşamaları ile işyerinde hayatları yüzde 90 cinsinden devam eder. Hemen her işyerinde ise öksürtücüler vardır. Oradaki ekmekleri sizin fikir ve dedikodu veveya eleştirilerinizi yönetime patrona raporlama şeklindedir. Bu özellikleri sayesinde performansları yönetimce denetlenmez. Kendileriyle iyi geçinilmesi avantajı bunları mutlu eder. Hatta kendisine alt bilgi grupları veya ajanları veya ekibi kurarlar. Yani en önemli şey bilgidir, bilgi ne olursa olsun ister iyi ister iğrenç. Genel olarak bu uzun yazıda beni en çok tırmalayan, beyin hasarı veren tipoloji ve vakâları kritize ettim, ama daha çok var bunlardan, yani tiyatroya gitmesek bile tiyatronun gönüllüleriyiz. İyi seyirli mesailer diledim, saygı ve uyarılarımla iyi akşamlar.
20 Temmuz 2026 Pazartesi
Mutluluk Savaşları
Yıllara göre Türkiyede mutluluk nasıl yaşandı konusuna kendimce yorum getireceğim. 1950 lerde amerikan tarzı olmaya özenmek mutluluktu. Arabaları, dansları, twisti, rakunralı, filmleri ile yani, amerikan kültür ithalatı ile mutlu olduk. 1960 larda sentezlendik, müziğimizi harmanladık, farklı akımlar ile moderenleşme, zeki müren ajda pekkan, elvis, betteles, gazinolar, 68 kuşakları bu 10 yılın mutluluk tanımlarıydı. 1970 ler çalkantılarla hafızamıza damga vurdu, mini etek, ispanyol pantolon, uzun saçlar, türk sinemasının kapalı gişe zamanlarıydı. Televizyon ve telefon ile uygarlığa bir adım daha yaklaşır gibi olduk. Evler buzdolabı, çamaşır makinesi gördü. 1980 ler daha renkli geçmeye adaydı, başta darbe ile sallandık ama özallı yıllar, kdv, hayali ihracat, bankerler, video player, renkli televizyon ve tavernaların doğuşu ile hayatımız renklendi. 1990 lar siyasetin en derin uçurumları, sivas katliamı, meçhuller ile geçti. Mutluluğun aynası ise atlatılan krizler oldu. 2000 lerde, türkiye artık geçmiş krizleri unutmak için daha büyük bir kriz olan tayyibi seçti. Ekonomik bir refah göründü ilk yıllarda. Sonradan içi açılacak fıçıcık diyebilirim. Mutluluk bilgisayara, cep telefonuna, sosyal medya iletişimine kaymaya başladı. 2010 larda artık beynimiz teknolojiye emanetti, algı ve propaganda rüzgarları esti. Toplumsal farklılıklar belirginleşti. Ayyuka çıktı, Türkiye dıştan bir alttan parça parça oldu. 2020 lere gelince, artık birer mikroçipiz, işlemciyiz, eskiden yaşadığımız mutlulukları anar anar dururuz. Belki benim yaşım başım böyle düşünüyor, belki de tarih benimle aynı kanıda. Savaşa devam...
18 Temmuz 2026 Cumartesi
Hamamböceği level 4
İnsanları gözetliyor musunuz bakir gözlerle, evrensel tarafınızla, sofistike bakış açılarıyla? Ve istanbulda yaşayan insanları? Eğer gerçekten görebiliyorsanız, ve hamamböceklerini de gözlemlediyseniz, sanırım bir eşleşme çıktı beyninizde. İlk eşleşme şu, insanların güdüsü; -yaşasam ne yaşamasam ne? Evet hamamböceği de bir dakika önce pıtır pıtır, bir dakika sonra ters dönüp birkaç çırpınış sonrası rüzgar tarafından sürükleniyor. İnsanlardaki iletişim dijital mecralarda erimiş, hamamböceklerininki de arasıra dikeyleşen antenlerinde. İnsanlar aklını kullanmayı bırakmış aynen kafası koptuktan sonra bile yaşamaya devam eden tek canlı hamamböceği gibi, bu sayede 400 milyon yıldır yeryüzündeler. Elbette insanlar hamamböceği#1 ile eşit değil çünkü arada seviye farkı var, insanlar level#4. Daha çok ortak nokta bulabilirsiniz gözlemleriniz çalışıyor, antenleriniz algılıyorsa.
16 Temmuz 2026 Perşembe
Dünya kupasının hülasası
Futbola ilgiliyim demene gerek yok bu yazı için, nefes al yeter. Amerika kanada meksika dediler ama kanada meksika sadece süsleme içinmiş yani amerika dünya kupası nihayete geldi. İyi de oldu benim için, uzun bekçilik gecelerim topun peşinde geçti. Fakirlerle zenginlerin kapışması zevkliydi. Çuraçao, yeşil burun, ortalama afrika ülkeleri bu turnuvanın fakirleri epey sükse yaptı, müslümanlarda fas başı çekti, iran yenilmeden elendi, arabistanın nefesi bir yerde bitti, katar ürdün ırak figüranlıktan ileri gidemedi. Rüya görme olayında norveç, belçika meksika paraguay ve amerika uyanma vaktini görmüş oldu. Türkiye tatilin önemini vurgular nitelikte bir performans sergiledi, şimdi gece dans edip sevişiyor sabah deniz havuz egzotizm dünya kupasında finalde Türk damgası var. Sonuca gelirsek, dünyanın en realist futbolunu oynayan ispanya ile, dünyanın futbol büyüsü taktiğiyle oynayan Arjantin olmak üzere iki takım hakederek finale geldi, gönlüm Arjantinden yana mantığım ispanya diyor, gönüllerin şampiyonu belli ama, Türkiye olurdu genelde ama yeşil burunlu Çuraçao bunu bizden kaptı.
15 Temmuz 2026 Çarşamba
My 15 Temmuz
Herkezin bir 15 temmuz hikayesi vardır ucundan ucundan. Çoğu yaşadığı şaşkınlık dehşet ve aptallaşma üzerinedir. Önemli bir çoğunluk ta kendini cepheye atma hikayesi uydurur, oysa reaksiyonel olarak kendini sokağa atan toplam 20 bin kişidir, sonradan ( bastırılma sonrası ) 3 milyon kişi daha güvenli gösterilere katılanlardır. Ben bu 20 binden biriyim. Sonradan 15 temmuzcular bana yavşak takımı olarak geliyor ama hak veriyorum önce can sonra canan. 15 temmuzdan anlaşılması gereken tarihi ders şudur, dostunu arkadaşını yoldaşını sağlam seç, seçmedin diyelim, bu son seçimin olabilir. Atatürkün kurduğu cumhuriyet ilkelerinden başka Türkün dostu yok ama anlayana.
14 Temmuz 2026 Salı
Hey ahbap baksana
Haluk levent'in çok doğru bir stratejik pazarlama mantığı ile kurduğu dernek ahbap derneği. Yani akraban neyin olmasak bile biz senin birşeyiniz. Sebebi; zalim anlayışsız empatisiz içe dönük bir kabahat şebeki şebekesi olan Akapa imparatorluğu. Özellikle muhalif kitle bu derneği benimsedi. Kızılayı, afadı, ihaa sı bilalin embesilleme dernekleri varken hem de, bu derneğe daha bir güvenle sarıldı sarmalandı. Bildiğiniz etki tepki kuramı. Haluk levent müzisyen rakçı ama adanalı ve bizden biri. Haliyle kumar tımar işlerine sardı, hayatı boyu bitmeyecek sarmala saplandı, borç ve yükümlülükleri var bitmeyecek cinsten. Aynen senin benim olduğum gibi. Depremde kontrollü olarak yardım faaliyetleri organize etti ve asla afadla kızılay ile rekabet etmiyoruz ilkesiyle yürüdüler. Ama reis bu ahbap'a fena gıcık oluyordu, sikmişim ahbapı da mehtapı da diyordu içinden. Çünkü reyis emekliyi enflasyona ezdirmez, depremzedeyi açıkta bırakmaz, yani saray duvarlarıyla koşullu her konuda babayiğitti, sikerdi ahbapı da mehtapı da. Zamanı geldi ve şimdi ahbapı oymaya başladı, senaryolar, haluğun kaçış rotası, tapular kapular, para hareketleri trafiği ne menem yargısal konular varsa ahbap 2 hafta filan gündemimize hoşgeldi. Neticede ahbapın birinci ahbapı CHP oldu, kader ortaklığı cinsinden. Siz siz olun, reisin eksik kalan bişeyini akapadan izin almadan (payını ayırmadan) yapmayın. Mazallah, komşu kızınız Özlem veya anası müberra üzerinize kalabilir. Ahbapınız ve mehtabınız bol olsun.
13 Temmuz 2026 Pazartesi
Cavit
Cavit 1980 yılında, rüzgarların terse döndüğü o gri günlerde istanbul paşamandıra köyüne doğdu. Doğum bazen kaderinizi çizer, aynen isminiz, veya düştüğünüz aşk, veveya kayıplarımız gibi. Uzun boylu bir çocuktu, mahallede adı fidan cavit, okulda sırık cavit, erken iş hayatında zürafa cavit, yani bir sürü cavit oldu bulunduğu toplumun boy ortalamasına göre. Liseyi 2 yılda bitirdi yani 3+2 yılda. Üniversite sınavında 76.dilime girince sistemle tanışmış oldu. Kendi ticaretini yapacaktı, Beylikdüzünde arkadaşlarıyla dekorasyon malzemeleri işine girdi ama iş de ona girdi. 93 senesi rakamlarıyla 321 milyar lira, icradan 240 milyarlık yapılandırma ile kurtuldu artı beylikdüzü insanı ile tanışmış oldu. Sonra tekstil dedi her Türk gibi. Michael Tomatto Tiffanny coo markasına gömlek ürettiler, ama sahibi kürt olan bu tekstil şirketi de o zamanın parasıyla 550 milyar giydirdi cavite. Cavit sistemle barışmak için düzenli bir bekçilik işine girdi, 11 senedir sistemle barışık ama ayda eksi 20 bin lira ile bir aile olarak caviti uzun boylu sorunlar bekliyordu, belki at yarışı uzmanlığı beni sisteme uydurur diye düşündü ve gününün 6 saatini bu uzmanlığa ayırıyor şimdi, birgün birgün birgün daha. Gün geçtikçe hayatta neşesi eksiliyor ama boyu da huyu da aynı. Neticede hep sonuç bekleyen yazılar yazamam, biraz da hayatı uzun uzadıya geçen insanlara bakmak lazım. Gene sonuç verdim amına koyum. Sistem beni de sikmiş haberim yok.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)